Albayrak’ın YEP hedefleri ‘mürekkebi kurumadan’ beş günde çöktü

1 Ekim’de yeni yasama yılına başlayan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin özel oturumunda açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) ve tek kişi yönetimine geçişle birlikte, Türkiye’nin her alanda pozitif ayrışarak ‘dünyanın parlayan yıldızı’ olduğunu söyledi.

Ortaya konulan büyük ekonomik başarıyla salgına rağmen dünyada en hızlı yükselen ekonomiler arasında Türkiye’nin ilk sıralarda yer aldığını kaydeden Erdoğan, buna örnek olarak da eylül ayı ihracatını göstererek aylık en yüksek ihracat tutarının gerçekleştiğini ifade etti.

Erdoğan’ın konuşmasından bir gün sonra, Ticaret Bakanlığı Eylül 2020 Dış Ticaret rakamlarını açıkladı. Anlaşılan, Ticaret bakanı Ruhsar Pekcan Erdoğan’ın TBMM konuşmasına dolgu yapmak ve ortaya bir iddia koymasını sağlayabilmek için, bir gün sonra resmi olarak açıklanacak rakamların tüyosunu önceden Cumhurbaşkanına iletmiş.

Ancak bunu yaparken de son 32 ayın ‘en yüksek aylık ithalat’ tutarıyla rekor kıran eylül ayı ithalatında gerçekleşen artışı göz ardı etmeyi tercih etmiş. Ya da ithalattaki durumun ihracat artışını gölgede bırakacağını, övünmeyi anlamsız hale getireceğini gören Erdoğan, ithalatı es geçmiş.

Ticaret Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, eylülde ihracat yüzde 4,8 artışla 16 milyar 13 milyon dolar oldu. Gerçekten de Cumhurbaşkanının dediği gibi bu tutar, şu ana kadar aylık bazda en yüksek tutarlardan birisi. Bunun yanı sıra, eylül ayları itibarıyla da bugüne kadar gerçekleşen en yüksek eylül ayı ihracatı.

Ancak aylık olarak rekor kıran eylül ihracatına rağmen, bu yılın Ocak-Eylül döneminde 118,4 milyar dolar olan 9 aylık ihracat toplamı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla oran olarak yüzde 11, tutar olarak yaklaşık 15 milyar dolar gerileme anlamına geliyor.

İthalat boyutuna bakıldığında ise bir anda tablonun rengi değişiyor. Nisan ayından bu yana alınan Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla on binlerce ithal mal, ürün, malzeme, hammadde ve ara malının gümrük vergilerinin eylül sonuna kadar yüzde 4-50 arasında artırıldığını, 24 Eylül’de yayınlanan yeni Cumhurbaşkanı kararıyla da ek gümrük vergilerinin süresinin 31 Aralık 2020’ye kadar uzatıldığını anımsamak gerekiyor.  

Bunun yanı sıra, uzun süredir baskılanarak neredeyse 6,85 TL’de sabitlenen Dolar/TL kurunun ağustos ayından itibaren tırmanışa geçerek 7,85 TL’ye kadar yükseldiğini, halen 7,77 TL düzeyinde seyrettiğini de tespit etmek durumundayız. Yani ek vergiler ve kur artışlarıyla ithalat gerçekte oldukça pahalılaşmış durumda. 

Buna rağmen eylül ithalatı yüzde 23,3 artışla 20,9 milyar dolara çıktı. Ocak-Eylül dönemi itibarıyla bakıldığında ise 9 ayda ihracat yüzde 11’e yakın gerilerken, ithalatta yüzde 1,5 artış yaşandı.

İhracattaki performansa, kurlardaki yükselişe, gümrük vergilerindeki artışa ve kredilerdeki yavaşlamaya rağmen, ithalatın yüzde 23 artması, bu faktörler olmasaydı artışın çok daha yüksek olacağını ortaya koyuyor. 

Özellikle son birkaç aydan bu yana altın fiyatlarının yükselmesi, altına olan talebin çok hızlı artması, ithalat artışını körükleyen önemli unsurlardan birisi. Ağustos ayında 4 milyar doları aşan altın ithalatı, eylül ayında da yine 4 milyar dolara yakın. Ancak buna rağmen, altın ithalatı düşüldüğünde bile altın hariç ithalattaki artış yüzde 9’un üzerinde. Yani ithalatın yüzde 23,3 artmasında altın ithalatı önemli unsurlardan birisi olsa da genel olarak ithalattaki artış trendi ihrcatattaki artışın üç katı düzeyinde.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın 29 Eylül’de açıkladığı 2021-2023 dönemi Yeni Ekonomik Program’da (YEP) 2020 yılı için ithalatın bu yıl yüzde 3 gerilemesi öngörülüyor.  Bu hedefin gerçekleşmesi içinse 9 aylık dönemde yüzde 1,5 artan ithalatın, kalan üç ayda en az yüzde 15 gerilemesi gerekiyor. 

Ticaret Bakanlığının açıkladığı son verilerle, eylülde aylık yüzde 192,7 artan dış ticaret açığı, Ocak-Eylül dönemi 9 ayda ise yüzde 80’i aşan artışla geçen yılın 21 milyar dolarlık tutarından 38 milyar dolara ulaştı. 

Dolayısıyla Bakan Albayrak’ın açıkladığı YEP’teki 2020 yılsonu dış ticaret gerçekleşme beklentilerine yönelik hedefler ve ithalattaki gerileme öngörüsü geçersiz hale gelirken, cari açık üzerindeki en etkili kalemlerden birisi olan Dış Ticaret Açığı’ndaki olağanüstü yükseliş de 2020 yılsonu cari açık hedefinin tutturulmasını olanaksız hale getiriyor.

Açıklanan YEP’e göre 2020 yılsonu cari açık öngörüsü 24,4 milyar dolar. Ayrıca GSYH/Cari Açık oranının da yüzde 3,5 olması hedefleniyor.

Oysa Merkez Bankası (MB) en son Temmuz ayına ait cari açık rakamlarını açıkladı ve Temmuz itibarıyla yıllık cari açık 21,6 milyar dolara yükseldi. Ağustos’ta da yüzde 20’nin üzerinde artış gösteren ithalatla birlikte aylık dış ticaret açığı 6,3 milyar, son açıklanan eylül verisiyle de 4,9 milyar dolar oldu.

Dolayısıyla ağustos ve eylül ayı dış ticaret açıklarından yansıyacak ilavelerle birlikte MB’nin iki ay geriden açıkladığı ödemeler dengesi bilançosunda, eylül ayı cari açığının 30 milyar dolara ulaşacağı hatta aşacağı bugünden görülüyor. 

Bakan Albayrak’ın ilan ettiği YEP’teki dış ticaret açığı ve cari açık hedeflerinin gerçekleşmesi için, yılın son üç ayında dış ticaret açığı verilmemesi, ithalatın artmaması, buna paralel olarak da cari açığın en az 5 milyar dolar ve üzerinde ‘FAZLA’ vermesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM açılışında ithalat boyutunu gizleyip, aylık ihracat rekoruyla ‘ekonomik başarı ve dünya yıldızı’ iddiasını dillendirdiği tabloyu, Ticaret Bakanlığının eylül dış ticaret rakamları tekzip ediyor. Tam tersine, yeni hükümet sisteminde açıklanan 3. YEP’in de önceki iki YEP gibi daha mürekkebi kurumadan, beş günde anlamını yitirdiğini, hedeflerinin çöktüğünü, öngörülerinin de iflas ettiğini gösteriyor.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.