Ekonomist Korkmaz'dan 'çöküş' uyarısı

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Yeni Ekonomi Planı'na (YEP) dair açıklamasında, dolar kuruna bakmadığını söylese de, ekonomistler dövizdeki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmeye devam ediyor.

"Piyasa ile inatlaşmak çöküşe götürüyor!.." başlıklı, 30 Eylül tarihli Yeniçağ Gazetesi'ndeki yazısında, ekonomist Esfender Korkmaz, "Eğer Hükümet Merkez Bankası'na müdahale etmeseydi, Merkez Bankası gösterge faizini yüzde 15'e çıkarırdı. Kurlar beş -altı ay istikrar bulurdu. Zira Merkez Bankası para kurulu reel faiz hesabı yapabilecek uzmanlardan oluşuyor. Korkularından yapamadılar. Ne şiş yansın ne kebap hesabı, gösterge faizini 2 yüzdelik puan artırmakta bir işe yaramadı. Zaten MB bunu haftalık repo ihalesi yerine, geç likidite penceresini ve gecelik faizleri kullanarak dolaylı yoldan yapmıştı. Ortalama fonlama maliyeti 10,40'a yükselmişti" yorumunu yaptı.

Dolar kurundaki artışa da dikkat çeken Korkmaz, "Dün Dolar kuru 7,85 idi. Merkez Bankası Ağustos ayı TÜFE bazlı reel kur endeksi Ağustos ayında 63,71 oldu. Ağustos ayı ortalama dolar kuru 7,2067 oldu. Euro dolar paritesindeki değişmeleri ihmal edersek ve  Ağustosa göre düzletirsek, 7,85 kurunda TL yüzde 41,51 daha düşük değerdedir. Cumhuriyet tarihinde TL'nin en düşük olduğu değerdir" hatırlatmasında bulundu. 

Piyasalarla inatlaşmanın yanlış olduğuna değinen Korkmaz, kur şoklarının yüksek enflasyona neden olduğunu belirtti. 'Algı yaratarak' TL'ye güven sağlamanın mümkün olmadığına işaret eden Korkmaz, "Swap hacmini artırarak bu işi çözemeyiz . İstikrar programı yapmadan , çöküşü önleyemeyiz. Dış borçlarda temerrüt riski arttı" görüşünü dillendirdi.

Alınması gereken acil önlemlere dikkat çeken Korkmaz, kısa vadede yapılması gerekenlerle ilgili şu maddeleri sıraladı:

"Gösterge faizi hemen yüzde 15'e çıkarılmalıdır. Ancak bu faiz aynı zamanda yatırım ve işletme kredileri faizlerini de artıracaktır. Yatırım hacmi ve üretim hacmi daralacaktır. Ekonomi yeniden resesyona girebilir. Ancak kur sorunu daha büyük sorundur. Ekonomik ve sosyal maliyeti daha yüksektir. Dikkat edilmesi gereken, banka kredilerinin makul bir kar marjı ile verilmesidir.

Türkiye tahvillerinde iflas risk primi dün 559 olmuştu. Bu şartlarda Dış kredi almak daha pahalıdır. Buna rağmen hazine ve özel sektör  dışarıda  tahvil satmak ve dış kredi almak zorundadır. Döviz girişi, döviz arzının artması kurları frenler. Ancak bu durumda da yüksek faizden dolayı resesyon riski vardır.

Stand -by düzenlemesi yapmadan, İMF' den kredi desteği alınmalıdır.

Tüketim malı ithalatına kota getirilmelidir. Üretimde kullanılan aramalı ve hammadde sektöründe ithal ikamesi politikası uygulanmalı, aramalı ve hammadde üretimi teşvik edilmeli ve gerekirse bu alanda devlet geçici olarak piyasaya girmelidir."

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz