Tem 01 2018

Hakan Özyıldız: İthal memur çözüm mü?

Yeni anayasal düzenle devlette çok hayati değişimler yaşanacak. Kurumlar açılıp, kapanırken memurların durumu milyonlarca çalışanı etkileyecek. 

Eski bir devlet memuru olarak, anlayabildiğim kadarıyla, memurun yeni yapılanma içindeki durumunu ele almaya çalışacağım. 

Konuya devam etmeden önce bir kavramsal açıklık getirmekte yarar var. Memurun İngilizce de karşılığı“civil servant” tır. Yani memur toplumun, halkın hizmetkarıdır. Hiçbir zaman partiye ve/veya başka bir yapıya sorumluluğu yoktur. Partiler, hükümetler değişir ama onun görevi halka hizmete devam etmektir.

Fransızcadaki karşılığı ise“fonctionnaire [la], serviteur de l'etat”, yani fonksiyonu olan çalışan, devletin hizmetkarıdır. Görüldüğü gibi burada da bir hizmetkarlık var. Ama fonksiyon ifa edebilen bir hizmetkarlık anlayışı.

Fransız idari yapısının bir sonucu olarak burada devlet öne çıkmış. Parti veya başka yapılanmalar yine yok.

Gelelim bizdeki kamu çalışanına.“Memur” kelime anlamı olarak: Amire itaat eden demek.

Yani anlam olarak ne kamu/halk ne de devlet hizmetkarlığı söz konusu. Fonksiyonu da tartışmalı. Bizdeki memur, amiri ne derse onu yerine getiren kamu çalışanı.İyi bir memur olmak için mevzuatı bilmek yeterli. Önüne gelen işi mevzuata uygun şekilde yapıyorsa görevini yapmış sayılır. 

Bu arada kamuya, devlete hizmette bir aksama olurmuş! Onun işi olamaz. Mevzuat öyle emrediyor çünkü. 

O zaman memur “işini iyi yapan mıdır, yoksa iyi bir işi yapan mıdır?

”Burada memura iş seçme hakkı verilebilir gibi bir yaklaşım var. Eğer amiri yanlış bir emir verse de işini yapmalı mıdır?

Veya daha doğru bir soru; amir mevzuatı değiştirip, yanlış olduğunu düşündüğü işi önüne getirince memur ne yapmalıdır?

“Beni ilgilendirmez, kanun var nizam var. Kanun yanlışsa yasa koyucu ve hükümet edenler düşünsün.” diyerek işini yapmaya devam etmeli midir? 

Soruyu biraz daha özelleştireyim: Önüne gelen iş toplumun genel çıkarına uygun değilse ne yapmalıdır?

Kararı ne göre vermelidir?

Mevzuata göre mi yoksa vicdanına, uzmanlığına göre mi?

Böyle bir durumda amirine itaat ederek yoluna devam etmezse, işinden olursa sonucu ne olacaktır?

Bunlar çok zor ama bir o kadar da doğru cevap bulunması gereken sorular. Eğer memuru fonksiyonu olmaz, halkın hizmetkarı, devletin memuru olmaktan uzaklaşırsa ne olur?

Bu soruyu sormamın nedeni, basında gördüğüm “500 üst düzey görevlinin Cumhurbaşkanı ile değişeceğine” yönelik haberler. Söylenen doğruysa, her seçimde amirleri değişen memurların, devlet memuru olarak kalabileceğini, partiye değil halka hizmet edeceğini düşünmek biraz zor.

Devlet memuru, halkın hizmetkarı olmak yerine partinin hizmetkarı olursa devlet kurumunun yaşayacağı sorunları göreceğiz.

Kamuda çalışmaya devam eden arkadaşlarımın anlattıklarından ve sınırlı gözlemlerimden çıkardığım kadarıyla, kamuda hizmet içi eğitim, uzmanlaşma ve liyakate dayalı yükselme vb. sorunlar yaşanıyor. 

Uzmanlaşma sıkıntısı çeken kurumların üst yönetimine dışarıdan adam atamak kurumların kimliğini, yapısını, etkisini olumsuz etkiler.  Çünkü her iktidar değiştiğinde kurumsallaşması değişmiş, belki de zedelenmiş, yeni yapılar görülecek.

Zarar gören sadece bir kurum olursa tamiri sorun olmaz. Ama devlet kurumlarının yapısı olumsuz etkilenmeye başlayınca, işlerin zorlaştığı zamanlarda memurlar/teknisyenler doğru seçenekler üretip siyasetçinin önüne koyamaz.

Kriz anlarında hızlı ve doğru kararlar alınamayınca, ülke deneme tahtasına dönüyor. Böylesi bir durum ülkenin dostlarını üzerken, düşmanlarını sevindiriyor.

Hatırlamakta yarar var; dünyada şimdiye kadar idari değişiklikler ile yapısal sorunlara çözüm bulunamadı.

 

YAZIYA HAKAN ÖZYILDIZ'IN KİŞİSEL SAYFASINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ