'Alacaklılar Türkiye ekonomisine kayyım atadı'

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, New York'taki temasları sırasında, Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında kurulan Maliyet ve Dönüşüm Ofisi ile 16 bakanlığın temsilcilerinin bulunduğu bir ofisin ABD'li danışmanlık şirketi McKinsey'in kontrolüne verildiğini duyurdu.

Bu karar, ekonomiye 'ABD'li şirket yön verecek' eleştirilerini beraberinde getirirken, Gazeteduvar yazarı Alp Altınörs, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'yi 'şirket gibi yönetme' sözlerine atıfla, "İşte şimdi bşkanlık sistemiyle yönetilen Türkiye Anonim Şirketi'nin 16 bakanlığının 16'sının da temsilcilerinin bulunduğu bir ofis, McKinsey'in kontrolüne veriliyor. Ha Amerika'dan Kemal Derviş'i getirmişsin ha 16 bakanlığı McKinsey'in kontrolü altına vermişsin! Tek adam yönetimlerinin emperyalizm için nasıl da bulunmaz bir nimet olduğu bir kez daha görülüyor" yorumunu yaptı. 

Altınörs, bu durumun dış borç bulmakta zorlanan Türkiye AŞ’nin bütün bakanlıkları uluslararası sermayenin önde gelen danışmanlık şirketinin kontrolü altına verileceği anlamına geldiğini savundu ve ekledi:

"Herhalde Saray erkânı bunu IMF’ye başvurup bir stand-by anlaşması imzalamaktan daha iyi bir seçenek olarak gördü. Fakat McKinsey’in yanında IMF nedir ki? Eğer alacaklılar Türkiye’ye borç vermeyi sürdürmeye McKinsey’den gelecek bir yeşil ışık ile karar vereceklerse hükümet McKinsey’den tavsiye değil emir alacak demektir."

McKinsey'in firmasının geçmişteki çalışmalarını hatırlatan Altınörs, "Piyasa köktenciliğinin savunucusu, kamunun toptan özelleştirilmesi taraftarı, işçi haklarının düşmanı, vahşi kapitalizmin dayatıcısı McKinsey’i 2001 krizinin ardından Derviş programı döneminde banka özelleştirmeleri için yazdığı raporlardan tanıyoruz" görüşünü dillendirdi.

McKinsey'in, ABD tarihindeki büyük mali skandallardan enerji devi Enron’un batışının (2001) da mimarı olduğunu kaydeden Altınörs, "Enron çevirdiği dev finansal spekülasyon çarkı sonucunda batarken kurumsal danışmanlığını McKinsey yapıyordu" ifadesini kullandı.

Ekonomi yönetiminde bundan sonra McKinsey'in sözsahibi olacağını iddia eden Altınörs, yazısını şu satırlarla sürdürdü:

"(McKinsey) bir nevi alacaklıların kayyıma gibi ekonomiyle ve devlet yönetimiyle ilgili her konuda hükümete tavsiyeler verecek, bu tavsiyelere uyulmazsa yeşil ışığı sarı ışığa çevirecek. Bu da yetmezse gözü kendisinde olan uluslararası mali sermaye fonlarına kırmızı ışığı yakıp borç döngüsünü durduracak.

Başkanlık rejimiyle bütçe yapma hakkı Meclis’in elinden alınırken bir Amerikan danışmanlık şirketi ekonomiyle ilgili bütün bilgileri Saray hükümetinden alabilecek. Meclis’in denetleyemediği Türkiye Varlık Fonu’nu Amerikan McKinsey şirketi denetleyecek.

McKinsey olayı çoklarının aklına II. Abdülhamid’in Muharrem Kararnamesiyle kurulan Düyûn-u Umumiye İdaresi’ni getirdiyse bu yok yere değildir. Muharrem Kararnamesi neydi? Borçlarını ödeyemeyen ve yeni borç bulamayan Osmanlı’nın vergi toplama yetkisini Düyûn-u Umumiye İdaresi aracılığıyla alacaklı devletlere devretmesiydi. Böylece Osmanlı yarı-sömürge haline gelmişti. Düyun-u Umumiye döneminde devletin vergi toplayacak merkezi bir aygıtı yoktu. Bu yüzden İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Almanlar vb. gönderdikleri memurları aracılığıyla vergiyi kendileri toplayıp borçlarına karşılık el koydular. Böylece Osmanlı da yeniden dış borç alabildi.

Bugün devletin maşallah vergi toplamakta hiçbir sıkıntısı yok. Vergi gelirlerinin yüzde 70’i dolaylı vergiler (KDV, ÖTV, ÖİV vb.) ile yoksul halkın sırtına bindirilmiş, doğrudan vergilerin  yüzde 63’ü de yine bordro üzerinden emekçilerden kesilmektedir. Bu da yetmemiş olmalı ki, Damat Berat’ın Yeni Ekonomi Programı ‘verginin tabana yayılmasını’ yani az kazananlardan daha da çok vergi toplanmasını hedeflemektedir."

 

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz