Bu filmi galiba görmüştük… sonu da belli o zaman

Yiğit Bulut TRT Haber’de konuşuyor.  Yeniden sahalara geri döndü. Milli ekonomimizin, güzide kadroları ile birlikte neden tüm dış dünyanın hedefine konduğu konusunda zihin aydınlatıcı mesajlarla birlikte elbette.

Dünün uzantısı kâbus piyasalarda devam ediyor. TL/Dolar’ın 8,00’i altında tutmak için kamu bankalarının devreye girdiğini öğreniyoruz.  İster istemez merkez bankasının olmayan rezervlerini hatırlayınca bu satışların kaynağını merak ediyoruz haliyle. Neyse ki, merkez bankasının verilerinden yapılan swaplar ve işlemlerin detaylarını en geç iki haftaya görebileceğiz.

Ama o da ne?

Çok tartışmalı swap işlemlerini şeffaflaştırarak açıklayan Naci Ağbal’dan başkası değildi. Duymayan kalmış olabilir.  Kendisi Cuma gece yarısı sonrası bir cumhurbaşkanı kararı ile görevden alındı. O zaman acaba haftaya yeni Başkan Kavcıoğlu bu veri setini açıklamak isteyecek mi? Ya da Cumhurbaşkanlığı ekonomi danışmanları Kavcıoğlu’na bu verileri kaldır hiç yayınlanmamış gibi davran diyecekler mi? Bilmiyoruz.

Ya da parite etkisinden temizlenen yerli döviz mevduat verileri serisi de devam edecek mi? Neyse ki ekonomistler olarak ham veriden gerçek rakamlara uç aşağı beş yukarı tutturarak ulaşmayı başarıyoruz.  O zaman geçelim, dert değil.

Bu sabah Londra swap faizlerinin gecelik seviyede %440 olduğunu gördük.  Sanki bunu daha önce Albayrak döneminde de yaşamıştık hafızaları zorlarsak…

Hani AKP’nin İstanbul ve Ankara’yı kaybettiği yerel seçimler öncesinde TL’nin değer kaybını gizlemek için özel ve kamu bankalarının tepeden giden talimatla yabancı yatırımcıları boğduğu günlerde.  Sonucu da hızla hatırlayalım.  Gecelik faizler  %1000’lerin üzerine çıkmış, yabancı büyük bankalar isyan edip hatlarını kapatacakları “uyarısında” bulununca hop; swap piyasası yeniden TL işlemlere açılmıştı. Yiğit Bulut ve ekürisi, hatta dönemin Bakanı Albayrak milli ekonomiyi nasıl canla başla koruduklarını, kötü çocuk yabancıların oyununu nasıl bozduklarını gururla açıklamıştı.

Sonra ne mi oldu?

Yabancı fonlar Türkiye’den kaçtı.  Topukladı.  Ta ki merkez bankası başkanı Naci Ağbal döneminde faiz artışı, öngörülebilir, nispeten sözüne güvenilir para politikası daha basit şekliyle ortaya çıkana, merkezin rezervlerindeki çılgın oyun durdurulana kadar.

Bugün swap piyasasındaki faiz oranı, benzer bir hamlenin işleme konduğunu fısıldıyor kulaklarımıza. Amaç aynı: Satış talebini, ülkeden yabancı sıcak para kaçışını bir gün, hadi belki bir hafta daha erteleyebilmek uğruna.  Kalmayan kredibilite parçacıkları da yok edilerek. Kamu bankalarının da döviz satışları aynı oyunun geçen senekli sonuçlarını sanki daha yeni görmemişiz gibi devreye sokularak.  Bankalar “telkin” edilerek.

Dün yerli döviz mevduat sahiplerinin yüklü döviz satışı yaptığı söyleniyor.  Kim olduklarını bilemeyeceğiz yine ama emin olalım, geçen dört ayda döviz almaya devam eden gerçek yerli bireysel yatırımcı, aynı yönde daha arzulu olacak önümüzdeki günlerde.

Biraz sağduyu varsa, 15 Nisan’da yeni başkan Kavcıoğlu kazandırıldığı koltuğunun hakkını vermekle işle başlamayacak.  Yani ilk PPK toplantısında faiz indirmeyecek.  TL satışının hızını kesmeye çalışacak.  Fakat, yabancı yatırımcılar raporlarında 200-300 baz puan kademeli faiz indirimi beklentilerini daha her şey yakarak ortada gelişmekteyken açıklamaya başladılar bile.

Aynı hatalı yöntemle değişik sonuç beklemek. Mümkün değil.  Bunu netleştirmek önemli.

AKP kadro değişikliklerini Çarşamba-Perşembe Kongre ve MKYK sonrasında, yeni isimlerin yana yakıla istikrar, güven, değişim söylemlerini izleyeceğiz önümüzdeki günlerde.  Ekonomi uygulamalarında geçen 2,5 senenin hataları tekrarlanırken.

Varacağımız yer yine farklı olamayacak. 7 Kasım öncesine göre hatta 2001 krizine göre bile daha kötü bir noktadayız.

TL değer kaybetmeye devam edecek, enflasyon yükselmeye devam edecek, bankalardaki reel sektör sorunlu kredi yükü derinleşecek ve zaten tartışmaların gazete manşetlerine taşındığı şekliyle kambiyo rejimi önerilerinin havada uçuşmasını daha yetkili ağızlardan duymaya başlayacağız.  Bu ölümcül adımın atılmamasını dileyerek tabi.

Kemerlerimizi bağlayalım.

Yılın geri kalan kısmı mantık ve akıldan yoksun gelişmelere paralel çok zor şartlar altında geçecek.

 

Bu yazı Para Analiz'den alınmıştır