Çetin Ünsalan: Kredi değil, sistem isteyin

Türkiye’deki işletmelerin sermaye sıkıntısı olduğunu biliyoruz. Bilhassa esnaf düzeyindeki işletmelerin, kredi kartı borçları içerisinde hatırı sayılır bir payı olduğu da malum. Şu hakkı kabul edelim ki, küçük işletmelerin kredi mekanizmasına ulaşmasında yaşadıkları sıkıntı büyük.

Nitekim TESK Başkanı Bendevi Palandöken de bu konuya ilişkin bir açıklama yaparak, sicil affı uygulamasıyla, krediye ulaşmanın önündeki engellerin kaldırılmasını istedi. İlk planda baktığınızda son derece haklı bir talep.

Bu konuyla ilgili bankacılık sisteminin, tüketim odaklı bir kredi yaklaşımında olduğunu biliyoruz. Zaten işletme kredisi alınamadığı için esnaf ve KOBİ’ler de bireysel, tüketici, ihtiyaç kredilerine ya da kredi kartı borçlarına boğuldular.

Peki yıllarca dolaylı da olsa kredilendirilmelerine rağmen neden halen sıkıntıyı aşamadılar? Bunda kendi hataları olduğu kadar sistemsel bir sıkıntı da var. TESK Başkanı kredi talebinde bulunuyorsa, sadece sokakta yaşamaya çalışan esnafın söylediklerini ifade etmekten vazgeçmelidir.

Çünkü bu uygulamanın sonuç vermediği ortada. O zaman esnafın başındaki kurumun daha sistemsel bazı taleplerde bulunması gerekmez mi?

Madalyonun tersine de baktığınızda, elbette haksız uygulamalar olabileceğini de kabul ederek, bankacılık sektörünün sicili bozuk bir işletmeye kredi vermesini talep etmek ne kadar adil?

Öyleyse birkaç başlık altında daha etkili, çözüme dönük ve gerçekçi taleplerle ortaya çıkmak lazım. Mesela bunlardan biri neredeyse ciro üzerinden alınan yüksek vergi oranları… İnsanların zarar etme hakkını yok sayan bir vergilendirme anlayışını konuşmamak için, herkesin yakındığı bir konu olan bankacılığa şikayette bulunup, topu taca atamazsınız.

Ama bu başlık sıkıntılı… Ya Maliye ile ya da belediyelerle muhatap olacaksınız ki, bu birilerinin kızmasına neden olabilir. O zaman bankalara söylenip durumu kurtaramazsınız. Peki yine de kredi ihtiyacı varsa, tarımda Ziraat’in, esnafta Halkbank’ın uygulamalarını eleştirmeden ortaya laf atabilir misiniz?

Yani biri esnaf, biri tarım bankası iken, faaliyet alanları ile ilgisi olmayan her konuya para bulup, gerçek hedef kitlelerine defansif yaklaşmalarını konuşmadan bu sorun ortaya konulabilir mi? Ama bunun da birilerini kızdırma ihtimali olmadığı için, bankacılık üzerinden topu ortaya atarsınız, sorana da ‘ben ona demedim ki’ dersiniz; olur biter.

Gelelim esnaf boyutuna… Mesela bu konuda toplu alım sistemlerinden, alınan kredilerin direkt kamu borçlarına gitmesine ve işletmelerin kendilerini geliştirmek için kullanmamalarına neden değinmezsiniz.

Kredi, ancak üzerine değer katılırsa bir finansman anlamı taşır. Yoksa vergi ya da mevcut borcunu ödemek için işletmeye kredi kullandırıyorsanız, kredi kartından para çekip, kredi kartı borcunu ödemeye çalışan vatandaştan bir farkınız kalmaz.

Bu nedenle artık TESK topu ortaya atıp, ‘ben eleştirdim’ oynamaktan vazgeçip daha sistemsel ve çözüm odaklı çıkışlar yapmak zorunda. Mesela hakkaniyetli vergi gibi, proje bankacılığı gibi. Yoksa ‘sil sicili para ver’ esnafı daha çok borca batırmaktan başka sonuç vermiyor.


Bu yazı Para Analiz'den alınmıştır.