‘Ekonomik enkaz’ korkusu, sokağa çıkma yasağı ilanını engelliyor

Tüm dünyayı tehdit altına alan Kovid-19 salgınına karşı 18 Mart’ta açıklanan 21 maddelik ekonomik önlemlere rağmen giderek kötüleşen insani ve ekonomik tabloyla karşı karşıya kalan Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 27 Mart’ta yedi maddelik yeni önlemler açıklandı.

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun aynı gün gerçekleştirdiği toplantının ardından kameraların karşısına geçen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca kurulun aldığı tavsiye kararlarının Cumhurbaşkanı'na sunulduğunu, nihai açıklamayı Erdoğan’ın yapacağını söyledi. Bakanın basın toplantısı sürerken bir anda siyasi kulislere sokağa çıkma yasağı ve olağanüstü hâl ilan edileceği (OHAL) söylentileri hızla yayıldı. Erdoğan’ın yeni önlemleri saat 22.00’da açıklayacağı duyurulurken AKP’nin sosyal medya trolleri tarafından #AcilOHAL hastagiyle başlatılan kampanya dakikalar içerisinde “top trend” oldu.

Ancak saatler 22.00’ı gösterdiğinde kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan yine herkese evde almalarını, kişisel karantina uygulamalarını, herkesin kendi OHAL’ini ilan etmesi tavsiyelerini sıraladıktan sonra en radikal maddesi şehirlerarası seyahatlerin yasaklanması olan önlemleri şöyle sıraladı:

- Şehirlerarası seyahatler bundan sonra Valiliklerin iznine bağlı

- Kamuda olduğu gibi özel sektörde de minimum personelle esnek çalışma

- Toplu ulaşımda seyrek oturma düzeni

- Piknik alanları ve ören yerleri, sahiller, parklar hafta sonu kapalı olacak. Hafta için toplu olarak bir arada bulunulmayacak. Valiler gerekirse hafta içinde de bu yerler için yasak getirebilecek

- Askerler 14 gün karantina uygulaması ile celp ve terhis uygulamasına tabi tutulacak

- Yurt dışı uçuşları tamamen yasaklandı

- Şehirlerde valiler başkanlığında pandemi kurulları oluşturulacak ve her ildeki özel uygulamalara yönelik kararlar bu kurul tarafından alınacak.

Erdoğan ayrıca bu tedbirlerin başta İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli olmak üzere 30 büyük şehirde titizlikle uygulanması kararı alındığını ısrarla vurguladı.

Bu son cümle, özellikle 11 CHP’li Büyükşehir Belediyesi’nin toplumda büyük sempati yaratan, destek bulan uygulamalarına set çekmeyi, valileri CHP’li belediye başkanlarının üzerinde konumlandırarak iktidar kontrolüne almayı hedefliyor.

İktidarın ekonomik önlemler paketinin dar gelirli, işsiz, emekli, faaliyeti durdurulan işyerlerinde çalışan ve ücretsiz izne çıkartılan milyonlarca kişiye yönelik herhangi bir destek içermemesi tepkilere yol açmıştı.

TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski açıklanan paketin yetersiz olduğunu, belki sadece “başlangıç” olabileceğini belirterek, devletin çalışanlara istihdam garantisi ve işsiz, dar gelirli- gündelik çalışan sosyal güvencesiz geniş kesimlere bu süreçte “karşılıksız gelir desteği” vermesi gerektiğini söyledi. Özellikle CHP’li belediyeler süratle devreye girerek başta Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Adana, Antalya olmak üzere, yoksul semtlerde on binlerce aileye gıda paketleri, 500 TL’ye varan nakit para desteği, su faturalarını tahsil etmeme gibi uygulamaları başlattılar. Evde kalmaları istenen insanların yaşamlarını nasıl sürdüreceği sorularını yanıtsız bırakan iktidar, şimdi büyükşehirlerde valileri yetkilendirerek CHP’li belediyelerin kendi destek paketlerini uygulamasını engellemeye yöneliyor.

Ancak CHP Genel Merkezi, 11 büyükşehir, 10 il ve 191 ilçe ve belde belediyesi olmak üzere toplam 212 CHP’li belediyede ülke çapında sosyal destek programlarına hız verdi. Ayrıca bir bağış kampanyası da başlatılarak, CHP’li milletvekilleri, iş insanları, şirketlerin para aktardığı bir fonla, belediyeler tarafından para, gıda, giyim, yaşlılara bakım ve tedavi desteği vb. uygulamalarının bu haftadan itibaren yaygınlaştırılması kararlaştırıldı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de aralarında yer aldığı muhalefet liderleri, salgının durdurulması için en az iki ya da üç haftalık sokağa çıkma yasağı veya ülke çapında karantina ilan edilmesi çağrısında bulunuyor. 

Buna karşılık iktidarın ısrarla bundan uzak durması, muhalefetin, bilim insanlarının çağrılarına kulak tıkaması dikkat çekiyor. Güneydoğu’da önceki yıllarda vali ve kaymakamlarca sıkça uygulanan sokağa çıkma yasaklarına karşılık, tüm ülkenin sağlığını ve yaşamını tehdit eden bir salgın sürecinde, ısrarla insanlara “gönüllü şekilde evde kalın” çağrısı yapılıyor.

Olası sokağa çıkma ilanında evlerine kapanmak zorunda kalacak on milyonlarca kişinin, yoksul, işsiz, gündelik çalışan ailelerin parasız, gıdasız, günlerce yiyecek-içecek olmaksızın, evde geçirecekleri sürede iktidara tepkilerinin artması, insanların sokağa dökülmesi endişesi iktidarı bu adımı atmakta zorluyor.

İktidarın ülke çapında karantina ya da sokağa çıkma yasağı ilan etme konusunda adım atmaması, ağırdan alması, böyle bir durumda ekonominin tamamıyla durması, enkaza dönüşmesi korkusundan da kaynaklanıyor.

Buna karşılık, salgının hızla yayıldığı ve resmi verilerin gerçek tabloyu yansıtmadığı yönündeki eleştiriler artıyor. Bu yüzden de iddialar ve fısıltılar hızla yayılıyor. Hâlâ vakaların ve ölümlerin en çok hangi il ve bölgelerde yaygınlaştığı bilinmiyor. Ancak son iki günde Rize, Van, Tunceli, Yozgat, Çankırı’ya bağlı bazı ilçe, belde ve köylerin karantinaya alınması, giriş-çıkışların yasaklanmasıyla birlikte, buralarda görülen salgın vakalarında “İstanbul temaslı” kişilerin, seyahatleri akraba ziyaretleri öne çıkıyor.

İstanbul Valiliği 28 Mart’ta saat 17.00 itibarıyla İstanbul’a ve İstanbul’dan diğer illere otobüsle seyahatleri yasaklayıp, valilik iznine bağlarken, THY de iç hat uçuşlarını sadece 14 ille sınırlandırdı. Dolayısıyla bu adımlar salgının en çok yayıldığı ilin İstanbul olduğu, İzmir’in de öne çıktığı yorumlarını güçlendiriyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu sokağa çıkma yasağının gündemde olmadığını, duruma göre gerekirse tedbirleri bir üst aşamaya çıkartabileceklerini açıkladı.

Açıklanan önlemlerin güncel ve yakıcı sorunlara çözüm olmadığı görüşü, her kesimde öne çıkmış durumda. Son olarak New York ve ABD uçuşlarının da iptal edilmesiyle birlikte Türkiye ekonomisinin en yoğun ticari ilişkide bulunduğu batılı ülkeler ve pazarlarla irtibatı kesildi.

Ekonominin ağırlıkla nakit dönmeye başladığı bu yeni süreçte, neredeyse tüm ödemelerin durması, ekonominin çarklarını ağırlaştırdı. Kira, maaş, mal bedellerinin ödenememesi gelir zincirini kırarken, sorunu bankaların kredi akıtmasıyla çözmeyi öngören Ekonomik İstikrar Kalkanı paketi bu konuda yetersiz bulunuyor.

Faaliyeti durdurulan ya da kapanan işyerleri için getirilen kısa çalışma ödeneğine, üç günde 7 bin işletmenin başvurduğu açıklandı. İçişleri Bakanlığı genelgesiyle faaliyeti geçici olarak durdurulan işyeri sayısı 150 bin düzeyinde. Dolayısıyla bu sayının hızla artması bekleniyor.

O yüzden de iktidar sokağa çıkma yasağı ilanı durumunda ekonominin tamamıyla durması, 4,5 milyon resmi işsizin yanı sıra milyonlarca çalışanın da işsiz ya da gelirden yoksun olarak evlerde kalmasıyla,  hayatlarını sürdürmekte, ihtiyaçlarını gidermekte sıkıntıya düşeceklerin sayısının 15-20 milyona ulaşmasının yaratacağı tepkiden çekiniyor.

Devletten sosyal yardım alan 2 milyon aileye yapılan 1000’er TL yardımın yetersizliğini gündeme getiren Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 83 milyonun tamamına 1000’er TL nakit destek sağlanması çağrısında bulundu.

TÜSİAD Başkanı Kaslowski, ABD, Almanya, İngiltere, Güney Kore gibi ülkelerin ailelere, bireylere doğrudan nakit ödeme yönünde kararlar alıp, destek paketleri açıkladığına dikkat çekerek;

“Doğrudan hane halkına parasal transferler bu bağlamda gündeme gelebilir. Ayrıca bazı ülkelerde görülmeye başlanan ekonominin tamamen durduğu bir senaryoya da Türkiye’nin mutlaka hazır olması gerekir” diyor.

Salgın nedeniyle oluşturulan Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun ülke çapında karantina ve sokağa çıkma yasağı tavsiyesinde bulunduğu ancak Cumhurbaşkanının bu öneriyi kabul etmediği de kulislere sızan bilgiler arasında.

Bilim Kurulu’nda yapılan ve Cumhurbaşkanı'na da iletildiği kaydedilen değerlendirmelerde öngörülen algoritmada, vaka ve ölü sayısının 15 Nisan’a kadar “pik noktasına” ulaşacağı, sonrasında mayıs ortalarına kadar inişe geçeceği görüşünün ağırlıkta olduğu belirtiliyor. Bilim Kurulu öngörüsünde Haziran başında salgın tehdidinin ortadan kalkmasının beklendiği ileri sürülüyor. 


© Ahval Türkçe