Beştepe'den Merkez Bankası'na 'özgürsün ama çok değil' ayarı

Büyük bir siyasi baskının odağında olan Merkez Bankası, üç puanlık faiz artırımı ve sadeleşmeye giderek AKP'nin faiz politikasında büyük çaplı bir gedik açmışa benziyor.

MB'nin bu adımının 'kontrollü özgürlük' olduğunu, yani Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın inisiyatifinin dışında gerçekleşmesinin bir şansı olmadığını ortaya koyan ilk açık ve net işaret Erdoğan'ın ekonomi başdanışmanı Cemil Ertem'den geldi.

Milliyet Gazetesi'ndeki 29 Mayıs tarihli yazısında Ertem, MB'nin kararlarının hükümetin iktisat politikaları ile örtüşmesi gerektiğini iddia etti.

Ertem, bu tezini şu satırlarla savundu:

"Burada siyasi tarafın söylemlerinin de, Merkez Bankası’nın amaç hedefleriyle hükümetin iktisat politikası hedeflerinin nihai olarak örtüşmesi gerektiğine vurgu olduğunu bir kez daha tekrarlayalım.

Bu cümlenin bir diğer anlatımı da şu: Genel kural olarak, merkez bankalarının araç bağımsızlıkları olmalıdır ama amaç bağımsızlıkları olamaz. Merkez bankaları, devletin diğer kurumları gibi, bütün demokratik ülkelerde seçilmiş hükümetlerin, seçmene vaat ettikleri temel hedefleri gözetirler."

AKP'nin iktisat politikasının çerçevesini, 'büyüme ve buna bağlı olarak genel refah düzeyinin artması' olarak niteleyen Ertem, para ve maliye politikalarının birbirini desteklemesi gerektiğini yazdı. 

Türkiye'nin dışa tam açık bir ekonomi olduğunu ve kriz şokları ile karşılaşabileceğini kabul eden Ertem, buna karşı önlem almak gerektiğini kaydetti. Buna örnek olarak da, Maliye Bakanlığı’nın akaryakıtta, kur ve petrol fiyatlamalarını tüketiciye yansıtmamak için geliştirdiği, eşel-mobil sistemi uygulaması olan özel tüketim vergisi indirimini gösteren Ertem, yazısını şu satırlarla sürdürdü:

"Ayrıca bu önlemin enflasyon beklentilerine olumlu katkı yapacağını söylemeliyiz. Yine merkez bankasının son adımının zamanlaması da önemlidir. Merkez Bankası bu adımla, para politikasında görünürlüğü artırmıştır. Merkez Bankası’nın fonlama kanallarının, yeniden normale dönmesi de para politikasının belirsizliği konusunda yapılan tartışmalara umarım son verir.

Şunun bir kez daha altını çizmek istiyorum; Türkiye’nin seçim sonrası için, bir iktisat politikası belirsizliği yoktur. Tam aksine, hem AB hem de ABD tarafında çok ciddi bir iktisat politikası belirsizliği vardır ve Türkiye, bu belirsizliği içeriye en az yansıtacak önlemleri de hızla almaktadır.

Evet, enflasyonla mücadelede finansal istikrar ve para politikası araçlarının önemi ortadadır ancak bunlar kadar, enflasyonun yapısal tarafı ile mücadele de önemlidir. Türkiye, yeni dönemde her ikisini de koordineli olarak yapacaktır. Yalnız parasal ayakta ısrar etmek, hiç şüphesiz, bir kısır döngü oluşturur."

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/cemil-ertem/iktisat-politikasi-belirsizligi-2678101/