'Finans piyasaları kumar masasına döndü'

Doların Türkiye'de kimi zaman Türk Lirası'nın da yerini alan bir yatırım aracına dönüştüğü, son ekonomik krizde daha da net bir biçimde ortaya çıktı.

TL'nin değer kaybı karşısında yatırımcı dolar satın aldı ve bankada tuttu. 

Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Esfender Korkmaz, gelişmiş ülkelerde, tasarruf edenlerin genellikle kendi paraları ile yatırım yaptıklarına dikkat çektikten sonra Türkiye'de ise, enflasyon ve ekonomik istikrar sorunu nedeni ile dövizin bir finansal yatırım aracına dönüştüğünü hatırlattı.

Hatta bazı örneklerde; kiralarda ve satışlarda anlaşmaların dolar veya Euro üzerinden yapıldığına işaret eden Korkmaz, "Parası olanlar bir cebinde TL, diğer cebinde döviz taşıyor" yorumunu yapıyor.

"Özetle TL'ye güven sorunu Dolarizasyona neden oldu" diye yazan Korkmaz, son bir yılda en yüksek reel getiriyi yüzde 40.36 getiri oranı ile doların sağladığını belirtiyor ve ekliyor:

"Yani geçen sene 1 Eylül'de dolara 100 lira yatıranın parası enflasyondan sonra, satın alma gücü olarak 140.36 liraya çıktı.

Buna karşılık en yüksek reel kayıp, yüzde eksi 27.74 ile devlet iç borçlanma senetlerinde ve yüzde eksi 26.95 ile Borsa'da oldu.

Dolara yatırım yapan ile Borsa'ya yatırım yapan arasında 67.31 puan spekülatif fark var. Eğer getiriler arasında bu kadar yüksek fark varsa, o ekonomi aşırı kırılgandır. Bu kadar yüksek kâr ve zarar ancak kumar masasında olur."

2017 yılının Ağustos ayında ise, en yüksek getiriyi yüzde 27.75 oranı ile Borsanın sağladığını anımsatan Korkmaz, "Borsa emme basma tulumba gibi çalışıyor. Her ekonomide Borsa hareketlidir. Ancak bizdeki hareket spekülatiftir ve bundan dolayı aşırı kırılgandır" tespitinde bulunuyor.

Bu dengesiz tabloya dair tespitlerini ise şöyle sürdürüyor Korkmaz:

"Eğer bir piyasa kumar alanına dönmüşse, düzeltilmesi gerekir. Türkiye yeni değil öteden beri böyledir. Siyasi iktidarların işi de piyasayı başıboş bırakmak değil, rekabetçi piyasalar alt yapısını oluşturmaktır.

TL mevduatı  ve DİBS yıllardır eksi reel faiz veriyor. Bu ağustosta brüt reel faiz 5.56 oldu. Bir de mevduat faizinden yüzde 10 ile yüzde 15 arasında vadesine göre stopaj kesiliyor. Hal böyle iken kim parasını bankada tutarak eritmek ister. İstemese de dolara, altına ve gayrimenkule dönmek zorundadır.

TÜİK bu verileri açıklıyor. Tasarrufun TL'de kalmayacağı belliydi. Buna rağmen iktidar neden düşük faizde ısrar etti?

*             Bugüne kadar uluslararası kurumlar ve piyasada iş yapan kuruluşlar ekonomiyi dünyanın en kırılgan ekonomisi olarak gördü ve açıkladı. Ekonomi yönetimi hiçbir önlem almadı.

*             2003 yılından bu güne kadar cari açık veriyoruz. Biz ve herkes cari açık sürdürülemez dedi. İktidar aldırmadı.

*             Bu köşede ve her yerde eksi faiz TL'den kaçışı hızlandırır dedik. Böyle diyenlere faiz lobisi denildi. Şimdi faiz sorunu paniğe dönüştü. İktidar yalnızca bakıyor.

Trump daha yeni... Türkiye'de kriz ağlarını 2003'ten beri örüyor. İktidar ise hep bakıyor. Şimdi istense de bu kriz önlenemez. Gerçekten işimiz Allah'a kaldı."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar