Ara 12 2017

Büyüme rakamlarında TÜİK’in 'revizyon taktiği' mi etkili?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), dün Türkiye ekonomisinin üçüncü çeyrekte büyüme verilerini açıkladı. Buna göre yüzde 11,1 büyüme oranı ile Türkiye, son altı yılın en yüksek büyüme rakamına ulaşmış oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanlarından Cemil Ertem, Türkiye’nin bu büyümeyle dünya rekoru kırdığını yazıyordu Twitter hesabından.

Büyüme rakamları, 15 Temmuz sürecinde küçülme yaşa da, daha sonra benzer paralellikte yükselişe devam etti. Ancak son 1 yılda Euro ve doların Türk Lirası karşısındaki tarihi rekorları ortada. Daha geçen hafta, yüzde 12,98 ile 14 yılın en yükseğine çıkan enflasyon ve yüzde 10.7’ye yükselen işsizlik oranı gerçeği de önümüzde duruyor. İş insanlarının en az 11 milyar dolarlık mal varlığına el konuldu OHAL sürecinde.

Bunun da yabancı yatırımcıların uzaklaşmasına, hatta yerli yatırımcının da parasını yurt dışına çıkarmasına neden olduğunu Erdoğan’ın ifadeleriyle biliyoruz. Peki bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen Türkiye ekonomisi nasıl oluyor da büyüme gerçekleştiriyor?

Geçtiğimiz yıllarda ülke milli gelirinin hesaplanış biçimini değiştirdiğini duyuran TÜİK’in bu hesaplama biçimi “hormonlu büyüme” yorumlarına kapı aralamış durumda. CHP İzmir Millletvekili Selin Sayek Böke de, bu tanımı kullananlardan. Sadece toplumun yüzde 1’ini ilgilendiren bir büyüme olduğunu söylüyor Böke.

Bu tartışmalara ilişkin en kapsamlı analizi, Merkez Bankası danışmanlarından Zafer Yükseler yapıyor. 24 sayfalık analizinde Yükseler, "2009 referans yıllı yeni milli gelir serisi ile TÜİK, ulusal hesaplar sistemimize pek çok yeniliği getirdi" derken, "Yerli ve yabancı uzman ve kuruluşların, Türk ekonomisine ilişkin değerlendirmelerinin büyük ölçüde ters yüz olmasına neden olan bu revize ciddi bir sorun yaratmış bulunmaktadır" notunu düşüyor ve ekliyor:

Geçmiş ekonomik değerlendirmelerde, TÜİK tarafından yayımlanan ve son yıllarda yöntem ve kapsamları sürekli geliştirilen istatistiki veri tabanlarına dayanmakta idi. Ulusal hesaplarla ilgili tüm alt veri setlerinin, ekonominin izlenmesinde yetersiz ve hatalı mesaj verdiğini ileri sürmek, önümüzdeki dönemde TÜİK açısından ciddi bir sorun yaratacaktır.

Üretim ve harcama hesaplarında son yıllarda yüksek boyutlara ulaşan revizeler yaptı TÜİK. Kaynakları ve nedenleri konusunda ise kapsamlı ve tutarlı bir açıklama yapmıyor. Yükseler de, Bu gerekçeli açıklamanın yapılmasının zaruri olduğunu vurguluyor. Yani TÜİK’in açıkladığı büyüme rakamları “hesaplama taktiği” ile bir aldatmacadan ibaret olabilir. Bugüne kadar yapılan revizelerde, işyeri sayıları, izafi kira, FISIM ve inşaat sektörü üretimi konuları sürekli revize nedeni olarak ileri sürülmüştü. Her revizede aynı sorunların gündeme gelmesi, TÜİK’in ulusal hesaplar sistemi birimi ile diğer istatistik birimleri arasında yeterli koordinasyon yapamadığına da işaret ediyor. Merkez Bankası Danışmanı Yükseler, “Ulusal hesaplar sisteminin sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için TÜİK’in iç çalışma yapısının da gözden geçirilmesinde yarar var” diye uyarıyor.

24 sayfalık analizin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz