Fitch’in Türk bankalarını uyarması ne anlama geliyor

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch çarşamba günü yaptığı açıklamada, Türk bankalarının manşetlerde belirtilenden daha kötü bir borç yükü olduğunu, bunun da mali durumlarının düzenleyiciler tarafından açıklanandan daha hızlı bozulabileceği anlamına geldiğini duyurdu.

Fitch, Türkiye'deki bankaların, tahammül sınırı olarak bilinen borç yeniden yapılandırmasının büyük bir bölümünü oluşturan kurumsal krediler yığınının yanı sıra COVID-19'un patlak vermesinden sonra hükümet tarafından zorla verdirilen yeni krediler nedeniyle finansal dalgalanmalarla karşı karşıya olduğunu da vurguladı.

Fitch raporunda, bankaların üç ayda bir yayınlanan mali tablolarının, olası sorunun ölçeğini belirlemek için incelenmesi gerektiğini da belirtti. Neyin kötü bir kredi oluşturduğuna dair düzenleyicinin sınıflandırmasını gevşetmesi, resmi verilerle durumu değerlendirmenin zorluğunu daha da artırıyor.

Raporda, "Rapor edilen takipteki krediler, düzenleyici tahammül sınırı ve kredi büyümesi ile pohpohlanacak. Türk bankalarının temel varlık kalitesi koronavirüs salgını nedeniyle zayıflayacak, ancak bu gelir tablolarında daha belirgin olacak" şeklinde ifadelere de yer veriliyor. 

2018 yazında kur krizinin patlak vermesinden bu yana şirketler mevcut borçlanma için daha avantajlı şartlar ararken, Türk bankaları da artan miktardaki tahsili gecikmiş kredi yığınıyla boğuşuyor. İlk COVID-19 vakasının bildirildiği Mart ortasından itibaren ekonomide görülmeye başlayan daralma eğilimi devam ediyor. 

2020'nin sonuna kadar sürmesi planlanan kredi sınıflandırma gereksinimlerinin gevşemesi, en sorunlu kredilerin veya üçüncü aşama kredilerinin 90 gün yerine 180 gün geciktiğinde sınıflandırılması anlamına geliyor. 

Fitch'e göre, hükümet tarafından getirilen ve bankaların borç faizlerini veya anapara ödemelerini üç ay ertelemelerini gerektiren plana göre, rapor edilen takipteki kredi artışlarını önümüzdeki yılın ilk çeyreğine kadar erteleyecek. 

Liranın bu yıl art arda rekor derecede değer kaybetmesinin ardından bankaların bilançoları da mali baskı altına girdi. Lira, dolar karşısında bu hafta tüm zamanların en düşük seviyesi olan 7,49'a yükseldi. 

Daha zayıf bir para birimi, bankaların finansman kaynakları üzerinde baskı oluşturuyor, çünkü kurumların kendi dış borçlarına ödeyebilmesinin yanı sıra, geri ödemesi daha zor olan şirketlere dolar ve euro olarak verdikleri kredilerle geri ödeme sorunlarının üstesinden gelmeleri gerekiyor.

Fitch, Türkiye’nin şirketlere verilen yeni döviz kredilerinin önemli ölçüde yavaşladığını, bunun da bankalar üzerindeki baskının bu yönden hafifleyebileceği anlamına geldiğini belirterek, "Döviz kredilerine olan talep zayıf kaldı ve liradaki dalgalanma şiddetlendi" diyor.

Türk Lirası bu yıl dolar karşısında yaklaşık yüzde 20 değer kaybetti. 

Goldman Sachs da dahil olmak üzere önde gelen uluslararası yatırım bankaları, 2018'deki döviz krizinde Türk bankalarının liranın zararları nedeniyle sermaye seviyelerinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

Goldman, o dönemde, liranın dolar karşısında 6,3'e düşmesi durumunda hükümet dışı borç veren büyük bankalar İşbank ve Yapı Kredi'nin sermayesinin aşınacağını söylemişti. Sonraki banka Akbank için ise bu oran 6,9 idi. O zamandan beri Türk bankaları, liranın zayıflığıyla mücadele için sermaye seviyelerini artırmaya çalıştı.

Geçen ay sonlarında Fitch, Türk hükümeti ve bankalarının borçlarına ilişkin  "BB" olan görünümlerini "istikrarlı"dan "negatif"e düşürdü. Güçlü kredi teşviki ile şiddetlenen büyük cari açık, not düşüşünün başlıca nedenlerinden biri oldu. Fitch ve diğer derecelendirme kuruluşları genel olarak Türk bankalarının notlarını ülke notuna uyarlıyorlar.