Cari açık, bütçe açığı ve yüksek enflasyona rağmen büyüdük ama nasıl?

Bir tarafta koronavirüs salgını devam ederken, yasaklar ve ekonomik zorluklar artarak devam ediyor. Enflasyon beklentilerin aksine yüzde 2,3 çıktı. Enflasyon Araştırma Grubu ise gerçek enflasyonun yüzde 3,4 seviyesinde olduğunu öne sürüyor. 

Beklentilerin düşük olmasının öncelikli nedeni TÜİK’in yıllık enflasyonu yüzde 12 civarında tutmak için baskılamaya gideceği düşüncesiydi. Ağustos’tan beri süregelen döngü içinde enflasyonun Kasım ayında patlama yapması ise bekleniyordu. Şu an itibariyle yıllık enflasyon yüzde 14’ün üzerine çıktı. Toptan fiyatlarda ise yüzde 23’ler seviyesinde. En yüksek enflasyon yüzde 6 aylık, yüzde 21 yıllık ile gıda tüketici tarafında. Fiyat artışlarını artık yüzde birin altında görmek pek mümkün değil.

Çekirdek enflasyon ise yüzde 13’ün üzerinde. Bu da baskılanan enflasyonun artık yıllık bazda yüzde 14’lerde kalmayacağını gösteriyor. Üçüncü dönem büyüme rakamı ise 6,7. Eksi 9.9’dan sert bir şekilde toparlanmış durumda. 

Kur döviz rezervleri harcanarak baskı altına alındı, ucuz kredi ile özel bankaların da kredi vermeye zorlanması sonrası tüketimin patlatılmasıyla iç talebe dayalı bir büyüme gerçekleşti. İhracat artışı oldukça sınırlıyken ithalat artışı çok yüksek. Bu iki taraf büyümenin enflasyona yansıması, bir taraftan da dış ticaret açığının, Kasım verilerinden yüzde 155 arttığı görüldü. Burada ihracat eksideyken ithalat artışı yüzde 16 olarak devam ediyor.

Ekonomi gündeminde Güldem Atabay ile Prof Eser Karakaş cari açığa, bütçe açığına ve enflasyona karşın Türkiye’nin büyüme verilerini değerlendirdi.

Güldem Atabay kalitesiz bir büyümenin cari açık yarattığını, cari açığın TL’deki değer kaybını beslediğini, onun da enflasyonu beslediğini belirtti. Gözlerin 24 Aralık’taki Merkez Bankası toplantısına döndüğünü aktaran Atabay, “Kısa vadede faizleri arttırsın, arttıracak ama bundan daha önemli yapılması gerekenler var” dedi.

Eser Karakaş ise en yüksek yıllık fiyat artışının gıdada olduğunu söyleyerek, “Sağlık hizmetlerinin fiyatları da yükseldi. Bu dönem halbuki devletin buraya destek de vermesi lazım. Aktif rasyosundan bahsediliyor zihni sinir proje olarak ama başka bir çaresi yok çünkü bütçe kaynağı yok elinde. Bu dönemde bütün dünya bütçe kaynaklarıyla pandemide zora düşen kesimi destekliyor. Bizimkiler ellerinde hiçbir kamu kaynağı olmadığı için kredi genişlemesini tercih ettiler zorunlu olarak. Ancak sonra da vazgeçtiler çünkü kurları çok kötü etkiledi” yorumunu yaptı.

Karakaş, 31 Aralık’ta aktif rasyosunun biteceğini belirtip, bu tarihten sonra şirketlere kredi vermeye zorlanmayacaklarını, dolayısıyla piyasalarda Ocak ayından sonra ciddi bir daralma görülebileceğini ifade etti. 

Eser Karakaş hükümetin bütün çabasının 2020’yi negatif bitirmemek olduğunu söylerken Atabay 2021’in ilk çeyreğinde negatif rakamlar beklendiğini aktardı. 

Aktif rasyosunun 1 Aralık yerine 31 Aralık’ta durdurulmasını sorgulayan Karakaş, “Bu senelik bir durum değil ki, istediğin zaman durdurabilirsin” dedi. Aylık enflasyonun 2,3 olmasının oldukça yüksek olduğunu hatırlatan Prof Eser Karakaş, Fransa’da Kasım enflasyonunun yüzde 0,01 olduğunu söyledi. 

Güldem Atabay dünyanın likidite çokluğu nedeniyle enflasyon yaratamazken Türkiye’de yaşananın büyük bir ayrışma olduğunu aktardı. Benzer bir toparlanmanın üçüncü çeyrek itibariyle her ekonomide göründüğünü kaydeden Atabay, “Kaynakları, dayanakları belki farklı… Bu kadar krediye bağımlı değil ama aynı iç pazarda bir talep oluşturma, aynı enflasyonu toparlayacak bir baskı oluşturma hemen hemen Covid-19 kapanışlarından çıkan bütün ekonomilerde söz konusu” yorumunu yaptı. 

2018 Kasım ayı enflasyonunun eksi, 2019 Kasım ayı enflasyonunun ise 0,38 olduğunu belirten Eser Karakaş, okulların açıldığı Ekim ayında enflasyonun arttığını, Kasım’da ise düştüğünü belirterek bu sefer Kasım ayı enflasyonunun bu derece yüksek çıkmasının ileriye yönelik bir sıkıntı işareti verdiğini söyledi.