Ekonomide 'önlem'den 'seferberlik' dönemine geçiş çağrısı

Ekonomideki sorunlar geçişi çözüm önerileri nedeniyle her geçen gün içinden çıkılamaz bir düğüm halini alırken, ekonomistler de 'önlem' döneminden 'seferberlik' dönemine geçişin aciliyetine vurgu yapıyor.

Bugüne kadar çok sayıda iktisatçı ve ekonomi yorumcusu, AKP iktidarına günü kurtarma amaçlı değil yapısal reformlar çağrısı yaparken, ekonomi yönetiminin bu çağrıları hafife alan tavrı, sorunların kontrol edilemez bir hale gelmesinde başat bir rol oynadı.

Aydınlık Gazetesi yazarı ekonomist Uğur Civelek de sorunların giderek ağırlaştığına ve eşzamanlı olarak gelir dağılımının bozulduğuna dikkat çektiği yazısında, "Kurallı piyasa anlayışının etkin çalışması olanaksızlaşırken istikrarsızlık her tarafı sarmaya başlar. Yeterli ve gerekli koşulları sağlayacak kapsamlı müdahaleler yapılmadığı sürece sistemik kırılganlığın artması ve yıkıcı olmaya başlaması kaçınılmaz hale gelebilir" uyarısında bulundu.

"Küresel ölçekteki belirsizlik ve kırılganlık artar iken, bunları ve gelir dağılımı konusundaki ciddi sorunlarımızı görmezden gelerek kalıcı çözüm üretebilme şansımız olamaz. Sadece bir süre için birbirimizi aldatabilir, istikrarsızlık potansiyelini büyütebiliriz. Öncelikle dışarıya olan bağımlılıkları azaltmanın ve faaliyet gelirlerindeki erimeyi acilen terse çevirebilmenin, ne tür eylem ve seferberlikler gerektirdiği konusunda uzlaşılabilecek tasarımlar üretmeliyiz" önerisinde bulunan Civelek, 'seferberlik' vurgusu yaptı. 

Sorunları görmezden gelmeye çalışmanın başarısızlık ihtimalini de arttırdığına değinen Civelek, görüşlerini şu satırlarla ifade etti:

"Bu gözlemlerimiz son çeyrek asır genelinde yaşadıklarımızın özeti niteliğindedir ve çözüm hedefleyen yaklaşımların bu gerçeği dikkate almadan başarı şansı bulamayacağı anlamındadır. Kısa vadeli ve spekülatif bakış açılarına abonelik, bu temel gerçeği bilinçlerden uzak tutmak ve sorunların ağırlaşması pahasına günü kurtarmak için tasarlanmış olabilir. Küreselleşme denilen kuralsızlık çerçevesindeki kurallı piyasa anlayışı, gelir dağılımını bozabilir, fakat düzeltemez; düzeltemediği için etkin çalışamaz ve sorunların ağırlaşmasını kalıcı bir şekilde terse çeviremez. Bu kısır döngü kurallı piyasa anlayışı ile aşılamaz.

Değişen koşullar, çoğunluğu alıştığı veya erişmek istediği yaşam standardından uzaklaştırıyor. Olumsuzlaşan rekabet koşulları nedeniyle faaliyet gelirleri azalırken işsizliğin artması, varlık değerlerindeki çözülme nedeniyle taze krediye erişimin zorlaşması ve bilançoların yıpranması, daha önce alınmış borçların geri ödemelerindeki büyümesi önlenemeyen sıkıntılar, zorunlu ihtiyaç maddelerindeki fiyat hareketleri bu sonuçta etkili oluyor. Orta gelir grubu hızla yoksulluk sınırına veya altına yuvarlanıyor, para ve maliye politikası uygulamaları etkili olamıyor. Sorunlar ağırlaşmaya devam ettiği ve gelir dağılımındaki bozulma hızlandığı için, her şeyin eskisi gibi olabilmesi olanaksızlaşıyor."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz