Bankacılık krizi ve batık kredilerin üstü altı ay daha örtüldü

Türkiye’de işsizliğin azaldığını, korona salgının ve kapanmaların olmadığı 2019’un da altına indiğini ilan eden Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Eylül 2020 rakamları artık ciddiye bile alınmazken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) aldığı bir karar ile de batık kredilerin gerçek boyutunun öğrenilmesi engellendi. Olası bankacılık ve reel sektör krizi de 2021 Haziran’ına ertelendi.

TÜİK çalışma çağındaki milyonlarca kişinin ve özellikle genç işsizlerin ‘çalışmak istemediği, iş aramadıkları, hatta çalışanların da işten ayrıldıkları’ anlamına gelen rakamlarla doldurduğu bültenle herkesi işsizliğin gerilediğine inandırmaya çalışırken buna tek inanan ve ‘işsizliği azalttık’ diye övünen kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu.

Ancak TÜİK’in örtmeye çalıştığı işsizlik kadar vahim bir başka olay, BDDK’nın aldığı son kararlar ile bankacılık ve finans sektörünü sarsabilecek boyuttaki batık kredilerin gizlenmesi, rakamların verilere yansımasının ve öğrenilmesinin engellenmesi.

Daha önce salgının başlamasının ardından yürürlüğe konulan bir kararla bankaların tahsili geciken, geri alamadıkları kredilerle ilgili yasal işlem başlatma süresi 90 günden 180 güne çıkarılmış ve bu uygulamanın 31 Aralık 2020’ye kadar yürürlükte olacağı açıklanmıştı.

BDDK birkaç gün önce aldığı yeni bir kararla 31 Aralık’ta sona erecek olan bu uygulamayı 30 Haziran 2020’e kadar uzattı.  

Bankaların riskli ve batık krediler için yasal işlem başlatarak, icra-haciz, taşınır-taşınmaz mal ve nakdi varlıklara el konulmasını altı ay erteleyen bu kararın yanı sıra, bankalardan 100 bin dolar ve üzeri tutardaki döviz alım-satımlarındaki bir günlük valör düzenlemesini de kaldırdı.

Kredilerin yasal takibe düşme süresini 30 Haziran 2021’e kadar uzatan BDDK kararının kapsamında ihtiyaç kredilerinin yanı sıra taşıt, konut ve tüketici kredileri ile tüm ticari krediler de yer alıyor.

Söz konusu uygulamadan yeniden yapılandırılan kredilerin yanı sıra, kredi kartı borçları da yararlandırılacak. Salgın nedeniyle açıklanan yeni önlemler çerçevesinde bazı işyerleri zorunlu olarak kapanırken binlerce işyerinin de çalışma süreleri ve hizmet verme imkânları kısıtlandı. Hafta içi akşam saatleri ve hafta sonları ise tamamıyla kapanma uygulamasından dolayı ortaya çıkan gelir kayıpları, kredi ve kredi kartı taksitlerinin ödenmesini zorlaştırdı. Ödemelerin yapılması neredeyse tamamıyla olanaksız hale geldi.

Yasal takibe intikal süresinin 30 Haziran 2021’e kadar uzatılmasıyla bireysel kredi borçluları ve ticari kredi borçlusu işletmeler, şirketler 6 ay daha süre kazandılar. Bankalar da takibe intikal eden krediler için bilançolarında karşılık ayırmak zorunluluğundan kurtuldular ve bilançoları rahatladı.

Bu altı aylık süre uzatımı sayesinde batık ve tahsil edilemeyen kredilerin banka bilançolarında ve BDDK’nın aylık-haftalık bankacılık verilerinde yer alması söz konusu olamayacak. BDDK’nın resmi web sitesinde 4 Aralık 2020 haftasına ait son bankacılık verilerinde takipteki alacakların tutarı 151 milyar 68 milyon TL olarak yer alıyor. Bu tutarın 135 milyar 439 milyon liralık kısmı TL kredileri, 15 milyar 628 milyon lirasını ise tahsil edilemeyen döviz kredilerinin TL karşılıklarından oluşuyor.

Takibe intikal eden 151 milyar liralık kredi tutarının 132 milyar 323 milyon TL’lik kısmı ticari krediler. Yani işletmelerin, işyerlerinin, şirketlerin geri ödeyemedikleri krediler.

BDDK’nın takibe intikal ve karşılık ayırma süresini 180 güne çıkartan kararı Nisan ayından bu yana yürürlükte olduğu için BDDK’nın 4 Aralık verilerindeki 151 milyar liralık batık kredi miktarı da gerçeği yansıtmıyor. 

Fitch ve Moody’s son açıkladıkları Türkiye değerlendirmelerinde bankacılık sektörünün çok riskli bir tablo ile karşı karşıya olduğunu, geri dönmeyen alacakların boyutlarının hızla büyüdüğünü, döviz varlıkları açısından ise bankaların Merkez Bankası’na bağımlı ve mahkûm bir hale geldiklerini vurguluyorlar.

Her iki kredi derecelendirme kuruluşu da 2021 yılının Türk Bankacılık ve Finans Sektörü açısından çok daha zorlu bir dönem olacağı, risklerin artarak devam edeceği uyarısında bulunuyor. 

Moody’s, S&P gibi uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, Türk bankacılık sektörünün batık ve geri dönmeyen kredi risklerinin olağanüstü boyutlara ulaştığını son raporlarında da vurgulayarak risklerin 2021’de artacağı uyarısında bulunuyorlar. Fich ve Moody’s geçtiğimi Eylül ayında art arda yaptıkları bankacılık sektörü analizleri sonrasında kamu bankaları da dahil olmak üzere önde gelen hemen tüm bankaların kredi notlarını düşürmüş, görünümlerini de durağandan negatife çevirmişlerdi.

Moody’s 10 Aralık’ta yaptığı açıklamada ise ‘metodoloji değişikliğine gidildiği’ gerekçesiyle 12 bankanın yabancı para mevduat notunu güncelledi ancak görünümlerini yine negatifte tuttu.

Ekonomi kulislerinde bankaların kanuni takibe intikal etmesi gereken batık kredilerinin tutarının gerçekte BDDK verilerindeki 151 milyarın 3-4 kat üzerinde olduğu 400 milyarı aştığı öne sürülürken, rakamlara yansıması 6 ay daha ertelenen bu tablonun Haziran 2021 sonunda çok daha vahim bir hal alabileceği dile getiriliyor. 

Kredi derecelendirme kuruluşu Standart and Poor’s ise kısa süre önce bankacılık sektörü ile ilgili raporunda BDDK’nın yüzde 4,6 olarak açıkladığı sorunlu kredi oranının gerçeği yansıtmadığını belirterek; “2021’de batık kredi oranının yüzde 11-12’ye ulaşmasını, sorunlu kredilerin (batık krediler ve yeniden yapılandırılmış krediler) ise yüzde 20’yi aşmasını bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

S&P’nin bu öngörüsü halen BDDK’nın son verisiyle 3,6 trilyon TL olan toplam kredi hacminin değişmediği, hiç yeni yeni kredi verilmediği varsayılsa bile 720 milyar TL’lik kısmının sorunlu-batık-yasal takibe intikal etmesi anlamına geliyor.  

Kaldı ki, daha vahim olan bir başka boyut, BDDK kararıyla batık olduğu halde yasal işlem yapılmayan ve altı ay süreyle bilançolarda, verilerde yer almayacak olan bu kredileri kullanan piyasa tanımıyla ‘zombi şirketler, işletmeler’ de battıkları halde altı ay daha yaşatılmış olacak.

Dolayısıyla şu anda yasal işlem yapılmayan, verilere yansıtılmayan batık kredilerin 2021 Haziran sonuna gelindiğinde geri ödenmesi, tahsili mümkün olamayacak. Bu sürede söz konusu sorunlu kredilerin tutarı ve bankalar üzerinde yarattığı risk daha da büyüyecek. Buna ödenemeyen kredi kartı borçları, bireysel krediler de ilave edildiğinde 2021 Haziran’ı bankacılık sektörü açısından bir kâbusa dönüşebilecek.

BDDK’nın yürürlük süresini uzatarak 2021’in ilk yarısının sonuna ötelediği devasa batık kredi ve zombi işletmeler sorunu, muhtemelen o gün geldiğinde eş zamanlı olarak ağır bir bankacılık ve reel sektörde zincirleme iflas-konkordato patlaması krizine dönüşecek.

Şayet önümüzdeki altı aylık sürede Türkiye ekonomisi ile ilgili olağanüstü mucizeler yaşanmazsa, salgın bir anda sona erip, oluk oluk dış kaynak akışı ve döviz yağmuru başlamazsa, şimdilik BDDK kararıyla 6 ay ertelenen bu ağır tablonun ekonomik felakete dönüşmesi söz konusu olacak.

 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.