Başarısızlıklar silsilesi: Demirören İddaa’da da duvara çarptı

Bir iş insanı için otokrat bir ülkede iktidar sahipleriyle kurulan ‘ahbap-çavuş’ ilişkileri normal koşullarda sağlanamayacak düzeyde servet büyütme şansı yaratabilir. Aslında çoğunlukla da böyle olur.

Bugün ultra lüks ve muazzam servetlerin sembolü olan Rus oligarkları ya da Meksikalı Carlos Slim gibi zenginlikte dünyanın zirvesine çıkan ünlü isimler düşünüldüğünde, hemen hepsinin varlıklarının büyük bölümünü iktidarla olan sıkı ve biraz da kural dışı ilişkilerin etkisi altında elde ettikleri rahatlıkla görülebilir.

Yani hukuksal olarak az gelişmiş ve rekabete açık olmayan ülkelerde iş insanları için zenginliğe giden yolun temel anahtarlarından biri iktidara yandaş olmaktır. Ancak her zaman olduğu gibi temel eğilimi bozmayan fenomenler de yok sayılamaz. İktidara her türlü desteği karşılıklı bir çıkar ilişki içerisinde sağlamasına ve bunun karşılığında kağıt üzerinde almasına rağmen ticari olarak zarar eden patronlar da çıkabilir. Tıpkı Türkiye’de Demirören Grubu ve onun patronu Yıldırım Demirören örneğinde görüldüğü gibi…

Geçmişte Beşiktaş, Total, Milliyet, Demirören AVM gibi yatırımlarda önemli hayal kırıklıkları yaşayan Demirören Grubu’nun son ve iddialı yatırımı İddaa da benzer bir tablo ile karşı karşıya.

Geçen yıl 10 milyar TL ciro yapan ve bu yıl Şubat ayında yapılan ihalede Demirören Grubu’nun yıllık ortalama 20 milyar TL’lik ciro taahhüdü ve yüzde 0.2 gibi, bugünkünün yedide biri gibi çok düşük kar payıyla, işletme hakkını kazandığı İddaa’da işler eskisi gibi iyi gitmiyor.

Elbette İddaa’nın rakamları kamuoyuna duyurulmadı. Ancak Merkezi Yönetim Bütçesi’nde, büyük bölümü İddaa’dan gelen gelirlerden oluşan Şans Oyunlarından Alınan Vergi kalemi geçmiş yıllardaki yüksek performansının aksine 2019’da adeta bir çöküş eğilimine girdi.

Kuşkusuz bunda ülkede yaşanan ekonomik krizin de büyük bir etkisi var. Ancak şans oyunlarından alınan vergilerin diğer vergi kalemlerinden daha zayıf bir performans gösterdiği de bir gerçek.

Hükümet bu yıl için yaptığı bütçede şans oyunlarından elde edilecek verginin yüzde 21.1 artışla 1.4 milyar TL’ye ulaşmasını öngörürken yılın ilk dört ayında gelir artışı sadece yüzde 4.4’te kaldı. Nisan’dan, Nisan’a yıllıklandırılmış büyüme ise yüzde 1.6’yla son 13 yıldaki en düşük seviyeye geriledi. Aralarında İddia’nın da bulunduğu şans oyunlarından elde edilen vergi geliri 2006’dan bu yana yıllık ortalama yüzde 10’un üzerinde büyürken şans oyunları ülkede en hızlı ve istikrarlı büyüyen sektörlerin arasında yer alıyordu.

 

 

Tablodaki veriler İddaa ihalesini alabilmek için Turkcell’in yüzde 0.5’lik teklifine karşın yüzde 0.2 gibi bir kar payı teklifiyle İddaa’nın 10 yıllığına işletme hakkını kazanan Demirören’in zorluklarını gösteriyor. Demirören ülkedeki spor bahislerini düzenleyen İddaa’nın ihalesini kazanırken aynı zamanda devlete de 10 yılda 200 milyar, yani yıllık 20 milyar lira ciro taahhüdünde bulundu.

Bu taahhüdün sağlanamaması durumunda Demirören’in ne tür bir ceza ödeyeceği belli değil. Ancak Yıldırım Demirören ihaleyi kazanmasının ardından kendisine büyük bir nüfuz sağlayan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı’ndan da istifa etmek zorunda kalmıştı.

Kuşkusuz son 17 yılda AKP iktidarıyla sağladığı yakın ilişkiler sayesinde adı ülkenin en ünlü işadamları arasına giren Demirören’in ilk talihsizliği ya da ticari başarısızlığı bu da değil.

Yıldırım Demirören kamuoyu tarafından tanınmasını sağlayan Beşiktaş Kulübü Başkanlığı sırasında Türkiye’nin en sağlam bütçeli kulüplerinden olan Beşiktaş borçları özsermayesinden fazla yani borca batık bir şirket haline dönüştü. Bunda Demirören’in 2004-2012 arasında yaptığı 84 futbolcu transferine karşın futbol takımının sadece 1 şampiyonluk elde edinilmesinin payı büyüktü.

Daha sonra Milliyet ve Vatan gazetelerini satın alarak iktidara açık destek veren yayınlar yapan Demirören her iki gazeteyi de düşen satışlar yüzünden kapatmak zorunda kaldı.

Türkiye’nin en pahalı caddelerinden İstiklal’de tarihi eser konumundaki bir yapıyı tartışmalı şeklide AVM’ye dönüştüren Demirören bu kez de söz konusu caddede profil değişimi sorunuyla karşılaştı. Pek çok ünlü marka satış yapamadığı gerekçesiyle söz konusu AVM’den çekildi.

2016 yılında Türkiye’nin beşinci büyük akaryakıt dağıtım şirketi olan Total Türkiye’yi 356 milyon dolara satın alan Demirören grubu bu kez de devletin fiyat limitlerine takıldı.

Son üç yıldır dağıtım şirketlerinin kar payları üzerinde iktidarın uyguladığı düşüş baskısı artarken, geçen yıldan itibaren akaryakıt fiyatlarında eşel mobil sisteme geçilerek narh getirilmesi, birçok dağıtıcı şirketi ve bayiyi zor duruma soktu. Sektördeki düşük performans nedeniyle uluslararası dev şirketlerin Türkiye’den çekileceğine ilişkin söylentiler iş dünyasında bitmek bilmiyor.

2018’de sansasyonel şekilde Doğan Grubu’ndan Hürriyet, Posta, Kanal-D ve CNN Türk gibi popüler markaları barındıran medya şirketlerini toplam 916 milyon dolara satın alan Demirören Grubu bu operasyon için iktidar kontrolündeki Ziraat Bankası’ndan 675 milyon dolarlık tartışmalı bir kredi çekti. Ancak Demirören’in şanssızlığı ballı krediye rağmen bu yatırımda da bitmedi.

Çünkü Demirören dev medya satın almasını 3.80 TL’lik kur üzerinden gerçekleştirirken çok değil, birkaç ay sonra dolar fiyatı 6 TL’yi geçti. Böylece söz konusu satın alma Türkiye tarihinin en kısa zamandaki en fazla zarar eden yatırımlarından birine dönüştü. Ayrıca satın almanın ardından oluşan toplumsal tepki nedeniyle gazete tirajında ve TV izleme oranlarında hızlı gerilemeler yaşandı.

Hürriyet Gazetesi’nin günlük satışları 320 binden, 240 binin altına indi. Uzun yıllar Türkiye’nin en çok satan ana akım gazetesi olma özelliğini koruyan Hürriyet geçen hafta 238 bin satışla Sözcü ve Sabah gibi gazetelerin altına geriledi.

Demirören öncesi Türkiye’nin en fazla giriş alan internet sitelerinin başında gelen Hürriyet.com.tr ilk 10’dan düştü.  

Doğan Grubu çatısında Türkiye’nin en çok izlenen ilk 15 programı arasında ana haber bültenini düzenli olarak sokan Kanal-D’nin haberleri artık reyting listesinde 30’uncu sıradan aşağı inemiyor. Ve geçmiş yılların aksine en çok izlenen ilk 10 yayın arasında herhangi bir Kanal-D yapımını bulmak giderek zorlaşıyor.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar