Can Teoman
Ara 30 2017

Asgari ücret zammının anlamı: Hazine daha çok borçlanacak

AKP iktidarı bir yandan faizlerin düşmesini isterken, diğer taraftan bütçe harcamalarını artırarak Hazine’yi piyasalardan daha fazla borç almaya zorluyor. Bu da faizlerin yükselmesine neden oluyor.

Son iki ayda çiftçilerin kredi borçlarını erteleyip sübvansiyonlu yeni kredi dağıtan, ek istihdam için alınacak işçilerin yılda altı maaşını ödemeyi taahhüt eden, Kredi Garanti Fonu aracılığıyla yüz binlerce işletmeye düşük faizli borç veren ve 1 milyondan fazla taşeron ve memur alımı yapan iktidar, bütçedeki gediklere bir yenisini asgari ücretle ekledi.

Asgari Ücret belirleme toplantıları bugün sona ererken, yeni yıldaki asgari ücret tutarı 199 TL yani yüzde 14.2 zamla 1.603 TL olarak belirlendi. Toplantı sonrası konuşan Çalışma Bakanı Julide Sarıeroğlu, asgari ücretteki devlet desteğinin ise 2018’de de devam edeceğini açıkladı. 

Kasım ayında ayında bütçe çalışmaları sırasında Meclis’te bilgi veren Maliye Bakanı Naci Ağbal ise 2018 yılında asgari ücrette devlet desteğinin 2018’de biteceğini belirtmişti.

Ancak aralık ayında asgari ücret görüşmelerine katılan patron ve işçi sendikaları 2018’de asgari ücretlinin daha yüksek zam alabilmesi için devletin sağladığı desteğin devam etmesinde ısrarcı olmuştu.
 

Devlet son iki yılda asgari ücrete aylık 100 TL ek destek sağlarken, 2017’de bu destekten ayda ortalama 9 milyon 693 bin kişi ve 1 milyon 679 bin işyeri yararlandı. 

Destek nedeniyle bütçeden aylık ortalama 839 milyon TL ödeme yapıldı. 2018’de desteğin devam etmesi nedeniyle bütçeye 11-12 milyar TL arasında bir ek yükün geleceği tahmin ediliyor.

Yaşanan son gelişme AKP’nin 2019 Başkanlık seçimlerine yönelik bir ‘seçim ekonomisi’ uyguladığı ve son dönemde art arda yapılan harcamalar nedeniyle bütçede tıpkı 90’larda olduğu gibi yüksek açıklar oluşacağı yönündeki tartışmaları daha da alevlendirmesi bekleniyor. 

Yüksek cari açık ve bütçe açığının birleşmesiyle 2001 yılında ağır bir travma yaşayan Türk ekonomisi krizin ardından alınan kararlarla bütçe açıklarını sınırlamış bu sayede ölümcül olarak kabul edilen ‘İkiz açık’ sarmalından kurtulmuştu. 

Bütçe açığının düşürülmesine paralel olarak Hazine borçlanma ihtiyacının azalmasıyla, yurt içinde faiz oranlarının hızla düşürülmesi sağlandı. 

Böylece hem ortaya çıkan ‘servet etkisi’ hem de daha ucuz finansman avantajıyla özel sektörde yatırım ve tüketimin artırılması başarıldı ve ekonomik büyümeye imkan tanındı.

Buna karşın son yıllarda artan kamu harcamaları nedeniyle Türk ekonomisini büyüten bu itici güç tersine işlemeye başladı. Hazine 2017’de kamunun finansmanı için geçmiş yılların tersine ödemelerinden daha fazla borçlanmaya başladı. 

31 Ekim’de açıklanan Finansman Programı’na göre Hazine 2017 yılında 140.7 milyar liralık ödemesine karşın iç ve dış piyasalardan 162.3 milyar lira borçlanmış olacak. Programa göre Hazine 2018’de de iç ve dış piyasalara anapara ve faiz olmak üzere toplam 163.8 milyar lira ödeyecek.

Piyasalardan da bu miktarda yeni borç alınması öngörülüyor. Ancak son dönemde kamu harcamalarını artıracak kararlar nedeniyle Hazine’nin kamuyu finanse etmek için daha çok borçlanması ve bunun da faiz oranlarını yukarı çekmesi bekleniyor. 

Bütçe açığının finansmanında bir başka yol ise vergileri artırmak. Fakat kamu zaten son aylarda önemli miktarda vergi zammı yaptığı için seçim öncesi tüketicinin moralini bozacak yeni vergi paketlerinin gelmesi zor gözüküyor.