Ekonomide ikiz açık kabusu geri dönüyor

Türkiye ekonomisi geçen yılın ilk çeyreğinde 5.9 milyar dolarlık dış ticaret açığına karşı 4.6 milyar dolar turizm geliri elde etti. Bu iki ana kalemdeki rakama diğer alanlardaki döviz gelir-giderleri de eklenince bilanço bakiyesi, yani cari açık rakamı üç ayda 627 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Bu Türkiye açısından geçmiş 10 yılın en düşük ilk çeyrek cari açık rakamıydı. Enerji ihtiyacının yoğun olarak hissedildiği yılın ilk çeyreğinde gelen bu parlak verilerin de etkisiyle Türkiye 2019 yılı boyunca cari açık problemi yaşamadı. Cari açığın kontrol altına alınması iki önemli sonuç doğurdu.

Birincisi, Türkiye yıllık 100 milyar dolara yakın dış borç ödemesine ek olarak cari açık kaynaklı yeni bir dış finansman ihtiyacı hissetmedi.

İkincisi zaten tahminlerin üzerinde açık veren bütçeye bir de cari açık rakamı eklenmesiyle ortaya çıkacak ikiz açık önlenmiş oldu. Bu sayede bir kriz sarmalına dönüşecek hem iç, hem de dış borçlanma zorlaması yaşanmadı. Hazine en azından yurtdışı piyasalarda eli daha rahat olduğu için iç borç faizlerini de kontrol altına alabildi. Böylece yıl boyunca Merkez Bankası’nın gizli müdahaleleriyle birlikte döviz fiyatları kısmen kontrol altında tutuldu. Ekonomi yeni bir şoktan korundu.

Öte yandan Ticaret Bakanlığı’nın hafta içinde açıkladığı rakamlara göre bu yılın ilk çeyreğinde dış ticaret açığı 2019’un ilk çeyreğine göre yüzde 117 arttı ve 12.9 milyar dolar oldu.

Türkiye’nin ihracatı sadece Mart ayında yüzde 17.8 daralırken, ithalatı yüzde 3.1 arttı. Rakamlarda görülen böylesine bir dengesizlik, Türkiye’nin sattığı malların dış dünya için, özellikle de koronavirüs’ün dayattığı yeni şartlarda kolaylıkla vazgeçilebilir olmalarından kaynaklanıyor. İhracat çok hızlı geriliyor.

İthalatta ise Türkiye’nin hayati ürünlerde bir bağımlılığı var. Bu yüzden iç tüketim ihtiyacına bağlı olarak ithalat o derece hızlı bir düşüş göstermiyor.

Önümüzdeki aylarda ithalat talebi, iç tüketimdeki frenlenme nedeniyle bir ölçüde düşse de, ihracat rakamlarının daha hızlı gerileyeceği anlaşılıyor. Bu da dış ticaret açığını artış trendini koruyacağının sinyalini veriyor. 

Dış ticaretteki bu acı tabloya ek olarak turizm gelirleri de geçen yılki gibi olmayacağı da aşikar. Mart ayında duran uçuşlar, kapanan eğlence mekanları ve otellerin etkisiyle turizmde adeta sıfır çekildi. Bu nedenle uzmanlar ilk çeyrekte turizm gelirlerinin en az üçte bir oranında daha az olacağını belirtiyor. Rakama dökersek bu yılın ilk çeyreğinde elde edilecek turizm geliri 3 milyar dolar civarında olacak.

O zaman şunu söylemek mümkün: Dış ticaret ve turizm rakamları yan yana konulduğunda yılın ilk çeyreğinde Türkiye’nin cari açık rakamı yaklaşık 10 milyar dolar düzeyinde olacak. Bu geçen yılın aynı dönemine göre 16 kat artış anlamına geliyor. Devlet düzeyinde açıklanan istatistikler açısından eşine az rastlanır bir büyüme oranı. 

Ve elbette kötü sürprizler bunlarla da sınırlı değil. Türkiye açısından bir başka tehlike de koranavirüs etkisiyle artacak bütçe açığı rakamları. Türkiye salgının etkisini kırmak için giderek artan şekilde sosyal yardım vermek zorunda ve bunun için bütçe kapaklarını açıyor.

Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak son olarak salgın nedeniyle 2.1 milyon aileye verilen 1000’er TL’lik yardım çekinin 2.3 milyon haneye daha dağıtılacağını duyurdu. Böylece 4.4 milyon haneye yardım yapılmış olacak. 

Rakam düşük gibi görülebilir. Ancak Türkiye’nin bütçesi zaten kırılgan. Bütçe rakamları bu kriz öncesinde bile Merkez Bankası gibi kurumlardan Hazine’ye aktarılan tartışmalı paralar ve bir dizi tek seferlik gelirle ayakta tutulabiliyordu. Şimdi hem korona salgını nedeniyle neredeyse yarıya inen dolaylı vergi gelirleri, hem de artan sosyal ve sağlık harcamaları yüzünden daha kırılgan bir durumda.

Ayrıca, Hazine’nin yılın ikinci çeyreğinde borçlanma/ödeme oranını, 2000’lerin başından beri görülmedik şekilde artırarak, yüzde 159’a yükselttiğini açıklaması da zaten durumu özetler nitelikte. Yüksek bütçe açıklarının devam edeceği net şekilde anlaşılıyor.

Özetle Türkiye dış ticaret ve turizmden yediği vurgun nedeniyle yüksek cari açık üretirken, bir yandan da büyük bütçe açıklarıyla uğraşacak. Hem iç hem de dış borçlanmasını artırmak zorunda kalacak. 2001’den sonra görülmeyen ikiz açıklar geri dönerken ekonomi açısından tablo biraz daha kararacak. Sanırız son günlerde giderek artan dolar fiyatı ve CDS oranları da bu kabus senaryosunu fiyatlayan önemli göstergeler.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir 

 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.