'Ekonomide AKP mucizesi' sorgulanıyor

AKP iktidarının iktidarı geldiği 2002 yılından itibaren şaşırtıcı bir ekonomik mucize yarattığı, reform ve demokratik adımlarla Türkiye'yi bir dönüşümden geçirdiği tezi, mevcut koşullar ışığındaki gelişmelerle yeniden sorgulanıyor. 

Piyasaları manipüle etmeye çalışan, siyaseti de 'tek adam' yönetimi olgusu doğrultusunda inşa etmeye çalışan AKP, bu uğurda önüne çıkan tüm engelleri ya görevden almalarla ya da yargı yoluyla cezalandırma yöntemiyle aşmaya çalışırken, ekonomi her geçen gün daha da kötüye gidiyor.

Ekonomistler ise, ekonomi yönetimine yönelik uyarılarında Merkez Bankası (MB) Başkanını görevden alma gibi doğrudan müdahalelerin sonun başlangıcı adımlar olduğu yönündeki uyarılarını sürdürüyor. 

Dünya Gazetesi yazarı İsmet Özkul, "Uysal başkan söz dinler de, piyasa onu dinler mi acaba" başlıklı yazısında, Murat Çetinkaya'yı görevden alıp yerine Murat Uysal'ı getirmenin, "Zaten hassas bir dönemden geçen kırılgan ekonomimize ciddi yansımaları olabilecek bir adım" olduğu görüşünde. 

Özkul'un yazısı aynı zamanda, AKP'nin ekonomide bir 'mucize' yarattığı yönündeki görüşün de ne kadar yanıltıcı olduğunu ortaya koyuyor:

"Türkiye’deki mevcut ekonomik sistem, neoliberal doktrine göre dizayn edilmiş ve buna göre yürüyen bir sistemdir. Bu ekonomik sistem, 2001 krizi sonrasında “Derviş Reformları” diye anılan düzenlemelerle en üst formunu buldu.

Erdoğan-AKP iktidarı, bu neoliberal ekonomik sistemi uygulayarak bugüne geldi. Bu neoliberal çerçeveye sırtını dayayan, aşırı borçlanma ve sıcak paranın politik istismarına dayalı hormonlu büyüme politikaları, Erdoğan-AKP iktidarının 17 yıl sürebilmesini açıklayan faktörlerden birisidir. Bugün geldiğimiz noktada her ikisi de, yani neoliberal ekonomi sistemi de otoriterleşen Erdoğan yönetim sistemi de tıkanmıştır."

MB Başkanını görevden almanın daha derin bir anlamı ve sonuçları olacağını ise, Özkul şu satırlarla anlatıyor:

"Merkez Bankası’nın bağımsızlığı, enflasyon hedeflemesi, dalgalı kur, dış sermaye akımlarının serbestliği, piyasalara ilişkin özerk piyasa denetleme ve düzenleme kuruluşları, Türkiye’nin yıllardır uyguladığı neoliberal ekonomik sisteminin temel yapıtaşlarıdır. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı bu yapıtaşlarının en önemlilerinden biridir. Buna göre Merkez Bankası’nın temel görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Merkez Bankası, fiyat istikrarını korumak ve belirlenen enflasyon hedeflerine ulaşmak için para politikaları ve araçlarını kullanmakta serbesttir.

Ekonomi sıcak paraya bu kadar mahkum hale getirilmişken, global fonların yöneticilerinden kredi değerlendirme kuruluşlarına ve uluslararası ekonomi kurumlarına kadar tüm dış dünyanın, Türkiye’ye ilişkin dile getirdikleri kaygı noktalarının başında “kurumsal yapı”nın zayıflamasıydı. Bununla kastedilen başta Merkez Bankası olmak üzere bağımsız kurumların bağımsızlığının tehdit altında olması ve devlet kadrolarında liyakatın ortadan kalkmış olmasıydı.

Böyle bir noktaya sürüklenmişken, Merkez Bankası Başkanı’nın “sözümüzü dinlemedi” gerekçesiyle görevden alınması, Merkez Bankası’nın itibarını sıfırlayacaktır."

Konuyu Uysal'ın tezinin 'intihal' olduğu iddialarına da getiren Özkul, "Tam da göreve başladığı gün ortaya çıkan yüksek lisans tezinin intihal olduğu iddiaları, sorunu katmerleştiren bir ikinci talihsizlik oldu. Merkez Bankası’nın her kararı, her sözü ciddi bir itibar testi barajına çarparak etkisizleşecek" yorumunu yapıyor.

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz