Ekrem Onaran
Tem 11 2019

Devlet kasasından aktarılan 410 milyon TL aidat, memurları sendika kuyruğuna soktu!

 

Kamu kurumlarında çalışan 200 bin işçi için hükümetle Türk İş arasındaki zam pazarlığı sürüyor. Bu pazarlık sonucu kamu işçilerinin altı aylık periyotlarla alacağı zam belli olacak. Esasında Mayıs ayında tamamlanması gereken zam görüşmeleri, İstanbul’da tekrarlanan belediye başkanlığı seçimi nedeniyle Temmuz’a sarktı. Hükümet, işçiyle seçim öncesi masaya oturmaktan kaçındı. 

İktidar, 3 bin 500 TL’nin altında ücret alanlara 60 lira seyyanen zam ile ilk altı ay yüzde 5, ikinci altı ay yüzde 4 artış önerdi. Türk İş Başkanı Ergun Atalay bu önerinin kabul edilemez olduğunu ifade edip ‘grev’ sözcüğünü telaffuz etmiş olsa da böyle bir girişimde bulunamayacağını biliyoruz. Süreç devam ediyor. Yüksek ihtimalle, hükümetin teklifini 1-2 puan revize ettiğini ve imzaların atıldığını göreceğiz.  

Memurların zam pazarlığı ise Ağustos ayında başlayacak. Yaklaşık 3,5 milyon memurun maaş zammının yüzde 4-5 bandında olması bekleniyor. Zira uzun yıllardan beri iktidara yakınlığı ile bilinen Memur Sen’le hükümet arasında imzalanan toplu sözleşmelerde yüzde 5’ten fazla zam söz konusu olmadı. 

Çalışma hayatında işçi ve memur açısından hareketli bir dönemden geçilirken 6 Temmuz 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan sendika istatistikleri dikkat çeken veriler içeriyor. Bu istatistiklere göre sendikalı memur sayısı 1 milyon 702 bin, sendikalaşma oranı yüzde 66, 7 oldu. Türkiye şartlarını dikkate aldığımızda, memurlarda sendikalaşma oranı son derece yüksek. 

Memurlarda sendikalaşma rekoru kırılırken işçilerde tam tersi bir durum söz konusu. 13,4 milyon işçinin bulunduğu Türkiye’de sendikalı işçi sayısı 1 milyon 359 bin. Sendikalaşma oranı yüzde 13,8. Yani memurlarda yüzde 67 olan sendikalaşma oranı, işçilerde yüzde 13’e geriliyor. Sendikalı işçilerin önemli bir bölümü de kamu kurumlarında çalışıyor. Taşeron işçilerin pek çoğu da kadroya geçirilme vaadiyle hükümete yakın Hak İş’e üye yapıldı. Dolayısıyla işçilerde gerçek sendikalaşma oranı yüzde 13’ün de altında. 

Peki, toplu sözleşmelerin etkili sonuç vermediği Türkiye’de, memurlar neden sendikalara bu kadar ilgi gösteriyor? 

Öncelikle iktidara yakın Memur Sen ve MHP’yle sıkı bağları bulunan Kamu Sen’e üye olmak, memurlar açısından iş güvencesi anlamına geliyor. Her ne kadar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kamu çalışanları için iş güvencesi sağlasa da KHK’lerle bu güvencenin kağıt üstünde kaldığı ve fiilen hiçbir anlam taşımadığı görüldü. Dolayısıyla memurlar, iktidar bloğuna yakın sendikalara üye olmayı hem iş güvencesi hem de görevde yükselme gibi nedenlerle tercih ediyor. Nitekim Memur Sen’in üye sayısı 1 milyonu aşarken Kamu Sen 416 bin kişiye ulaştı. Muhalif durumundaki KESK’te ise kan kaybı sürüyor. 2016 yılında 221 bin üyesi olan KESK, 137 bin üyeye düştü. 

Memur sendikalarına gösterilen yoğun ilginin bir diğer ve önemli nedeni de sendika aidatlarını devletin ödemesi. Sistem şöyle işliyor: Devlet, sendikaya üye olan her memura üç ayda bir 103 TL sendika tazminatı veriyor. Memurlar da üye oldukları sendikanın tüzüğüne göre değişmekle birlikte ortalama aylık 20 TL sendika aidatı ödüyor. Dolayısıyla işçi sendikalarında çalışanların cebinden çıkan aidatı, memurlarda devlet veriyor. 

Devletin aidat olarak memur sendikalarına aktardığı rakam yıllık 410 milyon TL civarında. İştah kabartan bu pastadan pay almak isteyen kamu çalışanları, peş peşe yeni sendikalar kuruyor. Geçen yıl 160 olan memur sendikalarının sayısı, bu yıl 186’ya ulaştı. Devletten aidat desteği alabileceğini düşünen memurlar tarafından kurulan sendikaların pek çoğunun üye sayısı son derece az. Buna rağmen ‘sendika enflasyonu’ artarak sürüyor. 

Memur sendikalarında aidatları devletin ödemesi, gelişmiş ülkelerde benzeri olmayan Türkiye’ye has bir uygulama. ‘Devlet kasasından sendikacılık’, memur sendikalarını siyasi partilerin arka bahçesi durumuna getirdi. Bu yapı, milyonlarca memurun umudu olan toplu sözleşme enstrümanını da etkisiz kılıyor. Aidatları devlet ödediği için sendikaların hükümetle pazarlık imkanı kısıtlı. Dolayısıyla, görünürde milyonlarca üyesi olan ancak etkisi sınırlı, uluslararası standartlara göre de sendika sayılmayan yapılar söz konusu.  

Neticede aidatları devletin ödemesi, ‘parayı veren düdüğü çalar’ kuralı gereği sendikaları bağımsız olmaktan çıkarırken kamu maliyesine de yıllık 410 milyon TL’lik ciddi bir yük getiriyor.

Olması gereken, sendika aidatını üye olmak isteyen memurun cebinden ödemesidir. Bu durumda memur sendikalarının üye sayıları azalacaktır. Ancak devasa görünümlü ‘cüce’ kurumlar yerine etkili sendikal yapılar ortaya çıkacaktır. Zira aidatını ödeyerek sendikaya üye olan memur, haklarının takipçisi olacak ve gerekli sendikal mücadeleyi verecektir. Dolayısıyla sendika aidatı ödemek, memura yapılan bir iyilik değildir. Bilakis sendikaların pazarlık gücünü kıran, onları devlet dairesine dönüştüren bir etki yaratmaktadır. 

Öte yandan zam pazarlığında yetkili konfederasyon olarak masaya oturan Memur Sen, bu yıl dikkat çeken bir talebi yüksek sesle dillendiriyor. Sendikalı olmayan memurların, toplu sözleşme haklarından yararlanabilmesi için dayanışma aidatı ödemesini istiyor. Bu talep kabul edilirse, iktidar bloğuna yakın sendikaların üye sayısı katlanacak. Sendikalı olmayan memur, cebinden dayanışma aidatı ödemek yerine mevcut sendikalardan birine üye olmayı ve aidatını devlete ödetmeyi tercih edecektir. Böylece Memur Sen ile Kamu Sen’in üye sayısı ve dolayısıyla devletten alacakları para katlanacaktır. Neticede dayanışma aidatı, memur sendikacılığının bugünkü hormonlu yapısını büyütmekten başka bir işe yaramayacaktır. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.