Ağu 15 2018

Die Welt Gazetesi: Erdoğan geri adım atmazsa devlet krizi kapıda

Büyük bir mali krizin eşiğinde olan Türkiye, Alman basının ilgi odağı olmaya devam ediyor. Alman medyası, Türkiye’de yarın ne olacağı belli olmayan bir belirsiz sürece girdiğini yazdı.

Die Welt Gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bildiğini okuduğunu ve piyasalara kulak asmadığını belirtti. Erdoğan’ın mali piyasaları kendi kontrolünde bir araca dönüşmek istediğine vurgu yapan gazete, “Erdoğan halka yabancı güçlerin ülkeyi krize sürüklediğini anlatıyor. Mali piyasalar ise ona inanmıyor ve olması gerektiği gibi tepki veriyor. Erdoğan eğer tükürdüğünü yalamaz ise, bu yol ülke krizine gider” yorumunu yaptı.

Holger Zschapitz tarafından kaleme alınan yazı şu şekilde başlıyor:

“Recep Tayyip Erdoğan geçmiş yıllarda uyguladığı master planını acımasızca değiştirdi. Türkiye Cumhurbaşkanı, neredeyse rekor denecek hızda kendi ülkesini otokratik bir başkanlık sistemine dönüştürdü. Elde ettiği sınırsız iktidar gücüyle, havuç sopa siyaseti yürütüyor. Bankaları yeniden ayar veriyor ekonomik büyüme için büyük yapısal projelere önayak oluyor. Daha önce gördük ki, seçimlerde çoğunluğu kaybedince Kürtlere karşı savaş açtı. Aynı zamanda muhalefeti baskı altına aldı. Erdoğan, demokratik cumhuriyet ilkelerinin terk edilmesinde ve mali piyasaların çökmesinde önemli bir aktör olarak rol aldı. Bu uğursuz durumun acı sonuçları olacak. Çünkü Türkiye’nin ulusal ekonomisi dışarıdan küçük ve zayıf olarak görülmesine neden oluyor.” 

Die Welt Gazetesi, Erdoğan ülkede dizginleri eline aldığına vurgu yaparak, mali piyasaların taleplerine uygun davranmadığına dikkat çekiyor ve piyasaların talepleri konusunda ise, “Aktörler kendi paralarını istediği zaman ve istediği şekilde çekebilmeli, yatırımcılar, ne savaş söylemlerine ne de ‘haince vurulan hançer’ suçlamalarıyla maruz kalmalı. Ancak Erdoğan, bu korkuyu geçtiğimiz haftalarda çok şiddetli bir şekilde mali piyasalara hissettirdi” yorumunu yaptı.

Gazete, Türk Lirası’nın dolar karşısında sene başından bu yana yüzde 41’den fazla bir değer kaybettiğini hatırlattı. 2009’da küresel mali Krizin Türkiye etkisine yer verdi.

 Tahvil piyasasının faizlere etkisine dikkat çekti ve şu değerlendirmede bulundu:

“Aynı zamanda Türkiye’deki kredi piyasasında, tıpkı Yunanistan'ın içinde bulunduğu mali durum gibi, dayanıksız çatlak seslerin  sinyalleri geliyor, Aktörler, Türkiye’nin gelecek beş yıl içinde yüzde 30 ödeme yapma kapasitesini göz önünde bulundurarak risk hesabını yapıyor. Bu rakam yüzde 24 ödeme kapasitesi olan Yunanistan’ın da gerisinde duruyor.”

Alman Die Welt, Erdoğan’ın ‘yabancı güçler Türkiye ekonomisini krize sürüklenmek istiyor’ yönündeki açıklamalarına yer veriyor. Bu açıklamaların ekonomik krizi daha da hızlandırdığına belirtiyor. Bununla ilgili tahvil senetleri uzmanı ve “Grant Samuel” isimli finans kuruluşunun danışmanlığını yapan Steve Miller’in görüşlerine yer veriyor. Die Welt, iktisatçı Miller’in  “Erdoğan’ın yabancı şirketleri krizden sorumlu tutması sadece realiteyi yadsıması anlamına gelir. Dış güçler ülkeyi yıkmak istiyor düşüncesi, absürt ve iktidarın komplo teorisi üretme isteği ile ilgili bir durum. Piyasalar gerektirdiği gibi kendi yapısal tepkisini veriyor” yorumuna yer veriyor.

Die Welt, 1980’lerde ekonomist Ed Yardeni tarafından ortaya atılan ve merkez bankası üzerinde politik bir baskının olmasını öneren “Bond Vigilantes” kavramına atıfta bulunuyor. Ve şu yorumda bulunuyor:

 

“Öyle anlaşılıyor ki, neredeyse mali piyasalardaki son aktör bile Erdoğan ile hareket etmeyecek. Bu düşünce, 1980’lerde ‘Bond Vigilantes’ kavramıyla piyasaların, bir tür askeri milis mantığıyla kontrol edilmesini ön gören akıl dışı bir mantığa hizmet ediyor. Bu düşüncenin arkasında hükumetin güvensizliğin hakim olduğu politik duruma müdahale etme fikri yatıyor. Gerektiğinde faizleri ülke tahvilleri için yükseltmeyi öngörüyor. Yüksek oranda borçlandırılmış ülkeler, eğer hükumetin piyasa şartları altında yapacağı bir şeyi kalmamışsa,  finansal koşulları giderek kötüleşir. Ancak Erdoğan kur politikasında bunu görmedi ve dik kafalılığının reçetesini aldı. Otoktarik tarzıyla Erdoğan, muhalefeti yıldırmayı seviyor, mali piyasalarda olup bitenleri spekülasyonlara bağlıyor.”