Kas 27 2017

'Ekonomide güven kaybı artıyor, ekonomi yeni yıla durgun girecek'

Türkiye ekonomisinde rekor büyümenin olacağını açıkladı Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi. Ancak rakamlara bakıldığında ekonomide güvenin hızla azaldığı görülüyor. Bu durumun da yeni yıla durgun yada yavaş büyüme ile girileceğine işaret ediyor.

Bu durum, paraanaliz'de yer alan verilere göre, ekonominin dördüncü çeyrek performansı, anket verileri ile öngörebiliyor. Verilere bakıldığında üretim tarafına bakıldığında bir sorun görülmüyor. Avrupa ekonomisinin patlaması ve yükselen enerji fiyatları sayesinde Rus ve Orta Doğu talebinin geri gelmesi ile ihracat yalnız bu yıl değil, 2018 yılında rekorlar kıracak. İmalat sanayinde kapasite kullanım oranının yüzde 80’i aşarak rekor kırması nerdeyse kesin.

Ekonominin yüzde 60’ı hane halkı tüketiminden oluştuğu için bireylerin niye güvensizlik içinde olduğunu anlamak çok önemli. Bu durum devam ederse, 2018 yılında ekonomide tatmin edici bir büyüme sağlamak çok güç.

Önce, DUNYA Gazetesi adına kamuoyu yoklamaları yapan ve politik tartışmalara katılmayan Xsights firmasının 3Ç bulgularına bakalım:

Toplumsal Nabız Anketi”nin üçüncü çeyrek sonuçlarında vatandaşlar, “Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en önemli mesele sizce nedir?” sorusuna yüzde 53 ile “ekonomi” yanıtını verdi. Bu oran yılın ilk çeyreğinde yüzde 39, ikinci çeyrekte ise yüzde 49 düzeyindeydi. Türkiye’nin 26 kentinden 1500 kişi ile gerçekleştirilen anketin sonuçlarına göre, geleceğe ilişkin “iyimserlik” oranında da düşüş gözleniyor. Ankete katılanların yüzde 44’ü “gelecek 5 yıl içinde ülkenin genel durumunun bugünkünden daha kötü”, yüzde 27’si ise “daha iyi” olacağını öngörüyor. Geleceğe ilişkin iyimser beklenti taşıyanların oranı ikinci çeyrekte yüzde 46 düzeyindeydi. (Kaynak: DUNYA Gazetesi)

Ankette siyasete duyulan güvensizlik çok açık görülüyor. BloombergHT tüketici güven anketinde de “jeo-politik” riskler güvenin düşmesinde önemli rol oynuyor. Özetle, siyasetteki kavga harcamaları erteletiyor.

Habere göre faiz ve dövizdeki yükseliş de tüketiciyi korkutuyor.

İpotek faizlerinin yükselmesi konut talebini, diğerleri ise otomotiv ve mobilyayı örseleyecek. Döviz kuru, vatandaş için her zaman ekonomik sağlığın en önemli göstergesi oldu. 

Kurdaki yükseliş önlenemezse, harcamalar durma noktasına gelebilir.

Bu tezi destekleyen bir kanıt daha var. TCMB tarafından yayınlanan ve bir hafta öncesini kapsayan verilere göre bireyseller ve firmalar 8 hafta aradan sonra yeniden döviz mevduata geçerek 1.4 milyar dolar topladılar. TL’den kaçışın başlaması endişe verici.

Son olarak, TUİK kayıtlarına bakıldığında ticaret ve perakende gibi istihdamın büyük kısmını emen işkollarında istihdam artışının yıllık yüzde 1-2 ile sınırlı kalması ve ücretlerin yüzde 12’ye varan TÜFE’nin altında, yüzde 10 civarında artış göstermesi tüketimi engelleyen en önemli faktör olabilir. Çalışan sayısı yeterince artmıyor, çalışanın cebine giren para da enflasyona ezilerek alışverişe dönüşemiyor.

Sonuçta,

• Siyasi belirsizlikler bertaraf edilmeden,
• TL istikrara kavuşmadan,
• Enflasyon yüzde 5’lere doğru gerilemeden

Hane halkı tüketiminin GSYİH’ye anlamlı katkı yapması çok zor.