Şub 02 2018

Dış borçlanmada son umut Panda Bond

Batı ile ilişkileri gerginleşen Türkiye ekonomisisni döndürebilmek için dış borçta yeni arayışlara girdi. Hazine'nin yurt dışı borçlanmada klasik eurobond ihraçlarının dışına çıkarak sukuk ve Samurai Bond ihraçlarının ardından şimdi yeniden enstrüman çeşitliliğine gitmesi gündemde.

Bu sene 6,5 milyar dolarlık dış borçlanma yapacağını açıklayan Hazine, Çin piyasasında Panda Bond, Rusya piyasasında ise Ruble cinsinden tahvil ihracı olanaklarını da değerlendiriyor.

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dünya’ya yaptığı açıklamada “Panda Bond'lar geliyor” dedi. Mehmet Şimşek, “Yurtdışı borçlanmada piyasa koşullarının uygunluğu çerçevesinde hem coğrafi hem enstrüman çeşitliliğine gitmeye devam etmeyi planlıyoruz. Son yaptığımız Çin ziyareti çok başarılıydı. Şimdi Çin'in Panda bond piyasasından borçlanmayı yakından değerlendiriyoruz. Ayrıca Rusya piyasasında Ruble cinsinden borçlanma konusunda da temaslarımız var” bilgisini verdi.

Şimşek, ilk ihraçların finansman miktarı ve vade olarak mütevazı seviyelerde olacağına da işaret etti.

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile global yatırımcılardan büyüme ve enflasyona, Hazine borçlanmasından reel sektörün dış borçlanmasına getirilen sınıra kadar gündemdeki pek çok konuya dokunduk. Başbakan Yardımcısı Şimşek'in çok net mesajlar verdiği konuşmasında dikkatimizi en çok çeken konu Hazine'nin dış borçlanmada coğrafya ve enstrüman çeşitliliğini artıracak olmasıydı.

Son Çin ziyaretlerinin çok verimli geçtiğine değinen Şimşek, “Çin'de kaynak fazlası var ve 2 önemli bankası artık Türkiye'de. Oradan daha fazla kaynak akışı nasıl sağlayabiliriz diye bakıyoruz” dedi.Şimşek'in açıklamaları şöyleydi:

“Geçen sene Hazine'nin borç çevirme rasyosu yılın başındaki öngörülerimizden yüksek oldu. Fakat biz bunu doğru bir stratejiyle borçlanmada, iç kaynakların kamuya akmaması için dış borçlanmaya ağırlık verdik. Yurtdışından normalde 6-6.5 milyar dolar borçlanırken geçen yıl yaklaşık 9.7 milyar dolar borçlandık. İçeride sattığımız ilave DİBS'leri de yabancı satın aldı. Yabancının geçen sene DİBS'lerde net alımı 7.3 milyar dolar seviyesinde oluştu. Bu sene için borç çevirme rasyosunu yüzde 110 öngörüyoruz. Yine iç kaynakların özel sektörü destekleyecek şekilde yön bulması için Hazine elinden geleni yapacak.”

Yurtdışı borçlanmada piyasa koşullarının uygunluğu çerçevesinde hem coğrafi hem enstrüman çeşitliliğine gitmeye devam edeceğiz. Bu yıl da 6.5 milyar dolarlık yurtdışı borçlanma planımızda şartlara bakacağız. Enstrüman çeşitliliğine gideceğiz diyoruz…

Geleneksel eurobond ihraçlarına ilaveten içeride altına dayalı sukuk ve kira sertifikası ihraçları da devam edecek. Diğer taraftan son yaptığımız Çin ziyareti çok başarılıydı. Biz Samurai bond piyasasını dönem dönem kullanıyoruz. Şimdi Çin'in Panda bond piyasasından borçlanmayı da ciddi olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bugüne kadar yapılan ilk Panda bond ihraçlarını incelediğinizde miktarların yarım milyar dolara kadar olduğunu görüyorsunuz. Başlangıçta miktar olarak nispeten mütevazı bir ihraç olacağı doğrudur. Ayrıca Rusya piyasasında Ruble cinsinden borçlanma konusunda da temaslarımız var.

Borçlanma konusunda piyasa aktörlerinin yaklaşımını doğru bulmuyoruz. Rasyonel olmadıklarını her gün okuduğumuz haberlerden bizlerle olan diyaloglarından anlıyoruz. ‘Dövizle borçlanma daha ucuz' algısı çok yanlış. Son 5 yıllık dönemde kuru dikkate aldığınız da daha düşük maliyet algısı gerçeği yansıtmıyor. Tam aksine dövizle borçlanmanın maliyeti TL'den çok daha yüksek. Önümüzdeki dönemde ne olacağı ise apayrı bir konu. Dövizle borçlanmanın daha karlı, maliyetinin daha düşük olduğunu düşünenler yanılıyorlar. Dönemsellik arz eder. Bu şirketlerin çoğunun da bu dönemselliği yönetmede zafiyet gösterdiğini de net olarak görüyoruz.

 Aldığı-sattığı tüm işi yurtiçine dönük, dış ticarete konu tek bir işi olmayan şirketler borçlanıyor. Sonra…

Bizim getirdiğimiz düzenleme şudur: Biz sistemin risklerini kalıcı bir şekilde yönetmesini veya daha az risk almasının şartlarını belirliyoruz. Bugün şirketlerin borçlanması konusunda gündeme getirilen argümanların aynısını 2008'de yaşadık. Eğer biz 2009'da bireylere dövizle borçlanmanın önünü kapatan düzenlemeyi yapmasaydık son 4-5 senede milyonlarca dövizzedemiz olacaktı. Çok büyük bir risk olacaktı. O gün o düzenleme ne kadar doğruysa bugün yapılan düzenleme çok daha doğru. Bireysel anlamda bir kişiden bahsediyorsunuz. Şirket dediğinizde sadece patron değil çalışanları da kapsıyorsunuz. Milli servetten bahsediyorsunuz. Dolayısıyla döviz gelirin varsa dövizle borçlanabilirsin. Yatırım yapacaksan, makine teçhizat alacaksan dövizle borçlanabiliyorsun. Kamu-özel ortak proje yapıyorsan ona da izin var. Zaten olması gereken de buydu. Dövizle geliri olmayan neden borçlanıyor. Çok basit prensiplerden bahsediyoruz.

HABERİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN