İsfender Korkmaz: ‘Ekonomide çıkış yolu kalmadı’

İktidarın reform söylemi, yargıdaki siyaset endeksli alınan kararlarla inandırıcılığını yitiriyor. 

Hukukta reforma gerçekleşmedikçe yatırımcı da yüzünü Türkiye’ye ters çevirmeye devam ediyor.

Yeniçağ’ın iktisatçı yazarlarından Esfender Korkmaz, “Ekonomide ne yaparsak yapalım, kurumsal altyapı bozulduğu için çıkış yolu yoktur” görüşünü dile getiriyor.

“Kurumsal altyapıyı, demokrasi, hukuk, eğitim, devlet ve din oluşturur” diyen Korkmaz,  “Benzetme yaparsak, eğer altındaki ocak yanmazsa, su ısınmaz. Suyu veya tencereyi değiştirmek fayda vermez. Ateşi yakmak gerekir. Ekonominin ateşi kurumsal yapılardır. Hukuk, sosyal ve ekonomik yaşamın altyapısıdır” vurgusu yapıyor ve ekliyor:

“Hukukta bu altyapı sözleşme özgürlüğü, mülkiyet güvencesi, bağımsız yargı ve istikrarlı yasalarla sağlamlaşır. Avrupa insan hakları mahkemesi ve Anayasa mahkemesi kararları, anayasaya göre tartışılmaz, uygulanır. Her ikisi de uygulanmıyor. Hukukta belirsizlik var. Hukuk düzeni başkanlık sistemine uydurulmak isteniyor. Her gün yasalar değişiyor. Aynı kararnameyi değiştiren birden çok kararname çıkıyor. Bir kişiye mahsus, örneğin rektörlük atamasında, günlük kararnameler çıkıyor. Çin'de demokrasi yok, mülkiyet haklarında kısmi sınırlama var ve fakat kanunlar her gün değişmiyor. Belirsizlik olmadığı için herkes bu yasalara göre pozisyon alıyor.”

Kalkınmanın altyapısını oluşturan eğitim sistemine ideolojinin hâkim olduğunu söyleyen ekonomist, “Gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerde, devlet - piyasa optiumum dengesinin kurulması gerekir. Devletin altyapı yaparak, özel sektörün yatırımlarını teşvik etmesi gerekir. Türkiye de ise devlet dışlandı” diyor. 

Bütçede fiili yatırımların payının yüzde iki seviyesine düştüğünü hatırlatan Korkmaz, “Kamu özel işbirliği ile, bütçe kaynakları talep garantili ve yüksek maliyete çıkan köprü, karayolu ve hastane yatırımlarına gidiyor. Halk da zarar gördü. Osmangazi Köprüsü geçişi otomobiller için 147,5 liraya çıktı” ifadesini kullanıyor.

Bütçeden Diyanet İşleri’ne ayrılan payın, 7-8 bakanlık bütçesini geçtiğine dikkat çeken Yeniçağ yazarı, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Üstelik bu hizmet yalnızca sünniler içindir. Vergisini veren 15 milyon alevi için bu hak yok.Devlette, liyakata göre çalışma düzeni kalktı. Mülakat denilerek veya belediyelerden atama yapılarak, siyasi yandaşlara ve tarikatlara öncelik tanınıyor.İktisat politikaları zaten yok… Ama olsa da, kurumsal  altyapı olmadığı zaten dikiş tutmaz. Faiz ve para sıkılaştırma günü kurtarır. Ama aynı zamanda ekonomiyi yaşadığımız gibi faiz-kur - enflasyon çıkmazına da sokar.”


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.