Bakanlar Kurulu toplantılarını iyi takip edelim - Emre Alkin

Değerli Dostlar. Biliyorum sabahtan akşama o kadar çok açıklama yapılıyor ki takip etmekte zorluk çekiyorsunuz. Açıkçası ben de zorluk çekiyorum. Yine de Bakanlar Kurulu Toplantılarından sonra yapılan açıklamaları kaçırmıyorum.

Bu hafta gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu Toplantısından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı açıklamalarda iki önemli konu dikkatimi çekti:

- Yunanistan ile aramızdaki gerginlik büyüyecek

- Faizler bir süre daha değişmeden yola devam edebilir

İlk maddeden başlarsak: Bakanlar Kurulu Toplantısından önce güvenilir kaynaklardan elde ettiğim bilgilere göre Ege'de Türk Donanması ve Yunan Donanması arasında sıcak temas kaçınılmaz hale geldi. Karadeniz'deki Savaş Gemilerimizin bölgeye sevk edilmiş olması, 14 Denizaltımızın 10 tanesinin bölgede bulunması ve SİHA'aların gökyüzünde hakimiyet elde etmiş olması sebebiyle, Yunanistan'da bir dizi acil milli güvenlik kurulu toplantıları düzenlemekte.

Sn. Erdoğan'ın açıklamalarından anlıyoruz ki, Türkiye Bölgeye hakim olmaya kararlı ve "angajman kuralları"nın uygulanması konusunda tereddüt göstermeyecek. Yani, karşı taraf heyecana kapılıp taciz ateşi açarsa misliyle karşılık verilecek. Açıkçası, bundan önceki zamanlarda iki ülke sayısız defa Ege'de gerginlik yaşadı ama bu sefer yaşanan ya da yaşanacakların boyutu daha büyük olacak gibi gözüküyor. Hem Çağrı Erhan Hoca'nın hem de Ahmet Kasım Han Hoca'nın analizlerini takip etmekte fayda var.

Faiz konusunda Sn. Cumhurbaşkanı'nın tavrı yine net olarak ortaya çıkıyor. Pandemi Sebebiyle kırılgan şekilde düzelmeye devam eden parametrelerin faiz yükselişiyle bozulmasının istenmediği ortada. Ancak Merkez Bankası Ortalama Faizinin de yükseldiği gözle görülen bir gelişme. TCMB Fonlama Faizi % 9'a doğru yaklaştı. Politika Faizi % 8.25 'te kaldı ama bir ara gösterge tahvilin faizi  % 14.50 'leri gördüğünü, bankalarda mevduat faizinin % 11'lere yükseldiğini müşahede ettik. Özetle, Merkez Bankası'nın bu aşamada faizi sabit tutması ya da düşürmesi, politika faizleri ve piyasa faizleri arasındaki bağlantının kopması anlamına gelecek. 

Diğer yandan faizlerin yükselmesi, daha önce verilmiş olan kredilerin daha yüksek maliyetle yüzdürülmesi anlamına da gelecek. Bu durum finans kurumlarını olumsuz yönde etkileyecektir. Demek ki, döviz kurlarının yaratacağı tahribat ile faizlerin yaratacağı tahribat arasında bir tercih yapılmış gözüküyor. 

Şimdi de Altına bakalım. Çünkü herkes merak ediyor: Çok net söyleyeyim harika bir "sat-al" fırsatı yaşandı. Bir hafta içinde 492 TL'den 434 TL'ye yaşanan düşüş % 13 civarında bir hareket. Bu arada "Alamadım çünkü çok yüksekti" diyenler için de alım fırsatı verdi.

Tabii, "o sırada çok meşguldum bakamadım" vs diyenler olabilir. Herkesin kaybetmeye bir bahanesi var ama kazanınca kendinden biliyor.

Daha önce Dan Levent ile yaptığım canlı sohbetlerde, değerli uzmanın "aktif takip edin" şeklinde uyarıda bulunduğunu hatırlatmak istiyorum. Tabii, herkesin aynı hatayı tekrarlama özgürlüğü var bu ülkede. Biz görevimizi yapıp uyaralım. 

Bu yazı Emre Alkin'in blogundan alınmıştır