Ara 18 2017

Dolarizasyon geri dönüyor

1990’lar devletin döviz fiyatını belirleyip faizi piyasanın tercihine bıraktığı yıllardı. Reel faiz bugünküne oranla çok yüksekti. Ancak TL faizindeki bu bonkörlüğe, devletin kur üzerindeki tüm baskısına karşın yatırımcı her an bir döviz krizi yaşanacakmışçasına bankalardaki parasını TL değil, döviz mevduatına yatırıyordu.

Bankalar bu döviz mevduatını dünya ortalamasının 4-5 katına varan oranlarda faizle toplayıp açık pozisyon yaparak müşterilerine kredi ve Hazine’ye borç sağlayabiliyordu. Güvensizliğin TL’yi yatırım aracı olarak dışlaması nedeniyle başta tasarruf sahiplerinden sokaktaki insanlara kadar hemen herkes dolarizasyon sürecine girmişti. 2001 sonrası dalgalı kurda döviz fiyatlarının 10 yıl boyunca benzer seviyelerde kalması ise durumu tersine çevirdi.

En büyük gösterge olan mevduatlarda dövizin payı 2012 yılında yüzde 30’a kadar indi. Ancak hem iktidarın baskısıyla uygulanan negatif reel faiz politikası, hem de siyasette 1990’lardaki çalkantılı günlere dönüş sinyalleri arttıkça, döviz mevduatlarında yeniden tırmanış başladı. Son olarak mevduatlar içinde dövizin payı yüzde 41’e çıkarken, ekonomiden yine dolarizasyon sinyalleri gelmeye başladı.

Dünya’dan Alaattin Aktaş da bu konuya değiniyor. 2012’den sonra döviz mevduatındaki en büyük artışın 2017’de yaşandığını belirten Aktaş, ‘Merkez Bankası verilerine göre döviz hesapları 2013 yılında 14.5 milyar dolar arttı. 2014 ve 2015’te 5.6 milyar ve 10.1 milyar dolarlık artış görüldü. 2016 yılında 5.5 milyar dolar azaldı. Bu yıl ise 8 Aralık’a kadar 15 milyar dolarlık artış gerçekleşti’ diye yazıyor..

Aktaş bu yükselişte en önemli payın TL’deki düşük kazanç olduğu belirtip, ‘Tasarruf sahibi bankada vadeli olarak tuttuğu Türk Lirası cinsi mevduatına enflasyon kadar bile faiz alamıyor. Dolayısıyla anapara sürekli eriyor.’ diyor. Yazar şöyle sürdürüyor:

‘Ama mevduattan giderek zarar eden vatandaş yavaş yavaş dövize yöneliyor ve TL mevduatla döviz mevduatı arasındaki makas giderek kapanıyor. Bu gidişle birkaç yıl sonra bankalardaki TL ve döviz cinsi mevduat birbirine eşit hale gelirse bu duruma hiç şaşmamak gerek. Döviz hesaplarında bir yılda ortaya çıkan 15 milyar dolarlık artış zaten tehlike çanlarının çalmakta olduğunun somut bir işareti değil mi?’