Alaattin Aktaş: 'Enflasyonda YEP’e mi inanacağız, Merkez Bankası’na mı?'

Türkiye’de son yıllarda yaşanan ekonomik krizle birlikte açıklanan resmi veriler yönelik şüpheler giderek artıyor. 

Bu konuda yaşanan en son örnek Merkez Bankası’nın dün açıkladığı enflasyon verileri oldu. 

Dünya yazarı Alaattin Aktaş’a göre, bir ay önce açıklanan YEP'te ilan edilen enflasyon tahminleriyle Merkez Bankası'nın dün açıkladığı tahminler arasında belirgin bir fark var. Aktaş bugünkü yazısında "Acaba hangisini dikkate almalı, hangisini geçerli saymalı? Hadi bu yılın tahminleri arasında fark oluşmasında bir aylık sürede olanlar önemli etki yaptı, 2021 tahminlerinde de neredeyse aynı ölçüde, yani bu yılki kadar fark var. Onu nasıl izah edeceğiz?” diyor. 

TBMM’ye sunulan 2021 bütçe kanun teklifinin gerekçesinde 2021 enflasyon tahmininin yüzde 8 olduğunun ifade edildiğinin hatırlatıldığı yazıda şunlara dikkat çekiliyor: 

"Geliyoruz düne, 28 Ekim’e... Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, yılın son enflasyon raporunu açıklıyor, bu çerçevede Merkez Bankası’nın bu yıla ilişkin yeni enflasyon tahmini ilan ediliyor. Merkez Bankası bu yılki TÜFE artışını yüzde 12.1 olarak bekliyor, 2021 yılı beklentisi ise yüzde 9.4. Merkez Bankası’nın 2020 enflasyon tahmininin bir ara yüzde 7.4’e kadar çekildiğini, daha sonra yüzde 8.9’a çıkarıldığını ve son olarak yüzde 12.1’e yükseltildiğini de hatırlatalım.

Kafamız ister istemez karıştı...

- Enflasyon tahmini yüzde 10.5 diyen YEP’e mi inanacağız, yoksa yüzde 12.1 diyen Merkez Bankası’na mı, bilemedik.

- Tamam, bağımsızlığı tartışılmaz(!) olan Merkez Bankası YEP’te ne yazılı olduğuna bakmaksızın kendi tahminini elbette ortaya koyabilir; iyi de bu fark nereden kaynaklandı?

- 2020 tahmini YEP’e göre yüzde 10.5, Merkez Bankası’na göre yüzde 12.1; yani arada 1.6 puanlık fark var. Acaba bu farka ekim ayında kurlarda yaşanan artış mı yol açtı? Eğer öyleyse demek ki kur artışı ekonomide hasar yaratıyor. Tabii fiyatların yükselmesi bir hasar sayılıyorsa...

- Diyelim bu fark kur artışı kaynaklı, şu durumda YEP hazırlanırken kurda bir yükseliş olacağı görülememiş. Yoksa YEP hazırlanırken kurda artış olacağı tahmin edildi ama bunun fiyatları böylesine etkileyeceği mi varsayılmadı?

- Bir başka yön; Merkez Bankası enflasyon tahminini nisan ayının sonunda, yani topu topu altı ay önce yüzde 7.4’e kadar indirmişti. 2021’in oranı da yüzde 5.4 olacaktı. Altı ayda 7.4’ten 12.1’e gelmek, gelebilmek, yani üçte ikilik bir tahmin sapması neyin iyi görülemediğine, hesaplanamadığına, dikkate alınmadığına işaret eder? Bu bir zafiyet midir, yoksa “Futbol bir hatalar oyunu, böyle şeyler normal” diyen yorumcular gibi biz de “Ekonomik tahminlerde böyle şeyler olur” diyerek bu durumu geçiştirmeli miyiz?

- Hadi diyelim bu yılın tahmininde bir aylık zaman aralığı böyle bir fark doğmasına yol açtı. Peki ya ta gelecek yıl? YEP’te yüzde 8 olan tahmin, Merkez Bankası’na göre yüzde 9.4. Birileri açıklasa da öğrensek; bir ay arayla dile getirilen iki oran arasında nasıl oluyor da 1.4 puanlık fark oluşuyor? Birkaç ay sonrasının oranından değil, Aralık 2021’den söz ediyoruz."

Alaatin Aktaş, yazısında "Son günlerdeki hızlı kur artışının etkisini bir yana bırakalım; normal gidişatla bile bu yılın TÜFE artışının yüzde 11-12 aralığında gerçekleşeceği aylar öncesinden belliydi” diyor ve devam ediyor: 

"Şimdi Merkez Bankası yüzde 12.1’lik bir tahmine sahip. Bu oran gerçekleşebilir tabii ki. Ama şu gerçeği göz ardı etmemek durumundayız. Eylüldeki kur artışının fiyatlara pek yansımadığını biliyoruz. Ekim oranlarını önümüzdeki hafta göreceğiz. 

Kur artışı fiyatlara pandemi etkisiyle yansımamış ya da az yansımış olabilir. Bu, barajdaki suyun aşırı birikmesine benziyor. Şirketler maliyetlerindeki artışı ya bir şekilde fiyatlarına yansıtacak ya da talep düşüklüğü yüzünden bunu yapamadıkları takdirde giderek daha büyük sıkıntı yaşayacak. Bazen normal bakış açısıyla pek akıl sır ermeyen işler yapılır ya, ama bu işlerin altında başka başka gerekçeler yatıyordur ya, bunun en tipik örneklerinden birini önceki gün yaşadık."

Konu bir diğer Dünya yazarı Şeref Oğuz’un da gündemindeydi. Oğuz bugünkü yazısında şunlara dikkat çekti: 

"Guvernör yani Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal dünkü enflasyon raporu sunumunda; “reel açıdan TL aşırı değersiz, kurla ilgili hedefimiz yok” diyor. Kısaca o da kura bakmıyormuş. Zaten bakılası da değil. Kendinizi Guvernörün yerine koyun; freni patlamış kamyon gibi 9 liraya koşan dolar, bakılası değil. İnsanın içini karartıyor.

Anladık ki Guvernör, sadece enflasyona bakıyor. Zaten yasası gereği oraya bakması lâzım. İyi de enflasyona gözünü dikenin ilk fark edeceği, arkadan elini sallayıp duran dolar; “ben buradayım ve zıplıyorum.”

Bakmak, görmek değildir. Enflasyona bakmak yetmez, onu besleyen dinamikleri de görmek gerekir. Döviz bunların başında geliyor. Döviz dolarken cepler boşalıyorsa talep azalır sananlar yanılıyor zira maliyet enflasyonu arka fonda santim santim ilerliyor.

Döviz kurunun yanında yanacak yaşlar neler? Çok basit bir cevabı var; TÜİK’in sepete giren 418 kalem maldan neredeyse tamamı… Mesela sepetin çeyreğini kaplayan gıda… Tarımda tarla ürünü bitti şimdi örtü altına giriyor; gıdada enflasyon beklentisi 3 puan artmış bile.

Döviz kurunun yanında yanacak yaşlar listesi uzun… Dolarını maaşla almıyor olsan da maaşıyla dolar almaya koşanların gerekçelerini dinlemezsen, doların rekor denemelerini izlemek zorunda kalırsın."