"Erdoğan’ın ilan ettiği 'Kurtuluş Savaşı' ya kaybedildi ya da..."

Koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle Türkiye'de pek çok sektör kontak kapatma aşamasına gelirken, inşaat sektörünün hiç sorun yokmuşçasına faaliyetlerini sürdürmesinin ardında yatan siyasi ve rantsal tercihler sorgulanıyor.

Gazete Duvar yazarı Bahadır Özgür, "İnşaat depremi: Türkiye enkaz altında kaldı" başlıklı, 14 Nisan tarihli yazısında, medyaya yansıyan 'korona paketleri'nin göstermelik olduğunu, "Yıllardır türlü yollardan yağmalanmış devlet hazinesinden çıkarılan ve üzerine Cumhurbaşkanlığı forsu yapıştırılan bir avuç kırıntı, yüce gönüllülük seremonileriyle kafamıza fırlatılıyor. Sonra da dayanışma diye bir liste konuluyor önümüze. İşte o listeye iyi bakın. Ücretleri kesen, işsiz bırakan, hasta eden, tedavi ettirmeyen, kolonyaya mahkum eden, tazminatını isteyene sopayla saldıran elleri göreceksiniz" satırlarıyla ifade ediyor.

"İnşaatla iktidar arasındaki bağ, salgın günlerinde dahi ne derece sarsılmaz olduğunu kanıtladı" yorumunu yapan Özgür, işçilerin servislere istiflenip şantiyelere sürüklendiğini ve virüs önlemlerinden muaf tutulduklarını kaydediyor. İtiraz eden işçilerin ise işten atılma ya da tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını kaydeden

Özgür, işçilerden ortaya çıkmasında hiçbir sorumluluğu bulunmayan ekonomik enkazı sırtlanmalarının istendiğine işaret ediyor.

Berat Albayrak'ın, "Kurla, faizle saldırdılar. Türkiye’ye diz çöktüreceklerini sanıyorlardı. Hepsini boşa çıkardık" sözlerini hatırlatan Özgür, bakanın ücretsiz izne çıkarılanlara, asgari ücretin yarısını bulmayan bir ödemeyi, müjde şeklinde sunduğu eleştirisini getiriyor ve ekliyor:

"Ortada bir tuhaflık olduğu muhakkak. Zira 2018’in Ağustos’unda, doların 7 liraları gördüğü akşamdan bir gün sonra, Bayburt meydanında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği ‘kurtuluş savaşı’ ya kaybedildi; ya da ortada savaş filan yoktu. Dolar, bugün de o günkü seviyelerinde seyrediyor çünkü. Ama kimse de çıkıp kurşunu kim sıkıyor, cephe neresi, düşman kim söylemiyor. Dönüp dolaşıp Freud’un ünlü sözünü söylediği yerdeyiz yine: 'Nevrotik hatırlamaz, tekrarlar.' Tek adamın zihni de başka türlü işlemiyor.

Vergiden düşecekleri bağışları yazın bir kenara. Ücretleri kesen, işsiz bırakan, hasta eden, tedavi ettirmeyen, kolonyaya mahkum eden, tazminatını isteyene sopayla saldıran elleri göreceksiniz. Virüsle başlamamış ve virüsle de bitmeyecek bir yıkımın failleri, matbu kağıda alt alta dizilmiş vaziyetteler.

Türkiye’nin beraberliğini dinamitleyen toplumsal fay hatları aranıyorsa eğer, tam da buradadır aslında. Yakın zamanda şiddetli bir depreme de neden oldular zaten. O depremde yaşam olanaklarını büyük oranda yitirenler, virüsten daha fazla etkileniyor bugün."

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz