Can Teoman
Ağu 18 2019

Bankacılık: Kredi veren zarar, vermeyen karlı çıkıyor

Banka, düşük fiyatla (faiz) para alıp, yüksek fiyatla satan şirkettir. Dolayısıyla bir bankadan her kredi verme işleminden kar elde etmesi beklenir. Uygulamalar da daha çok kredi veren bankanın daha çok, az kredi veren bankanın ise daha az kar elde edeceğini gösterir.

Yukarıdaki sözler finans sektöründeki matematiksel rasyonalitenin ifadesi. Ve elbette istisnalar var.

Örneğin banka kredilerini patronun isteği doğrultusunda rasyonel olmayan yatırımlara aktarabilir. Sonuçta zarar oluşur. 2001’de banka patronlarının yan işlerine açılan kredilerin batması bunun bir örneği.

Ya da banka yönetimi kar amacı gütmeden, başka motivasyonlarla yanlış yatırımlar yapar. Mesela bankanın siyasete bulaşıp belli bir kesimin politik çıkarları doğrultusunda verimsiz alanlara yatırım yapması gibi. Sonuçta yine zarar ortaya çıkar. Yine 2001 krizinde kamu bankalarının çöküşüne neden olan görev zararları bunun bir sonucudur.

Bankanın mali yapısını bozan etmenler ne olursa olsun aynı temel ilkeye dayanır. Patronun-yönetimin isteği doğrultusunda yapılan yatırımların, maliyetini karşılamaması.

Tıpkı ve yine bugünlerde Türk bankacılık sisteminde görüldüğü gibi…

BDDK verilerine göre Türk bankacılık sisteminin toplam karı bu yıl Haziran sonunda yıllık bazda yüzde 14.6 azaldı. Enflasyonu da hesaba katarsak karın üçte biri uçup gitti.  

Ana kırılımlarına bakıldığında olay daha da dramatikleşiyor. Sektörün kredi verme yükünü çeken en büyük 10 bankanın net karı yıllık bazda yüzde 24.3 azaldı. Kamu, özel ayrımı yapıldığında ise kar düşüşü sırasıyla yüzde 44.8, 13.6 oluyor.

Buradan bir bütün olarak Türk bankacılık sisteminin asıl olarak kamu bankalarının karlılıklarındaki olağandışı düşüşün etkisiyle kötü bir yıl geçirdiği sonucuna ulaşmak mümkün. 

Oysa kamu bankaları geçen bir yılda kredilerini özel sektörün üç katı hızla büyüttü. İlk 10’daki 3 kamu bankasının kredi büyüme hızı ortalama yüzde 22 olurken, aynı listedeki yedi özel bankanınki sadece  yüzde 6.7.

Bu rakamlara göre beklenen kamu bankalarının karlılığında düşüş değil, sektörden aldıkları pazar payının büyümesiyle birlikte karlılığın artmasıydı. Tersinin olması ise elbette yazının girişinde aktardığımız istisnai durumlardan kaynaklanıyor.

Türkiye’de istisnai durum örneklerden de anlaşılacağı üzere siyasi patronajdır. Bu nedenle kamu bankaları zarar edeceğini bile bile daha fazla kredi açmış ve sonuçta karlılığı çok hızlı düşmüştür. Ancak siyaset sadece kamu bankalarına değil özel bankalar için de etkili olmuş ve onların bir bölümünün de bile bile kredilerini ve zararlarının artırmasına neden olmuş gözükmektedir.

Karlılıkta düşüşün asıl unsurunu ise bankaların halktan topladıkları para ile sattıkları para arasındaki makasın tersine dönmesinden kaynaklı değil. Çünkü bankacılık sektörünün karı yüzde 15’e yakın azalsa da, net faiz gelirleri son bir yılda yüzde 10 büyüdü. Yani öyle ya da böyle mevduatlara ödenen faiz ile kredilerden alınan faiz arasındaki karlılık hala artıda.

Buna karşın, patronajın, yani mevcut durumda kamu yönetiminin, aldığı kararların piyasa şartlarıyla uyumsuzluğu karlılıkta asıl kırılma nedeni.

Ekonomi yönetimi bir yandan seçim öncesi ani bir şekilde kredi büyümesi amaçlayıp banka yöneticilerini buna zorlarken, diğer taraftan alınan bu kararlar kurlarda dalgalanma ve Türk bankalarının temel nakit akışını yönettiği swap piyasasındaki faiz yükselişlerine yol açtı. Bu da bankaların günlük likidite yönetiminden kaynaklı ticari zararlarını çarpıcı şekilde artırdı. Aşağıdaki tablo bankaların yıllık kredi, ticari kar/zarar ve net kar değişimlerini gösteriyor.

           

Kamu bankalarını hesapsız kredi büyümesi vurdu

         
Banka Toplak kredi değişimi (%) Ticari kar/zarar değişimi (%)

Net kar değişimi(%)

   
Ziraat 21,4 52,6 - 37,6    
Halkbank 21,2 29,1 - 67,5    
Vakıfbank 24,4 * - 41,0    
Toplam 22,1 83,6 - 44,8    
Banka Toplak kredi değişimi (%) Ticari kar/zarar değişimi (%)

Net kar değişimi(%)

   
İş Bankası 5,6 201,3 - 23,1    
Akbank 0,5 - 27,2 - 18,7    
Yapı Kredi 11,0 0,4 - 4,5    
Garanti 4,9 194,9 - 6,8    
Denizbank 13,7 - 486,0 - 36,7    
Finansbank 16,9 - 60,3 11,6    
TEB - 2,0 * - 12,6    
Toplam 6,7 16,9 - 13,6    
           

 

Tabloda hızla arttığı görülen ticari zararların temel unsuru kambiyo ve swap işlemlerindeki kayıplar. Bir örnek vermek gerekirse Ziraat Bankası’nın swap işlemleri kaynaklı zararı bir yıl içinde 1.2 milyar liradan 4.7 milyara çıkmış durumda.

Diğer taraftan, tablodan çıkan diğer bir sonuç kamu bankalarının daha fazla kredi verirken, bunu piyasalardan aldıkları kısa vadeli borçlarla finanse etmesi. Para piyasalarında hızlı dalgalanmalar yaşanınca, bu likidite yönetiminden kaynaklı ticari zararları hızla artırıyor ve net karda yüksek seviyeli düşüşlere neden oluyor. Özel bankalarda ise aynı çarkın çok daha makul düzeyde işlediği ve piyasa dalgalanmalarından kaynaklı zararların daha düşük gerçekleştiği anlaşılıyor.

Tabii karlardaki düşüşün tek açıklayıcısı bankaların swap yoluyla aldıkları borçlar ya da yaptıkları açık döviz pozisyonundan kaynaklı zararlar değil. Artan kredi batıklarına bağlı ayrılan karşılıklar da bir başka neden. Ancak 10 büyük banka açısından bakılırsa geçen yıla göre yaşanan 6.1 milyar liralık kar düşüşünün 4 milyar TL’sinin artan ticari zararlardan oluştuğu görülüyor.

Bu verilerden çıkan bir başka sonuç ise bankaların yeterli kaynak toplamadan açtıkları kredilerin zararlarda etkili oluşu. Çünkü rakamlar mevduatlarını yeterince artıramayıp para piyasasından kısa vadeli borç alarak kredi açan bankaların daha çok zarar yazdığını gösteriyor.

Ve tabii ki şu sonuç da ortaya çıkıyor: Para olmadan, siyasetçi zorlamasıyla verilen kredilerin kar ettirmiyor. Bankacılık sektöründe daha çok kredi açan zarar, daha az kredi açanın karlı çıkıyor.

Bu sonuç, ekonomideki büyüme için önümüzdeki günlerde tüm umudunu bankaların daha ucuza ve çok kredi açmasına bağlayan Türkiye için oldukça düşündürücü.

 

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.