Çin gözünü 'kelepir' Türk şirketlerine dikti: 5 milyar dolarlık anlaşma

Dünyada ve Türkiye’de gündemi tek başına belirleyen koronavirüs salgını, pek çok kritik gelişmenin gölgede kalmasını da beraberinde getiriyor. Geçtiğimiz günlerde imzalanan kritik bir anlaşma da bu yüzden gündemde kendisine fazla yer bulamadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetim kurulu başkanlığını, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın da başkanvekilliğini üstlendiği Türkiye Varlık Fonu (TVF), 26 Mart’ta Çin İhracat ve Kredi Sigortası Garanti Kurumu Sinosure ile 5 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı.

TVF Genel Müdürü Zafer Sönmez ile Sinosure CEO’su Wang Tingke tarafından imzalanan mutabakatla, Çinli sanayi, müteahhitlik, petrokimya, madencilik ve lojistik şirketleri, Türkiye pazarında yapacakları satın almalar, hisse alımları ve ortaklıklar, yatırımlar için Sinosure’nin finansman ve kredi garantileriyle desteklenecek.

2016 yılında kurulan TVF, bünyesindeki kamu varlıklarıyla 60 milyar dolar büyüklüğünde bir portföye sahip. Ayrıca bazı banka ve şirketlerdeki kamu hisseleri, bazı kamu iktisadi teşebbüsleri, at yarışları ve şans oyunlarına ilişkin lisanslar da 49 yıllığına TVF’ye devredildi.

Türkiye’nin en büyük kamu bankası Ziraat Bankası, Boru Hatlarıyla Petrol Taşımacılığı A.Ş (BOTAŞ), Türkiye Petrolleri (TPAO), PTT Bank, PTT Kargo ve PTT İdaresi, Eti Maden, Borsa İstanbul (BİST), Türksat Uydu Hizmetleri, Türk Telekom'daki Hazine hisselerinin yanı sıra THY ve Halkbank'taki Özelleştirme İdaresi hisseleri de TVF portföyünde yer alıyor. Kısa süre önce yüzde 53 hissesi Hazine'ye devredilerek kamulaştırılan Vakıfbank’ın da yakında TVF portföyüne alınması bekleniyor.

TVF, geçtiğimiz yılın Şubat ayında Çin bankalarından ve piyasalarından 1 milyar euro borçlandı. Buradan gelen kaynak ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) yapımını üstlenen iktidara yakın üç müteahhitlik şirketinin payları satın alındı. Hem müteahhitler kurtarıldı hem de TVF, İFM’nin en büyük ortağı oldu. 

İmza töreninde yapılan açıklamalarda, Çinli şirketlerin Türkiye’ye büyük ilgi duydukları, Sinosure’nin TVF portföyündeki ve gündemindeki enerji, petrokimya, madencilik projeleri için Çinli şirketlere, yatırımcılara finansman ve ihracat sigorta desteği sağlayacağı, dile getirildi.

CEO Wang Tingke, bu çerçevede Sinosure’nin, Çinli müteahhitlik ve yatırım şirketlerini TVF’ye tavsiye edeceğini, finansal kurumlardan kredi garanti desteği vereceğini belirtti.  

TVF kısa süre önce enerji, petrokimya, madencilik ve lojistik sektörlerine yönelik yatırım projelerine, altyapı yatırımlarına katkıda bulunmayı, ortak olmayı hedeflediğini duyurdu.

Çinlilerle imzalanan bu anlaşmayla birlikte, gerek TVF bünyesindeki enerji, madencilik, lojistik, altyapı alanında faaliyet gösteren kamu şirketlerinin gerekse iktidara yakın bazı özel sektör şirketlerinin projeleri, yatırımları, Çinlilerle birlikte gerçekleştirilecek. Ya da Çinliler bu yatırımlara ortak edilecek veya doğrudan bu şirketleri satın alacak. Sinosure de Çinli yatırımcılara finansman, kredi garantisi, ihracat sigortası sağlayacak.

Gelişmelere Haftalık Değerlendirme Raporu’nda yer veren CHP’li Erdoğan Toprak’a göre, bu aşamada ilk akla gelen Cumhurbaşkanının salgın nedeniyle bakanlarla telekonferansla yaptığı toplantılarda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile gerçekleştirdiği diyalog.

Toprak değerlendirmesinde, şu tespiti yapıyor:

"Televizyonlara da yansıyan bu görüşmede Enerji Bakanı Cumhurbaşkanına, TVF bünyesine alınan Eti Maden, Eti Bor, Eti Gümüş vb. şirketlerin faaliyetlerini aktardı. Ardından da yeni geliştirdikleri Bor’lu bir hijyen hakkında bilgi iletti. Cumhurbaşkanı hemen bu ürünün reklam kampanyasına başlanması talimatını verdi. Bor katkılı bu hijyenden kendisine de gönderilmesini istedi. Dolayısıyla Çinlilerin zaten manyetik hızlı tren raylarından, kimya ve ilaç endüstrisine, tarımsal üretimin artırılmasında kullanılan bor katkılı doğal gübrelerden, ulaşım, köprü, bina inşaatlarında kullanılan bor katkılı çimento, otoyolların ömrünü uzatan borlu asfalt gibi daha pek çok alanda kullanılan bor türevlerine ilgisi malum. Türkiye’nin dünyada en büyük rezervlere sahip olduğu Bor’un en büyük ithalatçısının Çin olduğu biliniyor."

Bu açıdan, Çinli şirketlerin TVF bünyesindeki Eti Maden’in projelerine, TCDD’nin demiryolu yolcu ve yük taşımacılığının özelleştirilmesi hazırlıklarına, lojistik alanlarına ilgi duyduğu belirtiliyor. Çin’de hızla yaygınlaşan drone taşımacılığıyla online ticaret ve kargo taşımacılığı alanlarına Çin şirketlerinin giriş yapacağı kaydediliyor. Türkiye’nin en büyük online alışveriş sitesi Trendyol, geçtiğimiz yıl Çin’in küresel elektronik ticaret devi ‘Ali Baba’ tarafından satın alındı.

Sinosure CEO’su Wang Tingke’nin “Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesi kapsamında Türkiye’deki ulaşım, altyapı, hızlı tren, köprü, otoyol, liman yatırımlarını çok önemli ve stratejik gördüklerini” söylemesi bu açıdan önemli bir işaret. 

Geçen yıl Çinli müteahhitlerin oluşturduğu konsorsiyum, Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle İstanbul Boğazı üzerinde inşa edilen Yavuz Sultan Selim (YSS) köprüsü ile İstanbul havaalanı bağlantı yollarını oluşturan Kuzey Marmara Otoyolu projesinde, İtalyan Astaldi’ye ait hisseleri 688,5 milyon dolara satın aldı ve yüzde 51 payın sahibi oldu. Hazine garantili projede  müteahhitlere verilen işletme ve garanti süresi 10 yıl iki ay.

Gerek koronavirüs salgını öncesinde Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu darboğaz gerekse salgın sonrası iyice daralan ekonomik tabloda, farklı sektörlerdeki pek çok önde gelen kamu ve özel Türk şirketinin, holdinglerin, bankaların, hisse ve borsa değerleri dip seviyelere inmiş durumda. Çinli şirketlerin İstanbul Havaalanı, 1915 Çanakkale Boğazı Köprüsü gibi, daha birçok ulaşım ve altyapı projelerine, özelleştirilen enerji santralları ve dağıtım şirketleriyle önemli limanlara, maden sahalarına da ilgi duydukları dile getiriliyor. 

Küresel ekonomideki durgunlukla ihracatı hızla düşüşe geçen, turizm sektörü kapanan ve döviz geliri elde ettiği bu iki alandaki sıkıntıların daha da büyüyeceği anlaşılan Türkiye’deki pek çok şirketin Çinlilerce satın alınması, “kelepir fiyatına” el değiştirmesi gündeme gelebilir.

Bu aşamada Çin şirketlerinin arkalarına 5 milyar dolarlık bir desteği de alarak Türkiye pazarına girmeleri, proje, ortaklık, hisse alımına yönelmeleri, önemli bir gelişme. İnşaat sektörünün iki yıldan bu yana ciddi sıkıntıda olduğu Türkiye’de, Türk müteahhitlerinin dünyadaki en önemli rakiplerinin başında Çinli müteahhitlik şirketleri geliyor. 

Dolayısıyla salgının ağır ekonomik kriz tablosunda,  önümüzdeki süreçte Çinli şirket ve müteahhitlerin Türkiye’deki satın almalarının artacağı, şirketlerin el değiştirmesinin hızlanacağı ve Çinlilerin Türkiye’de ekonomik ağırlıklarının, kontrollerinin artacağı söylenebilir.

İmzalanan mutabakatla özel sektörün yanı sıra TVF portföyündeki bazı kamu şirketlerinde de Çinli ortaklar söz konusu olabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başında olduğu TVF’nin imzaladığı mutabakat, arkalarında Çin devlet desteği, çantalarında milyar dolarla gelecek Çinli şirketlere bu kapıyı ardına kadar açıyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar