Borçlu Türkiye ikinci bir para şokuyla karşılaşabilir

Koronavirüsün tetiklediği küresel saltışlar en çok gelişmekte olan piyasaları etkilerken, Türkiye ikinci bir lira istikrarsızlığı dalgası ile karşı karşıya kaldı.

Küresel çapta varlık fiyatlarında yaşanan düşüş yatırımcıları mali çalkantı ile başa çıkmak için, ateş gücünden yoksun olduğu düşünülen ülkelerin savunmalarını araştırmaya teşvik ediyor. Özel sektörün birikmiş borç stoku ve rezervleri tükenmiş merkez bankası ile Türkiye, fırtınanın merkezinde olabilir.

İki yıl önce, Türkiye lirası dolar karşısında rekor bir düşüş yaşadı ve ekonomik büyümeyi bir çıkışın eşiğine getirdi. O zamandan beri hükümet, ekonomiyi yeniden ayağa kaldırmak için on milyarlarca lira harcadı. Devlet bankaları tarafından desteklenen merkez bankası lirayı savunmak için on milyarlar harcadı ve bu şekilde faiz oranlarını enflasyon oranının altına düşürdü.

Bu son derece istikrarsız küresel ortamda, laçka para politikası ve çoğunlukla özel sektörün borçlarından kaynaklanan gelecek 12 ay için gerekli harici finansal kaynaklarından dolayı Türkiye krize en fazla maruz kalan gelişmekte olan ülkelerden biridir.

Londra'daki Capital Economics yükselen piyasalar baş ekonomisti William Jackson’ın, bu hafta müşterilerine sunduğu rapora göre petrol üretmeyen ülkeler arasında Eylül 2018'de IMF’den 57 milyar dolarlık yardım alan Arjantin ile Türkiye ateş hattında ilk sırada yer alıyorlar, cari işlemler açığı ve gelecek 12 aydaki dış borç yükümlülükleri bir ülkenin dış finansman gereksinimini oluşturuyor.

Türkiye'nin cari işlemler açığı Ocak ayında yıllık bazda 1,8 milyar dolara ulaştı. Ekonomik teşvik paketleri son aylarda ithalatta keskin bir canlanmaya yol açtı, bu nedenle birkaç aydır ödemeler dengesinde yaşanan fazlalıkta bozulmalar meydana geldi. İhracatta büyüme nispeten baskı altında kaldı. Açığın finansmanı için kritik kalemlerden olan turizm geliri, başka yerlerde yükselen koronavirüs vakalarından dolayı büyük bir tehdit altında.

Jackson, önümüzdeki 12 ay boyunca Türkiye'nin dış borcunu ve iç talebini finanse etmek için 100 milyar dolardan fazla paraya ihtiyacı olduğunu söylüyor. Öngörülen bu cari açığın kapatılmasını sağlayacak fonların yurt dışından gelmesi gerekmektedir.

Gelişmekte olan piyasaların borcundaki artışlar bu hafta 2008'deki küresel mali krizden bu yana görülmeyen seviyelere genişledi. Bu, hükümetler ve firmalar için borçlanma maliyetini artırırken, döviz kurlarının daha da zayıflamasına yol açtı. Buna karşılık, bazı yabancı yatırımcılar finansal istikrarları ile ilgili kaygıları arttıkça bu ekonomilere yatırım yapmaya gönülsüz olabilirler.

Ağustos 2018'de kısa bir süreliğine dolar karşısında 7,2 ile rekor bir düşüş yaşayan Türk lirası, yatırımcıların gelişmekte olan ülkelerdeki varlıklarını satmasıyla, bu ay diğer gelişmekte olan piyasaların para birimleriyle birlikte düşüşe geçti. Cuma günü, lira haftalık yüzde üç düşüşle dolar başına 6,27 seviyesinde işlem gördü.

Türkiye'nin 2018 yılındaki cari işlemler açığı sorunu - döviz krizi varken GSYİH'nın yüzde 6,5'ine ulaşmıştı – şimdilik dinmiş olsa da gittikçe zayıflayan bir lira, Türkiye'nin borçlu şirketleri için sıkıntı yaratabilir. Bu özellikle büyük dış borçları olan ve nakit rezervleri kriz sonrası ekonomik gerileme nedeniyle tükenen işletmeler için geçerlidir. Türkiye ekonomisi geçen yıl marta kadar altı ay boyunca ciddi bir durgunluk yaşadı ve şirket finansmanını baskı altına alarak yıllık bazda tekrar güçlü bir şekilde büyümeye başladı.

Türk firmaları sıkıntı yaşar ve bankaların bilançolarına baskı olursa, herhangi bir kurtarma işlemi mevcut nakde bağlı olacaktır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, IMF kredi programı önerilerinin tamamını reddetti. Hükümet, geçtiğimiz yıl büyük bir bütçe açığı verdi ve ekonomik büyümeyi teşvik etmek için getirdiği vergi teşvikleri ve harcamalarından dolayı kasasında daha az nakit olduğu anlamına geliyor.

Türkiye Merkez Bankası da daha zayıf bir konumda bulunuyor. Brüt döviz rezervleri 100 milyar doların üzerinde olmasına rağmen, bankalar tarafından yatırılanlar paralar çıkarıldığında net rezervler bu miktarın yaklaşık üçte birine düşüyor.

Para otoritesi ayrıca, geçen yıl boyunca lirayı savunmaya yardımcı olmak için devlet tarafından işletilen bankalarla para takasına gitmesi, lirayı savunmak için hemen gereken döviz cinsinden nakit miktarının 15 milyar dolardan az olabileceğini gösteriyor.

Merkez bankasının gösterge faiz oranındaki ilave kesintiler - FED ve Avrupa Merkez Bankası‘nın koronavirüs salgını nedeniyle para politikasını hafifletmesinden dolayı - de lirayı daha az çekici hale getirecek ve yatırımcının para istikrarsızlığı konusundaki endişelerini artıracaktır. Merkez bankası, hükümetin ekonomik büyüme için iddialı hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmak için Temmuz ayında ülkenin borç verenler için borçlanma maliyetlerini yüzde 24'ten yüzde 10,75'e düşürdü - bu yıl yüzde 5'lik bir büyüme hedefleniyor.

Faiz oranları düştükçe Türkler, şu an toplam mevduatın yüzde 25'inden fazlasına sahip olan yabancı para mevduatlarına yönelmektedirler. Yüzde 12,4'lük enflasyon, liranın mevduat sahiplerine çok büyük bir getiri sağlamadığı anlamına geliyor.

İdeal olan, lirayı savunmak için Türkiye‘nin faiz oranlarını artırması gerekirken, bu hafta başlarında iktisatçılar arasında yapılan anketlere göre Merkez Bankası‘nın gelecek Perşembe günü yapacağı toplantıda arka arkaya yedinci kez faiz kesintisine giderek yüzde 10.25'e indirmesi bekleniyor.

Ancak hükümetin koronavirüs nedeniyle ekonomik büyümenin gidişatı hakkında derinleşen endişeleriyle –şu ana kadar beş vaka tespit edildi- patronunun Temmuz ayında Erdoğan tarafından görevden alınmasından bu yana siyasi bağımsızlığı ciddi şekilde tehlikeye atılan banka yatırımcıları şaşırtabilir ve tahminlerden daha büyük bir kesintiye de gidebilir.

Bazı iktisatçılar, Erdoğan'ın ülkede tek haneli faiz oranı taleplerini karşılayacak olan yüzde 9,75’lik bir orandan bahsediyor. Ancak Türkiye'nin mevcut hassasiyetleri varken gelişmekte olan piyasalardaki yatırımcılar için yeni bir kaygı oluşturmak kesinlikle tavsiye edilecek bir hareket değildir.


© Ahval Türkçe

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar