Şub 08 2018

'Durdu' denilen Dow Jones yine çöktü! İşte sebebi

Pazartesi Wall Street’in gösterge endeksi Dow Jones yüzde 4.6 düşüp 2008 krizinden sonra en büyük değer kaybını yaşarken Ahval Ekonomi olarak haberimizin başlığını ‘Para krizi başladı’  olarak attık. Salı piyasa terse döndü ve New York Borsası kayıplarının yarısından fazlasını geri aldı.

Bunun üzerine hem yurtdışında hem de yurtiçinde piyasanın deneyimli ekonomistleri, bankacıları, ekonomi yazarlarından oluşan birçok isim ‘Bu bir kriz değil, düzeltmeydi ve burada bitti’ yazdı. 

Perşembe yani haftanın dördüncü iş gününde Dow Jones Endeksi yüzde 4.15’lik bir kayıp daha yaşarken, sanırız herkese piyasada yaşananların düzeltme mi yoksa bir kriz mi olduğunu anlamış durumda. Dow Jones Endeksi 26 Ocak’ta 26.616 puanla gördüğü rekor seviyenin ardından yüzde 10’un üzerinde değer kaybetti. Bu 2008’de yaşanan dünya tarihinin en büyük finansal krizinden sonra yana görülmüş en büyük kayıpları temsil ediyor. Üstelik kayıpların yeni başladığına dair beklentiler de güçleniyor.

borsa

Borsadaki bu kaybın temel nedeni ABD tahvil faizlerindeki yükseliş. İşi krize döndüren ise yatırımcıların borsadaki hisse senetlerini satıp güvenli liman olarak gördükleri tahvillere geçmesine rağmen halen tahvil faizlerinin düşmemesi, tersine artması.

Ve bununla birlikte ABD dolarının son bir yıldaki trendinin aksine dünya piyasalarındaki değer artışının sürmesi. ABD 10 yıllık bonoları yüzde 2.85’le 2014’ün başından bu yana en yüksek seviyede. Doların 6 büyük para birimine karşı değerini gösteren Dolar Endeksi ise yüzde 2’den fazla değer kazandı.

Borsadan tahvillere geçişin tahvil faizlerini hala düşürmeye yetmemesi ve doların değer artışı bize piyasalardaki değer kayıplarının bir kısır döngüye dönme ihtimali olduğunu gösteriyor ve krizin büyüme ihtimali artıyor. Krizin sonuna geldiğimizi öncelikle ABD tahvil faizlerinde bir durgunluk ve gerilemenin başlamasıyla anlayacağız. 

Gelelim piyasalardaki hareketi bu kadar keskin yapan ana nedene. Geçmiş 10 yılda dünya piyasalarında önemli değişimler oldu. Hisse senedi, döviz ve diğer piyasalarda işlemler artık insan kararlarıyla yapılmıyor. Önceden yazılmış algoritmalar alım-satım kararlarını veriyor.

Çoğu uluslararası yatırım bankasında görev yapan traderların görevi ise al-sat işlemi yapan bu programların kuralların dışına çıkması durumunda bilgisayarın fişini çekmek. Görüldüğü kadarıyla piyasa oyuncuları ne kadar iyimser açıklamalar yapsa, insanları sakinliğe davet etse de bilgisayarlar onları dinlemiyor. 

Gelen verileri önceden belirlenen bir mantık çerçevesinde değerlendirip satış kararı veriyor. Bu bilgisayar programlarının insanlar gibi subjektif düşünceleri, iş kaygıları, çocuklarının geleceği gibi dertleri, toplum ne olur, siyasiler ne der gibi düşünceleri de yok.

O yüzden bugünlerde giderek artan şekilde piyasa oyuncusunun öngörüleri hakkında yanıldıklarına şahit oluyoruz. Bu durum aynı zamanda piyasa yapıcılarının, kaderi ekonomideki başarılara bağlı olan siyasilerin de işini giderek zorlaştırıyor. Tabii Türkiye gibi dış finansman ihtiyacı yüzünden bıçak sırtında duran ekonomileri de.