Can Teoman
Ağu 14 2018

Hayaller ve gerçekler: TL ile dış ticaret yarıya indi

Beyaz Saray ekonomi danışmanı Kevin Hassett bugün TL’deki çöküş hakkında konuşup durumu çok yakından izlediklerini belirtti. Danışman, Lira’daki tarihi çöküşün sadece ülkesinin çelik ve alümiyuma koyduğu ek vergilerden olamayacağını savundu.

Hassett, TL’deki erimenin, ülkedeki birçok ekonomik temelin uyumsuz olmasından dolayı yaşandığını kaydetti. ‘Bir ülke liberal demokrasiyle bağını kaybettiğinde, ekonomiye ilerde ne olacağını gerçekten bilemezsiniz. Türkiye’de çok fazla belirsizlik olduğunu düşünüyorum’ dedi.

Hasset’ten saatler sonra kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise ABD’li yetkilinin anlattıklarından çok ötede bir Türkiye profili çizerek taraftarlarına kurmayı istediği yeni direnç ekonomisinin doktrinini anlattı. Erdoğan TL’deki düşüşün Türkiye’nin rakiplerinin planlı bir taaruzu olduğu iddialarını sürdürdü ve iş dünyasını da daha çok üretip kazanarak bu savaştan galip çıkmaya çağırdı.

2013 Mayıs’ında Fed’in parasal bolluğu noktalayacağını açıkladığından beri TL başta dolar olmak üzere tüm dövizler karşısında düzenli olarak değer kaybediyor. Beş yılda dalga dalga yaşanan devalüasyonlarla Türk parası dolar kaşısında değerinin dörtte üçünü yitirdi.

Türk kamuoyu ile işdünyası ise dolarda yaşanan her dalga sırasında, Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili benzer açıklamalar yapmasına alışık. Bu açıklamaklar Erdoğan’ın ‘Dünya beşten büyüktür’ sloganıyla siyasileştirdiği küresel sisteme isyanın bir parçası. Aynı zamanda küreselleşmenin en önemli ekonomik silahı olarak gördüğü dolar sistemine karşı mücadelesinin bölümlerinden biri.

Erdoğan sırf dolar bağımlılığından kurtulabilmek amacıyla Rusya ve Çin gibi ülkesinin rezervlerinin yapısını bile hızla değiştirdi. Merkez Bankası son iki yıl içinde cari açığı yükseltmesine bile aldırış etmeden onmilyarlarca dolarlık altın aldı. 2011’de 110 ton olan rezervleri 500 tonu geçti. Ancak bu kadar altın bile ülkenin toplam 100 milyar dolarlık rezervlerinin sadece beşte birini oluşturuyor. Kalan kısmın çoğunluğu ise hala dolarda.

Diğer yandan Erdoğan yönetimine bir siyasi baskı aracı olarak da gördüğü dolar bağımlılığından kurtulma çabalarının bir başka önemli parçasını da uluslar arası ticaretini yerel paralarla yapma isteği. Bu fikir aslında Çin-Rusya orijinli.

Erdoğan artık ABD’ye karşı ‘Alternatifsiz değiliz’ söylemini sık sık kullanırken, bu stratejinin önemli bir dayanak noktası olarak, son 5 yıldır defalarca gündeme getirip teşvik etmeye çalıştığı, yerel parayla ithalat-ihracat yapma fikri de dilinden düşürmüyor. Hatta tüm iç ve dış uyarılara karşı ekonomi yönetiminin başına atadığı damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın bugünkü açıklamaları da AKP iktidarının konuya ne kadar ciddi yaklaştığının kanıtı.

Albayrak saatler önce yaptığı açıklamada ‘Dolara güven kalmadı’ dedi. Bu Türk iktidarı ve yandaşlarının son dönemde sıkça kullandığı bir argüman ve Türkiye’nin Batı’dan kopması durumunda dünya güç dengelerinin değişeceği ve dolar sisteminin çökeceğine inanan oldukça geniş bir kitle var. Onlar kısa bir süre sonra ABD’nin, Çin, Rusya, AB gibi ekonomik devlerle kavgası nedeniyle çöküş yaşayacağını ve doların değersizleşeceğini düşünüyor.

Retorik kulağa son derece romantik gelse bile, pratikte büyük çelişkiler yaşanıyor.

Her şeyden önce Erdoğan’ın tüm çabalarına karşın kendi ülkesi bile tam bir dolar bağımlısı. Bugün Türkiye’nin dış ticaretinde doların payı yılın ilk altı ayında yüzde 52 oldu. Kalan kısmın yüzde 40’ını Euro oluşturuyor. Erdoğan’ın yerel para diye kastettiği diğer paraların toplamı 5 yıllık çabalara karşın yüzde 8’den az. 

 

 

kj

 

Görüldüğü üzere Erdoğan’ın ABD’ye karşı dış politikada ittifak yapmak istediği Şanghay Beşlisi ve BRICS ülkelerinin para birimleri üzerinden yaptığı dış ticaretin toplamı yüzde 1’den az.

Bu normal. Çünkü Türkiye’nin dış ticarette yıllık yaklaşık 40 milyar dolar açık verdiği ana üretici ülkeler olan Çin, Rusya ve İran her ne kadar Erdoğan’ın dolara karşı isyanına destek veriyor gözükse de, pratikte alacaklarını döviz bazında istiyorlar.

Türkiye’nin tüm enerji ihtiyacının yüzde 80’ini karşılayan  İran ile Rusya, petrol ve doğalgaz kontratlarını dolara bağlamış durumda. Keza Rusya ile yapılacak Türkiye’nin ilk nükleer santralinin maliyeti ve satışları da dolar üzerinden sözleşmeye bağlandı.

Diğer yandan Çin de Türkiye’ye dolar üzerinden satış yapıyor. Hatta, Erdoğan’ın Batı’ya karşı ‘alternatifsiz değiliz’ söylemine bir dayanak olarak gösterdiği Çin’den alınan ilk büyük çaplı kredi de dolar üzerinden belirlendi. Çin geçen ay Türkiye’deki altyapı yatırımları için Erdoğan iktidarının kontrolündeki Türk bankacılık sektörüne 3.6 milyar dolar kredi açtı.

Diğer taraftan Erdoğan ve taraftarlarının adeta bağımsızlık sembolü olarak gördükleri TL ile ticaret yapma girişimleri ise tam bir fiyaskoya dönmüş durumda. AKP iktidarı kendi ortaya çıkan zarar aldırış etmeden TL ile dış ticaret fikrine sübvansiyon uyguluyor. Türk Merkez Bankası’nın Rusya ve Çin’in de aralarında bulunduğu çeşitli ülkelerle yerel para cinsinden swap anlaşmaları yapıyor. Ancak ortaya çıkan rakamlar ise TL ile dış ticaret uygulamalarının çöküntü yaşadığını gösteriyor.

TÜİK verilerine göre doların 4.70’li seviyelerde seyrettiği Haziran ayında TL ile yapılan ihracat yüzde 42, ihracat yüzde 58, toplam dış ticaret ise yüzde 49 düştü. 

 

k

 

Rakamlar TL’de Mayıs ve Haziran’da yaşanan hızlı düşüşün TL ile dış ticaret fikrini neredeyse tümüyle çöpe attığının göstergesi. Haziran ayında dolar 4.90’ları görürken, Türkiye’nin TL ile dış ticareti keskin bir katana ile ortadan ikiye bölünüp atılmış gibi duruyor. Ve tabii medyaya yansıyan son haberler TL değer kaybettikçe bu etkinin daha da hızlandığının bir işareti.

Cuma günü Türk parasındaki hızlı değer kaybının TL ile dış ticaret işlemlerini nasıl etkilediğini gösteren çarpıcı örnekler yaşandı. Çin’in en büyük online seyahat şirketi Ctrip, TL'deki sert değer kayıpları yüzünden müşterilerin TL ile ödeme yapmalarını durdurduğunu belirtti.

Ctrip sözcüsü yaptığı açıklamada bazı müşterilerinin TL ile ödeme yaptıktan sonra bunu iptal edip Çin para birimi yuanda geri ödeme talep ederek TL'deki dalgalanmayı kullanması nedeniyle, internet sitesinde TL ile ödeme yapma seçeneğini kaldırdığını duyurdu.

300 milyondan fazla üyesi olan şirket, Çin’e iş ya da turizm için giden Türk vatandaşlarının ülke içindeki dolaşımının bağlantılarını indirimli olarak sağlıyor. Birçok para biriminden ödeme kabul eden şirketi TL ödemelerini dondurması, her ne kadar iki ülke arasında resmi swap anlaşmaları olsa da, ticaretin günlük kurallarının farklı işlediğini gösteriyor.

Öte yandan Türkiye’nin yerel paralarla dış ticaret yapma fikri, bu görüşün en ateşli savunucusu Rusya’dan da net bir karşılık bulamıyor. Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov dün, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye, Çin, Rusya, İran ve Ukrayna gibi ülkelerle ticaretini milli para birimleri üzerinden yapacağız’sözlerini özel olarak değerlendirdi.

Rusya’nın, uluslararası ticarette milli para birimlerinin kullanılmasını desteklediğini ifade eden Peskov şunları söyledi:

‘Rusya bu konuyu uzun süredir, en üst düzey seviyeler de dahil olmak üzere çeşitli seviyelerde çalışıyor. Rusya, Türkiye ile de milli para birimleriyle ticaret yapmak istiyor. Ancak bu konunun üzerinde titizlikle çalışılması gerekiyor.’

Rus sözcünün açıklamasındaki zamansal belirsizlik, bugünlerde döviz krizini durdurmak için alternatif arayan Erdoğan iktidar ve Türkiye’nin ekonomik-siyasi kaderine ilişkin soru işaretlerini daha da büyütüyor.

Halkanın üçüncü parçası olan İran’la yerel para cinsinden yapılan dış ticaretin payı ise hala sıfır.

Veriler Erdoğan’ın dolarsız bir dünya fikrinin en azından şimdilik gerçek hayattaki rakamlarla çok büyük çelişkiler taşıdığının göstergesi. Buna karşın Erdoğan ve onun bağlayıcı yönetimiyle bir ekonomik kaosa sürüklenen Türkiye’de hala milyonlarca insan görülmez bir elin işleri düzelteceği beklentisini taşıyor. Erdoğan’ın ‘Onların doları varsa bizim de Allahımız var’ sözleri de bunun bir işareti.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.