Bir yılda yüzde 61 büyüdü: Batık krediler 150 milyarı geçti

Son ekonomik krizde Türk ekonomisi ve bankacılık sisteminin en büyük sorunu haline gelen batık krediler yeni bir rekora imza atarak 150 milyar lira barajını aştı. BDDK verilerine göre Türkiye’deki bankaların takipteki alacakları 24 Ocak’ta haftalık bazda 800 milyon liraya yakın artışla 150.8 milyar liraya (25.5 milyar dolar) yükseldi.

Son rakamların ardından batık kredi tutarında 2019 başından bu yana yaşanan artış yüzde 61’i bulurken, söz konusu dönemde yaşanan yüzde 11’lik kredi büyümesinin 5.5 katı hıza ulaştı. Böylece ülke bankacılık sektöründe en hızlı büyüyen bilanço kalemi oldu. Açıklanan veriler, batık kredilerin toplama oranı yüzde 5.36’ya ulaştığını gösterirken, geçen yılın başında söz konusu oran yüzde 3.75 düzeyindeydi.

Türk bankacılık sisteminin açtığı kredilerdeki bu hızlı deformasyona karşın mevcut rakamların sorunun zirve yaptığına işaret ettiğini söylemek imkansız. Çünkü hali hazırda bilançolarda uzun süredir tahsilat yapılamamasına karşın batık gösterilmeyen ciddi miktarda kredi bulunuyor.

2019’un üçüncü çeyrek bilançolarına göre, sektördeki kredilerin yüzde 85’ini sağlayan 10 büyük bankada üç aydan fazla süredir ödeme sorunu yaşayan 260 milyar lira tutarında kredi bulunuyor. Bu kredilerin 88 milyar TL’si yeniden yapılandırma ile yüzdürülürken kalan 172 milyar TL’lik kredi için bir çözüm sağlanamadı.

Bankalar çoğunluğu otomatik olarak takipteki alacaklar sınıfına yazılması gereken bu kredileri karşılık ayıracak sermaye bulamadıkları için batık sınıfına alamıyor ve dolayısıyla yasal takibat sürecini başlatamıyor. Hükümet de hem bankacılık sektöründeki krizin büyümemesi hem de yeni bir kredi kırılması yaşanmaması için batık kredilerin yüzdürülmesi yönündeki uygulamaya göz yumuyor.

Öte yandan ahbap-çavuş kapitalizmini andıran bu karşılıklı dayanışma örneği maliyeti de değil. Batık kredilere ilişkin sorunlar çözülmediği için ekonomide sürdürülebilir bir büyüme yaratacak sağlıklı bir kredi mekanizmasına dönülemiyor. Ayrıca kredi talebinde bulunan şirketlere ilişkin güvensizliğin de körüklenmesine neden oluyor.

Yine de Türk ekonomi yönetimi buna kendi ölçülerinde bir çözüm bulmuş durumda. Türk finans sisteminde son altı aydır Merkez Bankası’nın faiz indirimiyle birlikte yeni bir kredi genişlemesi yaşıyor. Elbette bu krediler gönüllü olmaktan çok zorunlulukla açılan kredilerden oluşuyor.

Pek çok bankacı son dönemde bankalara kesilen cezalar ve toplu olarak başlatılan incelemelerin bu sağlıksız kredi büyümesini sürdürmek için ekonomi yönetimi tarafından yapılan polisiye baskı uygulamaları olduğu konusunda şikayet ediyor. Yani geçmişte verilip batan kredilerin muhasebeleştirilmesi konusunda bankacılık sistemine havuç gösteren, AKP iktidarı yeni kredi açılması konusunda da sopayı elinden bırakmıyor.

Ocak ayının ikinci yarısıyla birlikte Rekabet Kurumu 24 banka hakkında inceleme başlatırken, Hazine ve Maliye Bakanlığı da en büyük özel sektör bankalarından Akbank ve Yapı Kredi’ye sırasıyla 94.7 ve 187.1 milyon lira para cezası kesti. Bu bankalar aynı zamanda AKP’yle mesafeli duran Türkiye’nin en eski ve büyük sanayi topluluklarında Sabancı (Akbank) ve Koç (Yapı Kredi) ailelerinin kontrolünde bulunuyor. Ankara’dan gelen bu darbeler, piyasalarda bankalara yapılan kredi açtırma baskısı olarak algılanıyor.

Diğer taraftan AKP iktidarının özellikle bütçe ihtiyaçları doğrultusunda daha fazla vergi toplamak istemesi, bunun için de daha fazla ekonomik büyümeye ve daha fazla kredi isteğine karşın, bankacılık sektöründe geçmiş yıllarda verilen kredilerin akıbetine ilişkin beklentiler pek de parlak değil. Son olarak Türk Hazinesi’yle resmi olarak çalışan tek uluslararası derecelendirme kuruluşu konumunda bulunan ve hali hazırda ülkeyi benzerlerine göre daha yüksek seviyede derecelendiren Fitch’ten de bankacılık sektörüne ilişkin karamsar tahminler geldi.

Kuruluşun Ocak başında yayınladığı rapora göre, halen çözüm bulunamayan 2’inci grup kredilerin de etkisiyle 2020 içinde Türk bankacılık sektöründe takibata düşmüş kredi oranı yüzde 7-8 aralığına yükselecek. Bu hiç kredi büyümesi olmasa bile, mevcut rakamlar ışığında Türk bankacılık sektöründeki batık kredi tutarının 40-70 milyar TL arasında büyüyerek 200 milyar TL sınırını da aşacağı anlamına geliyor.

Elbette bu rakamlar zaten mevcut durumda sermaye sıkıntısı çeken, artan Hazine borçlanması ile yeni kredileri fonlamak zorunda kalan bankalar için sıkıntı yaratıyor. Aynı zamanda, Hükümet yetkililerinin ‘geçti’ dediği ekonomik krizin aslında tam da ortasında olunduğu yönündeki izlenimleri güçlendiriyor.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.