Ekonomist Kahveci: Uzun bir bunalım dönemi bizi bekliyor

Ekonomik krizin hem ülke hem de birey üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerine dair öngörüler de her geçen gün daha karamsar bir hal alıyor.

Ekonomist ve Karar Gazetesi yazarı İbrahim Kahveci, bir otobüs durağında gördüğü, 'satılık böbrek' ilanına dikkat çektiği yazısında, marketlerden izinsiz bebek maması alınması olaylarına da değiniyor.

Mevcut krizin 1994 ve 2001'de yaşananlardan çok daha ağır olduğuna vurgu yapan Kahveci, "Ama şu ana kadar yaşanılanlar henüz başlangıç; asıl toplumsal sorunlar önümüzdeki dönemde..." satırlarıyla yaşanabileceklerin boyutunu hatırlatıyor.

Kriz döneminin ardından sıranın bunalım dönemine geldiğini kaydeden Kahveci, "Kriz dönemi olarak adlandırdığımız süreç, gelirin düşme dönemidir. Geçmiş krizlerde gelirin düşme döneminden hemen sonra yeniden gelirin büyüme dönemi gelmiştir. Ama bu sefer öyle görülmüyor: Önce kriz döneminde gelir düşüşü oluyor; ardından düşük gelir seviyesinde yaşanacak ‘bunalım dönemi’ bekleniyor" diyor ve ekliyor:

"Size bunalım dönemine ilişkin sadece bir tane gerekçe açıklayayım:

Maalesef ekonomimiz geçmiş 16 yılda aşırı krediye alıştırıldı. Ucuz para sayesinde herkes aşırı kredili iş yapmaya başladı.

O paraları bize bugün ‘şer güçler’ dediğimiz yabancılar yolladı.

Ekonomimiz kredisiz ve tüketimsiz canlanamıyor. Üretim süreçlerini desteklemek ve beslemek geçmiş 16 yılda nerede ise hiç aklımıza gelmedi.

Şimdi bankalar kredi veremiyor çünkü geçmiş dönemde yabancılardan aldıkları paraları geri ödemek zorundalar. Yaklaşık olarak 25 milyar dolar ödedik zaten.

Bankalar kredi veremeyecek çünkü yurtiçi kaynaklar talebi karşılayacak güçte değil. Millet zaten sofrasına harcayacak parayı zor buluyor, nasıl tasarruf etsin?

O nedenle uzun bir bunalım dönemi bizi bekliyor."

Bunalım döneminin uzun süreceğini ve yeni işsizlerin yaratılacağını dile getiren Kahveci, ilginç bir istatistiğe de dikkat çekiyor:

"İşsizlik arttıkça tütün üretimi de artıyor. Kısaca özetleyelim: Toplumlar sorunları algılamakta oldukça geç tepki verirler. Mesela 91 seçimlerinde verilen seçim rüşvetleri sonucu ülkenin büyük bir krize gireceğini uzmanlar ta o günden görmüştü. Ama toplum buna tepkisini 2001 krizinde gösterdi.

Son üç yıldır özellikle büyük bir kriz ve durağanlık döneminde yine büyük toplumsal sorunlar yaşayacağımızı defalarca yazdım ve uyardım.

Maalesef ne önlem alındı, ne de işin ciddiyeti anlaşıldı. Hala daha havanda su dövüyoruz.

Tekrar söylüyorum: Mevcut ve beklenen işsizlik karşısında toplumda oluşacak sosyal sorunlar çok ciddi şekilde bizi bekliyor.

Küçük bir kız öğrencinin idealinin Alman vatandaşlığı olması da... Umarım sorunların ciddiyetini anlarız ve çözüme odaklanırız."

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz