Tiny Url
http://tinyurl.com/y9kyced6
Ağu 14 2018

Birikimler nerede tutulmalı, altın mı dolar mı?

Ekonomist Atilla Yeşilada, krizden çıkışa dair verdiği ekonomi reçeteleri ve ülkeyi fakirleştiren dolar krizi boyunca sözünü esirgemeyen yaklaşımı ile bilinen bir uzman. 

Yeşilada hemen her yazısında ve röportajında, Batı ile kavganın sona erdirilmesi, hukuk devletinin yeniden tesis edilmesi ve yanlış ekonomi politikalarından geri adım atılması çağrısında bulunuyor.

Sözcü Gazetesi'nden Nil Soysal'a verdiği röportajda, Yeşilada çözüm önerilerini sunmaya ve sıralamaya devam ediyor ancak bu kez kendi yatırımını nasıl koruduğuna dair ipuçları da vererek. 

Soysal'ın, "Altın fiyatı da çok yükseldi. Peki altın hâlâ iyi bir yatırım aracı mı" sorusuna Yeşilada, "Değil. Çünkü aslında sadece altın almıyorsunuz. Dolar da alıyorsunuz. Altında sorun şu: Altın aslında enflasyonun dostudur. Ya da enflasyon altının dostudur. Türkiye'de altın niye gidiyor diye sorabilirsiniz. Çünkü dolar gidiyor. Ama o zaman dolar alırım daha iyi" yanıtını verdikten sonra, kendi birikimlerini nasıl yönettiğini ise şöyle özetledi:

"Yine de mesela ben hep altın tutarım. Çünkü riski azaltır. Bütün yumurtaları tek sepete koyma derler ya, ben de paramı öyle değerlendiririm."

Yeşilada'nın birikim sahipleri için yol gösterebilecek bu yaklaşımının ardından, ülkedeki ekonomik durum ve küresel piyasalarla ilgili yorumları bölümünde, en çok dikkat çeken hususlardan biri, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın'ın, 'Kriz küresel, dolarda yükseliş dönemsel' açıklamasına karşı çıkarak, "Bir kere dünyada bir kriz yok" sözleriyle itiraz etmesi.

Yeşilada, dünyadaki genel ekonomik görünümle ilgili şu yorumu yapıyor:

"Dünyada Merkez Bankası para politikaları değişiyor, bunun yarattığı ufak tefek sıkıntılar var. Ayağını yorganına göre uzatan gelişmekte olan ülkeler var, bir de bunu beceremeyenler var. Dolayısıyla bunlar doğru değil. Bunun olacağı 2 yıldır biliniyordu.

Türkiye çok uyarıldı. Tedbir almadı. Bu arada cari açık, milli gelirin yüzde 6'sına vardı. Bu şu demek: Harcadığımız 100 liranın 6'sı dışarıdan geliyor ve bu sürdürülebilir değil. Hükümet buna inanmadı. Hükümetin açıklamalarını dinlerseniz; dünyanın bize borcu var! Merkez Bankası raporlarında da yazıyor bu. Durum şu: Bir denize üç tane büyük nehir akıyordu. Bunlardan birisi kurudu. Birinin rezervi azaldı. Biri de her an kuruyabilir."

Krizden çıkış reçetesi olarak, Batı ile kavga etmeyi bırakmak lazım geldiğine dikkat çeken Yeşilada, "OECD'nin, Dünya Bankası'nın, AB'nin makul önerileri var. Kredi derecelendirme kuruluşlarının da öyle. Bunlar en azından samimi olarak tartışılmalı. Bunlara üst akıl, yabancı komplosu demekle kendimize düşmanlık yapıyoruz. Bir kere bu bitecek. Çünkü para Batı'dan geliyor. Türkiye'ye para gelmemesinin en önemli sebeplerinden biri hukukun olmaması. Yani parasını getiren geri alacak mı, emin değil. Üçüncüsü; yüksek faiz yüksek enflasyona neden oluyor gibi zihni sinir ekonomi politikaları terk edilmeli ve kamuoyu önünde de itiraf edilmelidir. Çünkü bunların hiçbir geçerliliği yok" tespitinde bulunuyor.

Doların dakikalar içinde 1 TL kadar yükselmesiyle ilgili soruya ise, Yeşilada şu yanıtı veriyor:

"Türkiye'de değere göre fiyatlama ortadan kalktı. Artık siyasi haber akışına göre fiyatlama yapıyoruz. Tek adam rejiminin sonucu bu işte. Çünkü bu rejimde idarenin ne yapacağını bilmiyorsunuz. Parlamenter sistem içerisinde bunları öngörebiliyordu piyasalar. Bugün öngörü olmadığı için, o anda ne haber gelirse ona göre fiyatlandırıyorlar."

İran'a yaptırımların devreye girmesi durumunda neler olabileceği ile ilgili soruya, Yeşilada, "Türkiye İran'ın dünyaya açılan kapısı. Biz o kapıyı kilitlemezsek, bu yaptırımların hiçbir anlamı kalmaz. Bunu Reza Zarrab'da gördüler. Eğer sen bir finansal ambargo ile başa çıkabileceksen, tamam, işini Rusya ile İran ile yap. Ama başa çıkamayacaksın. Şirketlerin ve bankaların batacak. Bu ülkenin milli geliri yüzde 50 azalacak. Bunu göze alabiliyor musun? Bu soruya yanıt vermeden “Ben Amerika'ya istediğim gibi davranırım” diyorsan halkı aldatıyorsun, kendini aldatıyorsun. Şu anda bulunduğumuz nokta da bu" yanıtını veriyor.

Yeşilada, "Türkiye bu krizi aşabilecek mi" sorusuna da, şu sözlerle karşılık veriyor:

"Son 24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra aslında Türkiye için müthiş bir iyimserliğe kapıldım. Türkiye samimiyetle demokrasiye inanıyor ve bunu kimse elimizden alamaz. 24 Haziran'dan sonra Erdoğan artık tek başına iktidarda değildir.

AKP'yi bu hale getiren de aslında yabancı yatırımcılardır. Her türlü şımarıklığı yapmasına izin verdiler. Hatasını cezalandırmadılar. Ama artık o dönem geride kaldı. Erdoğan'a ülkeyi böyle yönettirmezler. Yerçekimine karşı koyamazsınız. Piyasalar da yer çekimi kadar kuvvetlidir."