Herkes önce sağlık sonra ekonomi diyor - Emre Alkin

Ekonomist Emre Alkin, 4 Haziran'da blogunda kaleme aldığı yazısında, "Piyasa dengeleriyle çok fazla oynuyoruz. Sonunda bozacağız diye korkuyorum" ifadelerini kullandı:

Dün açıklanan enflasyon oranları ile ilgili hem TV hem de Youtube üzerinden yeterince açıklama yaptım. Gerekirse yarın sabahki yazımda bir kere daha değinirim. Şimdi başka bir meseleye dikkatinizi çekmek istiyorum.

Dünya Bankası'nın "Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu"nun teknik detayları geçenlerde yayınlandı ve maalesef IMF Raporları gibi oldukça olumsuz yorumlara yol açtı diyebilirim. 

Rapora göre salgına karşı alınan önlemlerin sertliği ve çeşitliliği, tüm ülkelerde "derin resesyona" sebep olacak ve nihayetinde bu durum küresel ekonomiye zarar verecek. Özellikle, ekonomisi dış ticaret, turizm ve emtia ihracatına dayalı olan ama sağlık sistemi kırılgan olan ülkelerin zorluğa gireceğinin altı çizilirken, OPEC ülkeleri gibi enerji ihracat eden ülkelerin de bu süreçte çok zorlanacağı belirtilmiş.

Aslına bakılırsa rapor çok da beklenmedik cümleler içermiyor: "Uzun vadede gelişmekte olan ülkelerde yatırımların azalması, istihdam kaybı nedeniyle sadece insan kaynağının değil fiziksel sermayenin de yıpranması sonucunu yaratacak. Hal böyleyken gelecekte üretim ve iş gücü verimliliğini azaltacak." 

İlginç de bir önerisi var Dünya Bankasının: "Ekonomik unsurlara destek vermek yerine, acilen sağlık sistemlerine destek verin." Böylelikle, salgının ekonomi ve istihdama yapacağı negatif baskının kısa vadede önlenmesi, hemen ardından da kapsamlı reformlar yaparak ekonomilerin tamamen virüsün etkisinden arındırılması gerektiğinin altı çizilmiş. Hatırlarsanız daha önceki yazılarımda pandemik salgınların her zaman bir reform ve restorasyon faaliyeti için fırsat tanıdığını belirtmiştim. Dolayısıyla Dünya Bankası'nın bu yaklaşımına katılıyorum. 

Bu satırları yazarken aklıma bir anı geldi. Üniversitede bilimsel makalelerin hakemliğini yapmakta olduğum için, iki yıl önce "petrol ihraç eden ülkelerde sağlık sistemi" isimli bir çalışmayı okuduğumu net hatırlıyorum. Söz konusu makalede Petrolden elde edilen gelirlerin düşmesi sebebiyle sağlık sisteminin ciddi bir güçlüğün içine girdiğini, çünkü Petrol İhraç Eden Ülkelerde genellikle sağlık hizmetlerinin devlet tarafından yürütüldüğü belirtiliyordu. Ancak makale bir çözüm önerisi içermiyordu. Sadece bu durumu matematik ve istatistikle anlatan sayfalarca yazı ve yüzeysel bir sonuç bölümü vardı. Ben de tekrar gözden geçirilmesi için geri yollarken şöyle bir not yazmıştım: "Peki bu ülkelerde sağlık istemi özelleştirilmeli mi ? Yoksa petrol haricinde başka sektörlerin de yeşermesi sağlanmalı ? Çözüm öneriniz ne ?".

Bana göre, bilim insanlarının sadece sorunların neden ortaya çıktığını anlatan çalışma ve yaklaşımlardan genç yaşta kurtulmaları çok önemli. Umarım bu uyarım genç meslektaşıma fayda sağlamıştır.  

Konuya geri dönersek: Dünya Bankası Raporu, enerji ihraç eden gelişmekte olan ülkelerin de benzeri görülmemiş bir halk sağlığı kriziyle karşı karşıya olduğunu söylemiş. Ancak şunu da eklemiş: "Koronadan önce de durumları zaten kötüydü."

Özetle, Türkiye'nin Koronadan sonra çabucak ayağa kalmasını sağlayacak faktör sağlık çalışanları ve sağlık sistemi olacak diyebilirim. Dolayısıyla "kazanan taktiği sakın değiştirme" sözünü hatırlamak ve rehavete kapılmamamız gerekiyor. 

Şunu da söylemem lazım: Piyasa dengeleriyle çok fazla oynuyoruz. Sonunda bozacağız diye korkuyorum.

Bu yazı Emre Alkin'in blogundan alınmıştır

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar