Faizi bırak, batık kredilere bak

6 Mayıs tarihli Para Politikası Kurulu’ndan faiz indirimi çıkmadı ancak bunun bir anlamı yok. Keza açıklanan metnin içinden bankanın yıllık enflasyonda düşüşü yakaladığı ilk aşamada faiz indirme macerasına gireceği belli. Sonra yeniden yükseltmek zorunda kalabilir; o ayrı tabi.

Enflasyonda geleceğe dönük beklenti nerede oluşursa onun üzerinde nominal faiz vereceğine neredeyse yemin eden Başkan Kavcıoğlu’nun bu sözü artık para politikasının omurgasını oluşturduğuna göre bankanın enflasyon beklentilerini yönetemeyeceğini kabul ederek bunu da açıkça itiraf ettiğini anlıyoruz. Dolayısıyla PPK toplantısı üzerine yapılacak anlamlı bir yoruma da yer kalmamış oluyor.

Satılarak eritildiği zaten bilenen ancak gerçekte akıbetinin ne olduğu açıklanamayan 128 milyar dolar hikâyesi de unutmamak üzere kenara koyulabilir. Para politikasında yaşananlardan biraz uzaklaşmakta fayda var.

Faiz kararı için toplantı yapıldığı gün Dünya Gazetesi’nde dikkat çekici bir haber vardı.

2018 kur krizinden bu yana değer düşen Türk Lirası ve artan faizler nedeniyle oluşan ekonomik çalkantıların ağır sonuçlarından bir tanesi zaten borç yükü yüksek olan reel sektörün bankacılık sektöründeki sorunlu kredilerinin artmasıydı.  2018 sonrası yüklü bir şekilde devreye sokulan Kredi Garanti Fonu (KGF), arkasından pandemi ile beraber açıklanan rahatlatıcı önlemler sonucunda ortaya çıkan bankacılık sektöründeki sorunlu/takipteki/batık görünen kredilerin gerçek rakamları yansıtmadığı.  Dolayısıyla da, eğer bir gün yaraya neşter vurarak işsizlik sorunu altında ezilen halkı rahatlatmak üzere Türkiye’nin büyüme potansiyelini yükseltmeyi hedefleyen bir hükümet iktidara gelirse, buzdağının ne kadar derine indiğini ancak kendi dönemi başladığında keşfedebilecek.

Dünya Gazetesi haberi işte Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) pandemiyle birlikte sorunlu kredi ödemelerinin takibe atılması için bekleme süresini 90 günden 180 güne çıkaran ve Haziran sonunda bitecek düzenlemenin muhtemelen Eylül sonu, hatta 2021 sonuna kadar uzatılabileceğini açıklıyor.

Aynı gün içinde Türkiye Bankalar Birliği (TBB) de “Kredi Gruplamaları Raporu” açıkladı.

Raporun detayları üzerinden BDDK’nın sorunlu kredilerin takibe atılmasını yavaşlattığı hatta engellediği düzenlemesini bir daha değerlendirmek gerekiyor.

TBB Raporu, banka kredilerini temelde beş gruba ayırıyor.

I.Grup Krediler: Canlı krediler denen grup ki, faizi-anaparası vadesinde ödenen krediler olarak daha net açıklanabilir.  Bankacılık sektörü bilançosu üzerindeki en sağlıklı krediler olarak da düşünülebilir. 2020 sonu itibarıyla toplam kredilerin %85’ine denk gelen bu sağlıklı parçanın büyüklüğü 3,062 milyar TL ve geçen yılki kredi temelli teşviklerle büyüme modeline paralel bir senede %34 artmış durumda.  

II.Grup Krediler:  Yakın izlemedeki krediler kategorisi. 2020 sonunda önceki yılın sonuna göre %23 artarak 370 milyar TL'ye çıkmış durumda.  Toplam içinde %10 paya sahip. İşte bu kredilere “yüzdürülen” krediler diye bakarak bankalar adına oluşturdukları gerçek riskin, içinde tutuldukları kategoriden daha fazla olduğunu söylemek mümkün.  Genel karşılık olarak ayrılan 78 milyar TL bu grup kredilerin %21’ine denk geliyor.

II.a- Grup Krediler:  Esasta böyle bir kategori resmi olarak yok.  II.Grup yani “yakın izlemeye” alınarak riski artan ve yüzdürülerek “yeniden yapılandırılan” krediler bu grupta. 2018’den bu yana faizin yükselişi, geçen sene dip seviyelere yaz ortalarında ulaştıktan sonra Ekim’den itibaren başlayan faiz artışlarına paralel yeniden yapılandırılan kredilerin faiz kısmının büyüdüğünü ve sorunların arttığını varsaydığımız ana gizemli parça denebilir bunlara. Gizemli, çünkü borcu yeniden yapılandırılan ve batık kredi kategorisine alınmayan bu kredilerin, bu şirketlerin gerçekten “yaşayan şirketler” mi yoksa “zombi şirketler” mi olduğu belli değil.  Miktarı 205 milyar TL olan ve II.Grup kredilerin %55’ine denk gelen bu “riskli” grup bir sene içinde %26 oranında büyümüş durumda. 2018’e kıyasla ise %100’ün üzerinde bir artış söz konusu. Yeniden yapılandırılan ve böylece değişen faizle yeni bir ödeme planına-vadesine sahip olarak devam ettirilen bu krediler toplam krediler içindeki payı %5,7.     

III.-IV.-V. Grup Krediler: Tahsili gecikmiş alacak olarak sınıflandırılan, tahsil imkânı sınırlı, şüpheli ve zarar niteliğindeki krediler. Teknik adıyla “takipteki alacaklar”.  2020 sonunda toplam tutarı 141 milyar TL ve toplam içinde %5 paya sahip. Bu miktarın %75’ine – yani 105 milyar TL- bankalar özel karşılık ayırmış durumdalar.

Detaydaki şeytan burada. 2020/2019 döneminde toplam krediler %31; I.Grup yaşayan krediler %34, II.Grup yakın izlemedeki krediler %23; yeniden yapılandırılan krediler %26 artarken nasıl olmuşsa takipteki krediler bir senede sadece %4 artmış.

Başka bir açıdan bakıp aynı soruya varmak mümkün. Aşağıdaki tabloya göre, canlı kredilerin (I.Grup) toplam krediler içindeki payı 2020 sonunda %85 ile geçen seneki %83 payın 2 puan üzerinde. Sağlıklı kredilerin payının yükselmesi olumlu. II. Grup yani yakın izlemeye alınan ödemeleri düzensizleşen kredilerin toplam içindeki payı 2020 sonunda %10 ile 2019 sonuna kıyasla 1 puan aşağıda. Pandemi döneminin ekonomideki derin etkilerine rağmen takipteki batık kredilerin payı ise toplam krediler içinde 2019 sonundaki %5,1’den 1,2 puan düşerek %3,9’a gerilemiş. Bu üç satıra bakınca sanki işler iyi kötü yoluna girmiş gibi görünüyor.  Fakat bu “düzelmeye” rağmen, özel karşılıkların takipteki kredilere oranı %65’ten %75’e yükselmiş; 9 puan artışla. Genel karşılıkların sıkıntılı II.Grup kredilere oranında ise %14’ten %21’e 7 puanlık bir artış gerçekleşmiş.   

                                pastedGraphic.png

Hukukta “hayatın normal akışına uygunluk” gibi önemli bir kavram vardır. Bankacılık sektöründeki takipteki alacakların 2019-2021 gibi fırtınalı bir dönemde bu kadar istikrarlı kalması işte bu hayatın olağan akışına karşı duruyor.

BDDK’nın uzatmayı planladığı sorunlu kredilerin takibe atılmasını yavaşlattığı hatta engellediği uygulamasına geri dönersek, halının altına süpürülen sorunlu hatta batık kredilerin 2021 sonuna kadar üstünün örtülü tutulmaya devam edileceğini anlıyoruz.

Yeniden yapılandırılan krediler içinde şimdilik ne kadarının gerçekten yakın izlemede kalabilecek kadar “riskli” ne kadarının da “batık statüsünde riskli” olduğunu bu perdeleme ile ayrıştırmak mümkün değil.

Şu durumda “kötü senaryoda” şok yaşamamak için yeniden yapılandırılan ve batık olan kredilerin 205 milyar TL ve 141 milyar TL olarak alınca elde edilen toplam 346 milyar TL (42 milyar dolar) toplam krediler içinde %9,4 gibi önemli bir paya sahip hale geliyor.

En kötü senaryoda” II. Grup kredilerin hepsini batık varsayarsak da elde edilen 511 milyar TL (62 milyar dolar) toplam içinde %14,2 paya sahip oluyor.

Muazzam rakamlardan bahsediyoruz.        

Listen to "Güldem Atabay: Son çeyrekte faiz inecek, oynaklık başlayacak" on Spreaker.
Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.