DEVA: Ekonomik tedbirler yetersiz, güven sarsıldı

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), koronavirüsün Türkiye ekonomisine etkilerinin sınırlandırılması amacıyla hükümetin aldığı tedbirlerin yetersiz olduğunu açıkladı. Tedbirlere ayrılan bütçenin, milli gelirin sadece yüzde ikisi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, hükümete olan güvenin sarsıldığı ifade edildi.

Virüsle mücadelede önceliğin halk sağlığının ve yaşam hakkının korunması olduğuna değinilen açıklamada, hükümetin aldığı ekonomik tedbirlerin böylesine önemli bir süreç için yetersiz olduğuna dikkat çekildi. Tedbirlerin Türkiye'nin milli gelirinde çok küçük bir paya sahip olduğu ve nakit olmadığı ifade edilen açıklamada özetle şunlara yer verildi:

"Emekli ikramiyeleri gibi zaten yapılacak ödemelerin destek kapsamında sayılması doğru değildir. Açıklanan pakette konut alımında kredilendirme oranının artırılması, uçak biletlerindeki KDV oranın düşürülmesi gibi krizle mücadelede etkisi önemsiz veya çelişkili tedbirlerin yer alması hükümetin konuya yaklaşımına ve alınan diğer tedbirlere olan güveni sarsmıştır.

Türkiye’de ekonomik tedbirler parça parça açıklanmaktadır. Ekonomik tedbirlerin başta ilgili sivil toplum örgütleri, akademik dünya olmak üzere toplumun bütün kesimleri ile istişare yaparak bütün hâlinde planlanması ve bir zaman çizelgesi dâhilinde uygulanacak desteklerin aşama ve paketleri kamuoyu ile
paylaşılmalıdır. 

Tedbirler sektörel ayrım gözetilmeksizin bütün sektörler ve işletmeler için yapılmalıdır. Zira krizden birkaç sektör hariç bütün sektörler farklı düzeyde de olsa etkilenmekte olup bütün sektörlerin ve en küçüğünden en büyüğüne tüm işletmelerimizin ayakta kalmaları birinci önceliğimiz olmalıdır. 

Bu krizle mücadelede likidite, kredi ve vergi erteleme önlemleri önemli olmakla birlikte, krizin sadece bu önlemlerle aşılamayacağı açıktır. Bu krizin ekonomi üzerindeki etkileri ile mücadelede en temel öncelik iş, istihdam ve gelir kayıplarının önüne geçmek olmalıdır. 

Bu çerçevede:
İşsizlik Fonu'ndan yararlanma ile kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşulları ve yaralanma süresi ile yararlanma miktarlarında ilave esnekliklere gidilmelidir. Mevcut şartları taşımayanlar ile istihdama yeni girmiş kişilerin istihdamının korunabilmesi ve çalışanların gelir kaybını önlemesi açısından kısa çalışma ödeneği yararlanma şartları işsizlik sigortası şartlarından ayrılmalıdır.

Kısa çalışma ödeneğinde yararlanılacak miktarın alt sınırın (İşçinin son on iki aylık maaş ortalamasının yüzde 60’ı) ilk üç ay için yüzde 100’e sonraki üç ay için yüzde 80’e çıkarılmalıdır. 

Devletin ödemeyi taahhüt ettiği tutar bin 177 TL’dir. 2020 için belirlenen asgari ücret ise 2 bin 324 TL’dir. Asgari ücretin bile yetersizliği tartışılırken bin 177 TL’nin çok yetersiz olduğu açıktır.

Bu dönemde en kırılgan kesim, işsizlik fonu ve kısmi çalışma ödeneği gibi imkânlardan yararlanmayan sayıları yaklaşık 9 milyonu bulan kayıt dışı çalışanlardır. Bunlara ilişkin bir tedbir bir öneri de yoktur. Bu kesim daha çok gündelikçi yevmiyeci veya kendi başına çalışan küçük esnaf ve onların yanında çalışanlar, pazarcılar temizlikçiler, inşaatlarda çalışanlar, restoran ve kafelerde çalışanlar ile küçük merdiven altı işletmelerde çalışan işçilerdir.

Bunlara ancak sosyal yardım vakıfları aracılığı ile yardım yapılabilir. Bu vakıflara verilen 2 milyar lira ek yardım tutarı oldukça yetersizdir ve bu yardımlar büyük ölçüde kayıtlı olanlara verilmiştir. Bu vakıflara ilave yardım ödeneği ayrılmalıdır. Yardımlar objektif kriterlere göre tüm ihtiyaç sahiplerine sağlanmalıdır.

Yaşanan krizin derinliği ve süresi dikkate alındığında, bu amaçla sağlanan destek ve ayrılan toplam kaynak daha da artırılmalıdır. Devletten kriz öncesi düzenli olarak sosyal ekonomik destek alan ailelerin sayısı bir ayda 2,2 milyon artış kaydetmiştir. Bu sayının artacağı muhakkaktır ve bu ailelere yapılan yardım bir kereye mahsus olmamalı, belirlenen aralıklarla aileler desteklenmelidir.

Küçük, orta ve büyük ölçekli işletmeler için sağlanan vergi, SGK primleri ve kredi geri ödemelerinin ertelenmesi veya yeni kredi temini gibi destekler, bürokratik süreçler ve ilgili kurumların uygulamaları nedeniyle beklenen şekilde hayata geçmemektedir.

Destekler gerçek ihtiyacı olan işletme ve firmalara ulaşmamaktadır. Bu sorunlar ivedilikle giderilmelidir. Ertelemelerin süresi yeterli değildir. Erteleme yerine bu süre zarfında vergi ve SGK primleri alınmamalıdır. KDV iade talepleri her zamankinden daha hızlı bir şekilde yerine getirilmelidir.

Kredi erteleme ve yapılandırmalarının, devlet tarafından da sağlanacak desteklerle daha uygun maliyet ve teminat koşullarıyla, daha uzun vadeli olarak ve hızlı bir biçimde yapılması sağlanmalıdır. 

Daha önce yaptığımız öneriler içinde yar alan elektrik, su ve doğalgaz faturalarının ertelenmesi uygulaması hayata geçirilmelidir. Faturaların geçen ayların ortalaması şeklinde alınmasının, açık olmayan iş yerleri için sebep olduğu zorluk ve sorunlar giderilmelidir.

Açıklanan paketlerde nakit akışı, krediler, vergi ve diğer mali yükler konusunda tedbirler yer almaktadır. Türkiye’de çeklerin ödeme sistemindeki önemi dikkate alındığında, krizden yoğun olarak etkilenen sektörlerdeki firmaların çeklerinin ödemelerinde aksaklıkları önleyecek mekanizmaların geliştirilmesi de önem taşımaktadır.

Türkiye’de çeklerin ödeme sistemindeki önemi dikkate alındığında, krizden yoğun olarak etkilenen sektörlerdeki firmaların çeklerinin ödemelerinde aksaklıkları önleyecek mekanizmaların geliştirilmesi de
önem taşımaktadır."

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar