Bu ekonomi politikası değil, hoşaf

Atilla Yeşilada, FÖŞ'te iktidarın ekonomisi politikası için, "Bu ekonomi politikası değil, hoşaf" ifadesini kullandı.

Yeşilada, "Hükümet erken seçimden kaçınmak için tüm umudunu yaz aylarında ekonomik canlanmaya bağladı. Bu amaçla her gün birbiri ardına güya ekonomiyi hızlandıracak tedbirler alınıyor. Mesela, bazı Covid-19 kısıtlamaları erken gevşetiliyor. Kamu bankaları ucuz faizle tüketici kredisi vermeye başladı. Esnafa-tüccara fahiş fiyat soruşturması açılarak güya enflasyon baskılanıyor" ifadelerini kullandı ve ekledi:

"Türkiye’den döviz çıkışını engellemek için bir diz katakulli yapılıyor. Bu tedbirlerin tutarlılığı yok, uzun vadeli bir kalkınma amacını da gütmüyorlar. Birinin yaptığını öteki bozuyor. Sektörlerden gelen haberler, yazın ekonominin toparlanmayacağını şimdiden söylüyor bize. Tutarlı, uzak erimli ve güvenilir bir ekonomi politikası olmadan da büyümeye geçmek imkansız.  Türkiye, büyük bir fırsatı bireysel kapris ve tercihlerle belirlenen bu bol acılı hoşaf yüzünden kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya."

Yeşilada'nın açıklamalarının satır başları şöyle:

"Yaz aylarında ekonominin toparlanması bekleniyor. Ben size tam tersini söyleyeceğim. Bir ekonominin toparlanması için ilk önce uzun vadeli, güvenilir ve tutarlı ekonomi politikaları lazım. Bunlar olmadığı zaman ekonominin toparlanması hemen hemen imkansız. 
Hükümetimiz, yazın ekonomiyi canlandırmak uğruna, telaşla, birbirleriyle tutarlı olmayan, sadece bugünü düşünen, 'yarın Türkiye'nin menfaatleri bu politikayı kaldırır mı' diye sormayan paketler, önlemler açıklıyor arka arkaya. 

Hükümet neden böyle yapıyor?

Malum bütün hükümetler Covid salgını esnasında bir de ekonomik krizle başa çıkmak zorunda kaldılar ve oy kaybettiler. Türkiye'de de durum farklı değil. Şubattan mayısa kadar yapılan anketlere göre, AKP ve MHP yüzde 49'a düştü. DEVA ve Gelecek partileri anketlerde hareketlenmeye başladı. Bu da hükümetin en büyük telaşı. 
Hükümet bu dönemde ekonomi konuşulmasını istemiyor. Hele Ali Babacan'dan gelen, Batıcı, Türkiye'yi yeniden dünyaya açmayı hedefleyen, hükümetin ekonomik yanlışlarını eleştiren açıklamalar olduğu için takdir edilmiyor. 

Bu nedenle önce bir sansür düzenlemesi yapılacak. Muhaliflerin ağzını açabildiği tek yer sosyal medyaydı. RTÜK oraya da el atacak. Oralarda da çenelerin kapanması umut ediliyor ama olmayacak.

Hükümet iki ayaklı bir politika izliyor. Birincisi, ellerinden ne gelirse, çeyiz sandığında ne varsa ortaya atılarak ekonomi yaz aylarında canlandırılacak. Seçmenin kalbi yeniden kazanılacak. Bu strateji başarılı olursa o zaman seçim yok. Türkiye, 2023'e kadar AKP-MHP ittifakı yönetiminde yoluna devam edecek.

Yazın ekonomiyi hızlandırma çabaları başarılı olmaz ya da uygulanan yanlış politikalar yüzünden dövizimiz biter, döviz krizine girersek o zaman sonbaharda erken seçime gidilecek. Ve bu erken seçimde, Millet İttifakı'nın DEVA ve Gelecek ile genişlemesini engellemek için de Meclis'e bir yasa sunuluyor. Meclis'te grup kurma sayısı belki yükselecek. İkincisi, DEVA ve Gelecek yerel örgütlenmelerini tamamlayamadılar ve kongrelerini yapamadılar ise seçimlere katılamazlar diye bir düşünce var. Bu da tam doğru değil ama deneyecekler işte.

Enflasyonun yüzde 10'un üzerinde olması bekleniyor. Yüzde 10 enflasyon, bankaların yıllık brüt TL mevduat faizi yüzde 8. İnsanlar keriz mi ki sevgili hükümetim, negatif reel faizi bankaya hediye versinler. Faiz indirimlerinin devamı için döviz tutmanız lazım. Aksi halde çok hızlı bir şekilde, halk tümüyle TL mevduattan çıkar, yüzde 50'si döviz olan mevduat oranı yüzde 90'a döner. Bu yüzden de sürekli olarak döviz satılıyor. 

Zararı nedir?

TCMB kendi dövizini satmıyor, özel bankalardan swap sözleşmeleriyle borç aldığı dövizi satıyor. Bunları varlık kaydediyor, yükümlülük kaydetmiyor. Bugün Merkez Bankası'nın net dış varlıkları eksiye dönmüştür.

MB'nin her hafta ilan ettiği rezerv rakamları şişirilmiştir. Gerçek bunun belki 20 milyar dolar kadar altındadır. Türkiye yarın bir sebepten ötürü dövize sıkışırsa bunun sorumlusu da bu hoşaftır, politika değildir.