Bono piyasasındaki manipülasyon ne zaman biter?

Türkiye’de Hazine bonolarının ilk alış fiyatı ile mevcut değeri arasındaki fark Kasım sonunda rekor kırdı. Döviz bazında bakıldığında, 129 milyar dolar olan nominal tahvil stokunun, 148 milyar dolarlık bir güncel piyasa değerine ulaştığı görülüyor.

Bu tüm Hazine kağıtlarının dolar bazında yüzde 14.5’lik ortalama bir primle işlem gördüğü anlamına geliyor. Türkiye’de bu getiri düzeyi uzun yıllar boyunca yüzde 6-7 aralığında dalgalandı. Bundan önce görülen en yüksek seviyeler ise ülkenin kredi notunun iki ayrı uluslararası kuruluş tarafından yatırım yapılabilir seviyeye yükseltildiği 2013’ün ikinci çeyreğinde görülen yüzde 10-11’lik rakamlardı.

İktisat literatüründe Hazine bonolarının da bir menkul kıymet olarak, tıpkı benzerleri gibi ülke ekonomisi açısından önümüzdeki döneme ilişkin bir gösterge olduğu anlatılır. Bir menkul kıymet prim yapıyorsa, ülke ekonomisi doğru yolda gidiyor demektir.

Türk ekonomisinin özelinde bakarsak bono, hisse senedi, emtia ve diğer piyasalara göre daha çok daha belirleyici bir gösterge olageldi. Çünkü daha derin ve büyük bir piyasaydı. Bono oranlarının aynı zamanda kredi ve mevduat piyasası açısından da doğrudan belirleyici olduğunu hatırlatmak gerekli.

Bu açıdan Türk Hazine bonolarına yatırım yapan tasarruf sahiplerinin, ülkenin geleceğine 2013’tekinden bile daha fazla güvendiği ve olumlu beklentilere sahip olduğu ortaya çıkıyor. Böylece para Hazine bonolarına akmış, faiz düşmüş, bonoların fiyatları yükselmiş ve sadece TL değil, dolara çevirince de muazzam bir sermaye kazancı sağlanmış.

Türk ekonomi tarihinde en büyük ve uzun süreli durgunluğun yaşandığı böyle bir dönemde Hazine bonosu yatırımcısının bu kadar umutvar oluşu bir çelişki.

Elbette Türk ekonomisinin keskin bir dönüş yaşayacağı düşüncesiyle, eldeki sınırlı miktardaki bononun geçici bir değerlenmesi olarak ortaya çıksaydı bir ölçüde normal görülebilirdi. Ancak piyasadaki veriler bunu da açığa düşürüyor. Türk Hazinesi yılbaşından bu yana. piyasalara olan ödemesinden 18.2 milyar dolar fazla borçlandı. Bu Türk devletinin iç borç stokunun dolar bazında yüzde 16.5 sulanması demek. Yani, bir yandan bono arzı artarken bir yandan da bono fiyatları yükseliyor. Bu da doğal olarak çelişkiyi daha da büyütüyor.

Peki Türk Hazine bonosuna yatırım yapanlar neden bu kadar iyimserler? Yatırımcıların kimlikleri sanırım burada kilit önem taşıyor ve birçok sebebi de ortaya çıkartıyor.

Maddeler halinde aktarırsak tablo şu:

  • Kasım sonu itibarıyla Türkiye’de Hazine’nin sattığı 129.5 milyar dolarlık iç borç senedinin 114 milyar doları yurtiçindeki yatırımcıların elinde bulunuyor. Geçen yıl sonunda piyasada 111 milyar dolarlık bono varken, bunun 91 milyar doları yerli yatırımcılar tarafından satın alınmıştı.
  • Türkiye’de yabancıları aldığı Hazine bonolarının toplam içindeki payı ilk kez yüzde 10 sınırına geriledi. Oran 2019 başında yüzde 15, 2013’te Türkiye’nin notu yatırım yapılabilir ülke sınıfına çıktığında ise yüzde 30’du.
  • Son 11 ayda Türk yatırımcılar Hazine’den 15.5, yabancılardan da 3 milyar dolar bono aldı.
  • Piyasaya fazladan gelen 18.5 milyar dolarlık bononun 14.5 milyar doları bankalar, 4 milyar dolarını da bankaların yönettiği yatırım fonları aldı. Dolayısıyla bono stoku tamamen yurtiçi bankacılık sisteminin sırtına yüklenmiş oldu.

Bu kadar çok bono almak, kısa vadede karlıdır. Çünkü son bir yılda bono fiyatları hızla artmış, bu da zayıflayan bilançoları düzeltmek için fırsat yaratmıştır.

Ancak yabancı yatırımcı hala bono almamakta ısrarcı. Bu nedenle, yani yeni bir alıcı bulunmadığı için bono piyasasındaki karlar hala kağıt üzerinde kalıyor.

Eldeki bonoların faizi Merkez Bankası faiz oranının altında olduğu için kiralama yani repo yoluyla finansman zarar yazıyor. Keza piyasadaki mevduat faiz oranları ve mevduat sağlamanın giderleri düşünüldüğünde bu kağıtları fonlamak da bankaların zararına.

O zaman ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor:

Türkiye’de bono piyasası yabancıların inanmadığı şekilde olumlu bir havaya sokulmuş, bu da Türk bankaları kullanılarak sağlanmıştır. Bu yapılırken başka kesimlerin güveni yükseltilemediği için bankaların elindeki Hazine bonoları kağıt üzerinde değerli, ama paraya çevrilmesi birçok açıdan zor bir yatırım aracı haline dönüşmüştür.

Elbette bu uzun uzadıya sürdürülebilecek bir denge değildir. Özellikle de rekor bütçe açıkları ve enflasyonun artık düşmesinin eskisi kadar kolay olmadığı düşünüldüğünde.

Bu yüzden bono piyasasındaki mevcut durumu, sorunlu krediler yüzünden zor günler yaşayan Türk bankacılık sisteminde hızla ortaya çıkmaya başlayan bir başka problemin başlangıcı olarak saymakta yarar var.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.