May 08 2018

Arjantin'den sonra sıra Türkiye'de

Arjantin ve Türkiye tıpkı bir siyam ikizi gibi benzer sorunlar yüzünden 2001 yılında aynı anda krize girdi. IMF ve Batı ülkelerinin zorlamasıyla her ikisinin ekonomide süper yetkililerle donatılmış ABD eğitimli ekonomistler bakan olarak atandı. Arjantin’e Domigno Cavallo, Türkiye’de Kemal Derviş.

Kaderler burada ayrıldı ve bir süre sonra Cavallo’yu tutuklayan Arjantin dış borçlarını ödememe kararı aldı. Türkiye ise Kemal Derviş’in acı reçetesini içerek yola devam etti. Krizin ardından ortaya çıkan para bolluğu borçlarını ödemediği için uluslar arası piyasaya çıkamayan Arjantin’e fazla yarar sağlayamadı.

Türkiye ise uluslar arası piyasadan en fazla finansman sağlayan ve ekonomisini en çok büyüten gelişen pazarlar arasına girdi.

Geçen 17 yılın ardından Türkiye ile Arjantin’in kaderleri yeniden birleşmiş görünüyor. Bugünlerde yurtdışında hangi ekonomi yayınına baksanız kriz sözü ile birlikte Arjantin ve Türkiye yan yana yazılıyor. Dövizdeki yükselişi önlemek için Merkez Bankası rezervlerini satıp üstüne de kısa vadeli faizleri yüzde 40’a yükselten Arjantin’de buna rağmen sular durulmuş değil. Türkiye ise faiz artırımı ve Merkez Bankası’nın dolaylı müdahalelerine rağmen doları durdurabilmiş değil.  

Dünya’dan Osman Ulagay, Arjantin’deki sorunun kaynağında Devlet Başkanı Macri’nin popülist politikalarının etkisi olduğunu belirterek, ‘Arjantin’den sonra Türkiye mi?’ sorusunu gündeme getiriyor. Ulagay şunları yazıyor:

‘Küresel finans piyasaları, Arjantin’den sonra en yüksek riskli yükselen piyasa (YP) ülkesi olarak Türkiye’yi görüyor. Türk lirası en hızlı değer kaybeden YP parası sıralamasında en başlarda yer alırken dolar bazında borçlanmış olan Türk şirketlerinin sorunlar yaşayacağı da konuşulan konular arasında. Erken seçim kararı sonrasında çeşitli kesimlere yapılan cömert vaatler de popülist uygulamalarda ipin ucunun kaçtığını ve ekonomideki dengesizliklerin artacağını düşünenlerin kaygılarının artırıyor.’

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN