Faiz yine artacak ancak para politikasıyla bir yere kadar...

Ekonomi Gündemi'nde ekonomistler Güldem Atabay ve Eser Karakaş, Türkiye ekonomisine dair beklenti ve gelişmeleri bu hafta da masaya yatırdı.

Atabay, gözlerin perşembe günü toplanacak Para Politikası Kurulu'na çevrildiğini, Naci Ağbal ve ekibinin gerçek testinin bu toplantı olacağını, ilk yapılan faiz artışının beklenen ve kolay olduğunu, ikinci toplantıdan çıkacak kararın önemli olduğuna dikkat çekti.

Atabay, "Piyasa beklentisi yine faiz artışı olacağı yönünde. 100-150 baz puan ortalama beklenti. 200 baz puana kadar artış beklentisi var. Artış olursa ne olur, olmazsa ne olur bu konuşuluyor" dedi.

İkili Ekonomi Gündemi'nde şu konuları masaya yatırdı:

Atabay:

Sadece bir faiz artışı değil, genel bir reform beklentisi de var piyasalarda. Her açıdan reform gazıyla olumlu bir hava oluşmuştu ancak yerliler döviz talebini ısrarlı bir şekilde sürdürüyor. Bir haftada 2.9 milyar dolarlık döviz alımı var.

Politika tarafında iki önemli karar vardı. AİHM Selahattin Demirtaş'ın derhal serbest bırakılmasını istedi. 

Diğeri de Can Dündar ile ilgili. Dündar'a 27.5 yıl hapis cezası çıktı görülen davada. 

Reform dendi beklentiler yükseldi. Bahçeli bir yandan taş koydu. Nerdeyiz ne oluyor, nereye gidiyoruz. Türkiye'deki beklentiler böyleyken faiz artışı tek başına ne kadar yeterli olacak?

Politika faizi yüzde 15'e çekildi şu anda. Bir yandan TL'de istikrarlı bir dönem oldu, dolar 8'lerin üstünden 7.60 civarına geriledi. Yüzde 14'e dayanmış bir enflasyon var. Üretici fiyatları yüzde 40'lar civarında. İç talepte yavaşlama var ama o verilen kredilerle öyle bir ivmelendirildi ki iç talep, o yavaşlama 2021'in ilk çeyreğinde hissedilir hale gelecektir.

Merkez Bankası'nın faiz artırması gerekiyor. İnandırıcı, iki-üç yıllık bir ekonomi politikasının, Türkiye'nin gerçek sorunlarına odaklanan bir çözüm önerisinin olmadığı yerde para politikası ile kısa vadeli istikrar kazanmaya çalışıyoruz."

Karakaş: 

"Gördüğüm manzara şu: 2019 sonu itibariyle AB, kendi kişi başına gelir ortalamasına bir endeks değeri veriyor ve ona 100 puan diyor. Türkiye şu an 59'da. 2017'de Türkiye 66 imiş. 2018'de 63'e gerilemiş. 2017'den sonra başkanlık sistemine geçildikten sonra Türkiye yedi endeks değeri kaybetmiş AB ortalamasına göre. Herhalde böyle olmaması gerekiyordu. Bu çok sıkıntılı bir şey. Yunanistan o kadar ağır bir kriz yaşamasına rağmen endeks değeri olarak 67'de. Bizden sekiz endeks puan değeri olarak yukarıda.

Refah demek çevreyi çok tahrip etmeyen büyüme demek. Büyüme demek yatırım demek. Yatırım demek hem kaynak hem de mülkiyet hakları demek. Mülkiyet haklarının güvence altında olmadığı bir ülkeye kim yatırım yapar, kim parasını getirir?

Hukuk devleti bir bütündür. 'İfade özgürlüğü ayaklar altında olsun ama mülkiyet hakları mükemmel olsun.' Bu mümkün değil. Bu yargı düzeyiyle ilgili bir şey. Mülkiyet hakları konusunda AB standartlarında ancak ifade özgürlüğü konusunda gazetecilere 30 yıl hapis cezası veren bir yargı... Ahmet Altan hala içeride."