Döviz kıtlığında ithalat patladı, dış ticaret açığında yüzde 200’e yaklaşan artış alarmı!

Türkiye, İzmir ve ilçelerinde meydana gelen 6,6 şiddetindeki depremin şokuyla sarsılırken,  en merkezi ilçelerden Bayraklı ve Bornova’da yıkılan binalarda enkaz altında kalanlardan art arda ölüm haberleri geliyor. Yaralıların sayısı ise yüzlerle ifade ediliyor. 

Ana muhalefet partisi CHP’nin kalesi konumundaki İzmir’de ve ilçelerinde yaşanan deprem,  2019 yerel seçimleri sonrasında İstanbul ve Ankara’yı da kaybeden AKP ve Erdoğan ile muhalefetin yönetimde olduğu yerel yönetimler arasında krizin ‘ortaklaşa-birlikte’ yönetilmesi konusunda ilk deney olacak.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi twitter hesabından İzmirlilere ‘geçmiş olsun’ derken, devletin tüm güç ve imkânlarıyla seferber edildiği, İzmirlilerin yanında olduğu mesajını verdi.

Geçtiğimiz yıl seçimlerden hemen sonra İstanbul’daki Depreme Hazırlık ve Koordinasyon Toplantısı’na yeni seçilen CHP’li Başkan Ekrem İmamoğlu davet edilmemişti. Son olarak korona salgını nedeniyle Türkiye’deki toplam vaka sayısının yüzde 40’ının tek başına İstanbul’da ortaya çıkması, İstanbul’da salgın alarmını ve Sağlık bakanı Fahrettin Koca başkanlığında salgınla mücadele önlemlerinin ele alındığı acil toplantıyı gündeme getirdi. Bu toplantıya da İBB Başkanı İmamoğlu çağrılmadı.

Şimdi İzmir’de yaşanan deprem felaketinde, Erdoğan iktidarının CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve büyük bölümü CHP’li ilçe belediyeleriyle nasıl ortak çalışma yürüteceği, CHP’li belediyelerle işbirliği yapılıp yapılmayacağı ya da muhalefet belediyelerinin dışlanıp dışlanmayacağı görülecek.  

İzmir depremiyle aynı gün bir başka deprem, ekonomide ve özellikle dış ticaret alanında yaşandı. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı’nın ortak hesaplamalarıyla açıklanan eylü ayı dış ticaret istatistikleri, vahim bir gidişi açığa çıkarttı. Eylül’de aylık dış ticaret açığı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 200’e yaklaşan bir artış sergiledi.

Döviz kurlarının olağanüstü yükselişiyle ithalat çok pahalı hale gelmesine rağmen artış hızı kesilmedi. İthalatta hızlanan artış dış ticaret açığını büyütürken, Merkez Bankası rezervlerinin tükendiği bir aşamada, cari açık tutarının ve açığın finansmanındaki sıkıntıların daha da artması söz konusu.

Eylül ayı rakamları, ithalata getirilen kısıtlamalara, ek gümrük vergilerinin süresinin yılsonuna kadar uzatılmasına ve döviz kurlarındaki olağanüstü yükselie karşılık ithalat artışının hız kesmediğini gösterdi.

Rakamlar eylül ayında ihracatın yıllık bazda yüzde 4,8 artmasına karşılık, ithalattaki artış hızı neredeyse bunun dört katı düzeyine ulaşarak yüzde 23 olduğunu gösterdi. Böylece dış ticaret açığındaki bir aylık artış yüzde 189,6 olarak gerçekleşti.

Eylül ayında geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 4,8 artarak 16 milyar 9 milyon dolar olan ihracata karşılık ithalat yüzde 23 artarak 20 milyar 837 milyon dolar tutarında gerçekleşti.

Ocak-Eylül dönemindeki 9 aylık dış ticaret verileri de iç açıcı değil.  Bir önceki yılın aynı dönemine göre 9 aylık ihracat toplamı yüzde 10,9 azalarak 118 milyar 325 milyon dolar oldu.

İthalat ise Ocak-Eylül döneminde 2019’un aynı dönemine göre yüzde 1,5 artışla toplam 156 milyar 186 milyon dolara ulaştı. Bu verilerle 2019’un aynı ayında 1 milyar 667 milyon dolar olan aylık dış ticaret açığı bu yıl yüzde 189,6 artışla, 4 milyar 828 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2019 Eylül ayında yüzde 90,2 iken, 2020 Eylül ayında yüzde 76,8'e geriledi.

Ocak-Eylül arası 9 aydaki dış ticaret açığı artış oranı yüzde 79,5 olurken açık tutarı, geçen yılın aynı dönemindeki 21 milyar 93 milyon dolardan 37 milyar 862 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı da 9 aylık dönemler itibarıyla 2019’da yüzde 86,3 iken, 2020 yılının aynı döneminde yüzde 75,8'e indi.

İthalattaki artışta, haziran ayından itibaren ekonomide normalleşmeye geçiş, işyerlerinin açılması, üretime ara veren başta otomotiv fabrikaları olmak üzere, sanayi tesislerinin üretime yeniden başlaması ve buna bağlı olarak, ara malı, makine-ekipman, hammadde, teçhizat, yedek parça ithalatının yükselişe geçmesi etkili oldu.

Eylül ayında imalat sanayinin ihracata katkısının yüzde 94,8 olması da bunu teyit ediyor. Ocak-Eylül döneminde de ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,5 düzeyinde gerçekleşti. Diğer deyişle ihracata dönük üretim yapan sanayicilerin, imalatçıların üretimlerini gerçekleştirebilmeleri için hayati olan ithal mallara olan talep artışı bu gelişmeyi tetikledi.

Dolayısıyla iktidar bir yandan Nisan ve Mayıs aylarında binlerce ithal mal ve ürüne yüzde 50’ye varan düzeyde ek gümrük vergisi artışı getirerek ithalatı dizginlemeyi umarken, istediği sonucu alamayınca eylül sonunda ek gümrük vergilerini 31 Aralık’a kadar uzattı. Ancak bir yandan da ihracata dönük üretim yapan kuruluşlar, artan vergilere ve yükselen kur maliyetlerine rağmen üretim için zorunlu olan malların ithalatını sürdürmek mecburiyetinde kaldı.

Bu durum, ihraç ürünlerinin pahalı hale gelmesine ve Bakan Berat Albayrak’ın ‘rekabetçi kur-fiyat avantajıdır’ tezinin aksine,  bu avantajın büyük ölçüde yitirilmesine yol açarak, ihracatın artış hızını yavaşlattı. Nitekim bu durum gerek ağustos gerekse eylül ayı ihracat artış oranlarında kendisini belirgin şekilde gösteriyor.

Diğer yandan hazirandan itibaren normalleşmeye geçiş ve ekonominin açılmasıyla birlikte, elektrik tüketimi ve dolayısıyla petrol-doğalgaz-enerji ürünleri ithalatı da artışa geçti. Salgın nedeniyle küresel enerji fiyatları düşmesine karşılık, bu olumlu gelişme Türkiye’de döviz kurlarının aşırı yükselmesi, TL’nin aşırı değersiz hale gelmesiyle sanayiciler ve üreticiler için pozitif bir katkı sağlamadı. Aksine kur artışına paralel olarak peş peşe yapılan akaryakıt zamları, ekim başında elektriğe yüzde 5’i aşan zam yapılması ihracatçı, sanayici, üretici için dezavantaja dönüştü.

Buna ilave olarak aşırı değer kaybeden TL karşısında varlıklarının değerini korumak isteyenler döviz ve altına yönelince, altına olan talep de arttı. Altına talep artışıyla altın ithalatına ödenen tutar ağustostan bu yana aylık 4-5 milyar dolar ve üzerine çıkmaya başladı.

Gerek Türkiye’de gerekse en önemli ihraç pazarı Avrupa’da salgının ikinci dalgasının yükselmeye başlaması, beraberinde AB pazarlarının yeniden kapanması ve ihracatın duraklaması ihtimalini güçlendirirken, uluslararası taşımacılık şirketlerinin sınır kapılarında karşılaştıkları güçlükler de arttı. 

TIR karnesi kotalarının dolması, ihraç malı yüklü TIR’ların Türkiye sınırında yığılmasını, Yunanistan, Bulgaristan, Macaristan, Romanya sınır kapılarında Türk TIR’larının sıkıntı yaşamaya başlamasını beraberinde getirdi. Bu da ihracatın hem tutar hem miktar olarak gerilemesine ve hem de artış hızının yavaşlamasına yol açtı.

Dış ticaret açığındaki artışın eylül ayında yüzde 200 düzeyine, aylık açığın 5 milyar dolara, dokuz aylık açık toplamının ise 38 milyar dolara yaklaşması, cari açığı da ciddi şekilde olumsuz etkileyecek. Yılsonunda cari açığın öngörülen 24 milyar doların oldukça üzerine çıkması, 30-35 milyar dolar arasında gerçekleşmesi ihtimali, bu dış ticaret tablosu ve rakamlarıyla iyice güçlendi.

Geçtiğimiz hafta Citibank tarafından düzenlenen uluslararası yatırım konferansında, önde gelen küresel şirketlerin ve finans kuruluşlarının yöneticilerine hitap eden Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Türkiye’deki yatırım ortamının dünyada ilk sıralara yükseldiğini öne sürerek, küresel tedarik ve ihracat açısından yatırımcılara büyük fırsatlar sunulduğunu ifade etmişti.

Türkiye’nin coğrafi konumuyla yatırımcılara 1 milyarı aşan bir nüfusun yaşadığı pazarlara kolaylıkla erişilebilecek bir ‘lojistik üssü’ imkânı sunduğunu savunan Bakan Albayrak’ın bu iddiasına karşılık Türk ihraç malları, kotalar, TIR geçiş belgeleriyle ilgili sınırlamalar nedeniyle neredeyse günlerce Türkiye sınırlarından çıkamıyor, gümrük ve sınır kapılarında kuyruklar uzuyor. 

Son olarak Suudi Arabistan’ın Türk mallarına yönelik boykot kampanyası ve bu kampanyayı bölgedeki diğer Arap ülkelerine de yaygınlaştırma girişimlerine şu ana kadar BAE, Bahreyn gibi zengin körfez ülkelerinden destek geldi. Mısır ve Tunus ise Türk mallarına ve TIR’larına gümrüklerde güçlük çıkartarak engelleme yoluna giderken, Fas 2 bine yakın Türk ihraç ürününe yüzde 90’a varan ek gümrük vergisi getirerek Fas parlamentosundan geçirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı Macron arasındaki karşılıklı restleşmeler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fransız markalarına boykot çağrısına karşılık, olası bir misilleme ya da Aralık ayında AB liderler zirvesinden çıkabilecek ekonomik yaptırım kararları ihtimalinin artması söz konusu. Bu yönde bir gelişme, Suudi boykotuyla birlikte Türkiye’nin ihracatına Ortadoğu ve Avrupa pazarlarında ciddi darbe vurabilecek. Böyle bir ihtimal ihracatın daha da gerilemesi, döviz gelirlerinin daha da azalması, dış ticaret açığında ve buna paralel olarak cari açıkta daha büyük açık rakamlarıyla karşı karşıya kalınması demek.

Eylül ayı dış ticaret verileri ve aylık yüzde 200’e yaklaşan dış ticaret açığı, bunun ilk alarmını ve uyarı sinyallerini veriyor.