Haz 27 2018

Ekonomist Hakan Özyıldız: ‘Acı reçeteye hazır mıyız?’

Dövize en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemleri yaşıyoruz. Bir yandan dış borç ödemek diğer yandan sıcak paracıların borsada ve tahvil piyasalarında elde ettikleri getirilerin dışarıya transferini gerçekleştirmek ve en önemlisi ithalat yapabilmek için dövize ihtiyaç en üst düzeylerde.

İki ana döviz geliri kaynağımız var: İhracat ve turizm. Ancak biliyoruz ki bu iki kaynak döviz giderlerimizi karşılamaya yetmiyor. Daha önemlisi önümüzdeki aylarda döviz ihtiyacının daha da artacağını biliyoruz. O zaman iki ana gelir kalemindeki olası gelişmelere yakından bakmakta yarar var.

Turizmciler bu yılın geçen yıldan daha iyi olacağını öngörüyorlar. Ama bir tarihi rekor beklentisinde de değiller.

O zaman ihracata biraz daha yakından bakalım.

Ben ihracat tutarından çok miktar endeksine bakmayı tercih ediyorum.

Önce bir açıklama yapayım. “Dış ticarette miktar; ihraç ya da ithal edilen malın miktarını ifade etmektedir. Dış ticaret miktar endeksleri ise, fiyatlar sabit olmak koşuluyla dış ticaret miktarında meydan gelen değişimi ölçmektedir.” 

Eğer dış ticaretteki gelişimleri sağlıklı tahlil etmek istiyorsak fiyatlardaki değişimi unutmadan konuya miktar açısından bakmamız gerekir. Böylelikle ihraç ürünlerinde ekonominin üretim ve dış rekabet düzeyini daha iyi anlayabiliriz. İthalat için de aynı şeyler söylenebilir. Ancak bizim gibi enerjide dışa bağımlı ekonomilerde rekabet değerlendirmesi sadece sanayi ve tüketim alanlarında söz konusu olabilir. Bunun önemli olmadığını söylemiyorum. Oralarda da sektörel bazda detaylı araştırmalar mutlaka yapılmalı, sanayileşme ve dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik teşvik sistemi kurgulanmalıdır.

Bu kısa açıklamaların ardından, aşağıdaki grafikte yer alan, Aralık 2016 – Nisan 2018 arası döneme ait miktar endekslerine bakalım. (Mevsimsel değişimlerin etkisini azaltmak için endekslerin üç aylık ortalamaları alınmış ve bir önceki yıla göre değişimleri hesaplanmıştır.)

Öncelikle bizim için daha önemli olan ihracattaki gelişmelere göz atarsak; Aralık 2016 – Ağustos 2017 arası dönemde yıllık değişimi %8-14 arasında olan endeks, sonrasında hızla azalarak, Nisan 2018’de sıfırlanıyor. Diğer bir deyimle son 8 ayda ihraç ettiğimiz mal miktarının artışı, eskisine oranla azalıyor.

Buna karşılık ithalat miktar endeksi biraz daha farklı bir seyir izliyor. Orada geçen yılın sonuna kadar istikrarlı bir yükseliş gözleniyor. Tamam, sonrasında 2018’in ilk dört ayında, bu endekste de biz azalma eğilimi var ama %10’lardan  %8’lere. Anlayacağınız ithal edilen mal miktarındaki artış hızı ihracatta görülenden daha fazla.

Daha önce belirttiğim gibi, enerji ithalatını düşürmek mümkün değil. Ama altın ithalatının açıklanmaya ihtiyacı var. Yanı sıra ithal mallarındaki azalışın ihracattaki azalmayla yakında ilişkili olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü birçok ihraç ürününde ithalata bağımlılık oldukça yüksek.

Bu verileri dünyada ticaret savaşlarının gittikçe yayıldığı ve büyüme rakamlarının aşağıya doğru revize edildiği bir ortamda değerlendirin. Göreceksiniz ki bizim ana döviz girdi kalemimiz ihracat, döviz ihtiyacının karşılanmasında istenilen desteği veremeyecek.

O zaman kurlarla oynayarak, aşırı teşvikler vererek ihracatın yükselmesini beklemek yerine tüketim, ithalat nasıl azalır ona bakmak daha doğru bir politika seçeneği olacaktır.

Bu da acı reçete demek. Hazır mıyız?

ekonomi grafik

Hakan Özyıldız’ın kişisel blog sayfasına buradan ulaşabilirsiniz