Ekonomist Korkmaz: 'Dalgalı kur sistemini değiştirmeliyiz'

Dolar kurunun 8.25 seviyesine kadar yükselmesi, dışa bağımlı bir ekonomiye sahip Türkiye'de, Hazine ve özel sektör borçlanmalarının bir bölümünün de dolar üzerinden gerçekleşmesi nedeniyle büyük bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.

Ekonomi yönetiminin tüm olumsuz göstergelere rağmen, "Her şey yolunda" mesajı vermeyi sürdürmesi ise eleştirileri beraberinde getiriyor.

Yeniçağ Gazetesi ekonomi yazarı Esfender Korkmaz, "Ekonomide akıl tutulması!.." başlıklı, 28 Ekim tarihli yazısında, Merkez Bankası rezervlerinin eksi konumuna dikkat çekti ve, "Bugün Merkez Bankası rezervleri ekside... 1977'den farkı, o gün halkın parası vardı. GSYH 1976'da yüzde 10,5 ve 1977'de yüzde 3,4 büyümüştü. Bugün halkın döviz alacak parası da yok" ifadelerini kullandı.

"18 senedir kriz üçlüsü, borsa - döviz - altın üçgeninde sıkıştık. Reel ekonomi unutuldu. Borsayı, dövizi de direnç noktaları ve endekslerle konuşuyoruz. Gerçekte ise çözümleri tartışmamız gerekir. İktidar, muhalefet ve halk olarak, adeta endekslere paralize olmuşuz. Spekülasyon tuzağı bize akıl tutulması yaşatıyor" yorumunu yapan Korkmaz, yazısını şu satırlarla sürdürdü:

"En başta, ekonomiyi dünyanın en kırılgan ekonomisi yapan, dalgalı kur sistemini tartışmalıyız. Dalgalı kur sistemini değiştirmeliyiz. Yarınları görebileceğimiz yeni bir sisteme geçmeliyiz. İktidar partisi programlarında dalgalı kura devam edeceğini açıklıyor. Muhalefet ise işin farkında değil.

Dalgalı kur sistemini neden değiştirmemiz gerekir;

1. Dalgalı kur sistemi için rekabetçi piyasa altyapısı yoktur.

Teoride dalgalı kur sisteminin, ödemeler blançosunu otomatik olarak dengeye getireceği savunulmuştur. Dalgalı kur sisteminde, cari açık ortaya çıkarsa döviz ihtiyacı ve döviz talebi artar. Döviz kuru değer kazanır, milli para değer kaybeder. Ülkenin dış rekabet gücü artar. Çünkü milli parayla hesaplanan ürün fiyatı, döviz cinsinden düşer. Milli paranın değeri yüzde 40 düşerse, ihracatçı bir dolara sattığı ürünü 60 cente düşürebilir. Buna karşılık ithal malları da milli para cinsinden yine yüzde 40 oranında daha pahalı olur. İthalat talebi düşer. İhracat artar. Dış ticaret açığı azalır. Paralel olarak cari açıkta azalır. Dış ödemelerde yeniden denge sağlanır.

Cari fazla veren durumlarda ise tersi olur.

Ne var ki; gelişmiş ekonomiler için uygun bir sistem olan dalgalı kur sistemi, Türkiye'nin 2001 yılındaki ekonomik yapı ve piyasa yapısı ile uyumlu değildi. Aslına bakarsak bugünde uyumlu değildir. Zira Türkiye'de genel olarak piyasada oligopol ve kartel yapılar var. Kamu tekellerinin Özelleştirme yoluyla özel sektöre geçmesi, bu yapıları güçlendirdi.

Kontrolsuz sıcak para girişi kur dengesini bozdu.

Yüksek oranda yabancı sermaye ve özellikle sıcak para girişi döviz arzını artırdı. 2007 yılında MB reel kur endeksine  göre  TL yüzde 27 oranında daha değerli idi. Şimdi tersine çıkışı döviz ihtiyacını artırdı ve TL yüzde 40 daha düşük değerdedir.

Sonuç olarak, kısır tartışmayı bırakıp önce döviz kuru sistemini değiştirmeliyiz."

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz