Ekonomist Civelek: Tehlikelerin farkında mısınız?

Küresel ölçekte para otoritelerinin yöneticilerinin kamuoyunun gündemine sıklıkla gelmesi, küresel krizler öncesinde ağırlaşan sorunları da hatırlatıcı bir etki yaratıyor.

Dünya Gazetesi yazarı Uğur Civelek, Türkiye’nin de bu kategoriye fazlasıyla uyan bir görüntü çizdiğine dikkat çektiği yazısında, geçmişe giderek bir dizi örneği okuyucunun önüne getiriyor.

‘Bir zaman yolculuğu’ yaptıran Civelek, 1995 sonrası küresel ekonomi atmosferini ‘sürdürülebilir olmaktan çıkmıştı’ şeklinde tanımlarken, ABD yönetiminin geleneksel olmayan politika tercihlerine yöneldiğini ve Asya, Rusya krizleri ile ekonomik sıkıntının bulaşıcılığının kanıtlandığını vurguluyor. 

2000 yılında ABD’nin de durgunlukla tanışması sonrasında, adı konmamış farklı bir döneme geçildiğini belirten Civelek, “Bilimsel olarak doğru olduğu defalarca kanıtlanmış yaklaşımlar hafızalardan kazındı, geniş kitleleri beklentiler yolu ile kısa vadede yönlendirme çabası ön plana çıktı” yorumunu yapıyor ve ekliyor.

“Faaliyet dışı gelir yaratma amacı ile alınacak kaldıraçlı pozisyonlar, spekülatif çekicilikler, risk algısının köreltilmesi ve krediye erişimin kolaylaştırılması yeni dönemin itici gücü olmaya başladılar. Koşullar ve işleyiş değişince, farklı kurumların ne zaman ve nasıl gündem olacağı konusu da farklılaştı; mali kesim ve para otoritelerinin başrol oyuncusu olmak durumunda kalması, çıkar uyumunun ağırlaşan sorunlar nedeniyle çıkar çatışmasına dönüşmesi ön plana çıkan gündemler üzerinde belirleyici oldu.”

ABD’nin tutarlı ve geleneksel politikalardan çark ederek, 1990’lı yıllarda ffinansal balon oluşmasını önlemeye çalışan tutumunu terk ettiğini aktaran Civelek, “2002 sonrasında söz konusu balonların en büyük destekçisi oldu. 2004 ortasında bu olumsuzluğu kontrol altına almak üzere faizleri yükseltmeye başladığında finansal kesim yetkilileri ile anlaşamadı, uzun süreli bir inatlaşma yaşandı küresel krizin öncü sarsıntıları başlayana kadar devam etti. Önce para otoriteleri ve daha sonra krizle birlikte finansal kesim olumsuz yönde gündem oldu. Benzer bir sürecin kısmen farklılaşmış bir tekrarını yaşıyor olabiliriz!” uyarısında bulundu.

Krize giden yolun taşlarının bu süreçlerde döşendiğini ve geçici bir sermaye hareketliliğinin yanıltıcı etkisinin krizlerin patlak vermesiyle fark edildiğini kaydeden Civelek, bu dönemleri tanımlamak için, “...doğru ile yanlış, dost ile düşman birbirine karışıyor ve algılar köreliyor. Sermaye hareketleri daralmaya ve riskten kaçınma eğilimi sahne almaya başladığında koşullar değişiyor; değişime olan direnç artıyor, ağırlaşmış sorunlar ve buna bağlı olarak keskinleşmiş çıkar çatışmaları açığa çıkıyor, beklentilerdeki olumsuzlaşma ufku karartıyor. Bazı gelişen ekonomiler bu ikinci aşamada para otoritelerini zorlayarak ve gerçeklere direnerek, bir sonraki aşamaya iyice kırılgan koşullarda yakalanabiliyor!” tespitinde bulunuyor. 

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz