İstihdam verileri büyüme rakamlarını teyit etmiyor!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ekonomi, 2019 yılının son çeyreğinde yüzde 6 büyüdü. Aynı döneme ilişkin TÜİK, SGK ve İŞKUR’un istihdam verileri de açıklandı. Bu veriler, ekonomideki büyüme rakamlarını teyit etmiyor. İstihdam cephesinde derin kriz sürüyor. 

Öncelikle TÜİK’in Aralık ayı verilerine bakalım. İşsizlik yüzde 13,7 olurken işsiz sayısı 4 milyon 394 bine çıktı. Son bir yılda çalışan sayısı sadece üç bin kişilik artış gösterdi. Bu veriler, sorunun büyüklüğünü anlatmaya yeterken TÜİK’in istihdam rakamlarında uzun süredir tartışılan hususlar söz konusu. 

Son bir yılda çalışma çağındaki nüfus 975 bin kişi artarken bunların sadece 95 bini işgücüne katıldı. Aynı dönemde ev kadınlarının sayısı 541 bin kişilik artış gösterdi. Bir diğer ifade ile 541 bin kadın, iş aramaktan ya da çalışmaktan vazgeçerek ev hanımı olmaya karar verdi. 

Aynı dönemde iş bulma ümidini kaybedenlerin sayısı 240 bin kişilik artış göstererek 838 bine yükseldi. Dolayısıyla geçmiş yıllarda işgücüne dahil olarak çalışan ya da iş arayan kitle, 2019’da ev hanımı olmaya veya ‘nasılsa iş bulamıyorum’ diyerek evinde oturmaya karar vermiş! Aynı şekilde emeklilerin iş aramaktan vazgeçtiği görülüyor. TÜİK bu durumu ‘kriz etkisiyle’ açıklıyor. Ekonomideki daralma nedeniyle iş bulamayacağını düşünen insanların işgücüne dahil olmadığını ileri sürüyor. 

Ancak işgücüne katılımın düşük olmasının, işsizliğin düşük gözükmesine yaradığı gerçeğini göz önüne aldığımızda soru işaretleri çoğalıyor. Zira istihdam olanakları daraldığı için işgücüne katılım artarsa, işsizlik de artacak. Bunun yerine çalışma çağındaki nüfusun bir bölümü, ‘işgücü’ yerine ‘işgücüne dahil olmayan’ nüfusun içinde gösterildiğinde işsizlik olduğundan daha düşük gözükebiliyor. Özellikle işgücüne dahil olmayan kitlenin büyüklüğü soru işaretlerini artıran bir husus. 

Örneğin çalışmaya hazır olduğunu beyan eden 2 milyon 468 bin kişi, son bir ayda iş aramadığı için TÜİK tarafından işsiz sayılmıyor. İşgücüne de dahil edilmiyorlar. Oysa bu kişileri dahil ettiğimizde işsiz sayısı 7 milyona, işsizlik yüzde 22’ye dayanıyor. 

Genç ve eğitimli nüfustaki işsizlik, sorunun bir başka boyutu. 15-34 yaş grubundaki genç işsiz sayısı 2 milyon 609 bin kişi ile rekor düzeyde. İŞKUR verileri iş arama sürelerinin giderek uzadığını ortaya koyuyor. Bir yıldan daha uzun süredir iş arayanların sayısı 665 bin kişiye ulaştı. 

İŞKUR’un 2020 yılı Ocak ayı verilerine göre işsizlik maaşına başvuran kişi sayısı 163 bin. Bu veri tek başına, bir ayda en az bu kadar kişinin işini kaybettiğini gösteriyor. 

Yine Ocak’ta kısa çalışma ödeneği kapsamında maaşı İşsizlik Fonu tarafından ödenen kişi sayısı 24 bin 847 oldu. Kısa çalışma ödeneği, kriz dönemlerinde firmaların işçi çıkarmasını engellemek için maaşların Fon’dan ödenmesini öngören bir uygulama. 2019 yılında özel sektörde çalışan 181 bin kişinin maaşı Fon’dan ödendi. Kriz dönemine has kısa çalışma ödemelerinin devam etmesi, reel sektörde daralmanın sürdüğünü ortaya koyuyor. 

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kayıtlı istihdama ilişkin verilerine göre de 2019 Kasım’da 14 milyon 393 bin olan sigortalı çalışan sayısı Aralık ayında 14 milyon 314 bin kişiye geriledi. Dikkat çekici bir diğer nokta ise kayıtlı çalışan sayısının 2017 yılının bile gerisine düşmüş olması. 

TÜİK, İŞKUR ve SGK’nin verilerini birlikte değerlendirdiğimizde, 2019 yılının son çeyreğinde yakalanan yüzde 6’lık büyümenin hiçbir şekilde istihdama yansımadığı görülüyor. Diğer bir ifade ile istihdam verileri, büyüme rakamlarını teyit etmiyor. Her durumda önemli bir sorunla karşı karşıyayız. Zira Türkiye gibi genç nüfusa sahip bir ülkede istihdam en öncelikli konu. Kamuoyu yoklamalarında işsizlik birincil sorun olarak karşımıza çıkıyor. Milyonlarca eğitimli genç işsizlikten kıvranıyor. Mevcut veriler, çift haneli işsizlik rakamlarının daha uzunca bir süre devam edeceğini de gösteriyor. 

İşsizliğin görünmeyen ve çok tartışılmayan diğer bir yakıcı yanı ise ücretler üzerindeki etkisi. Çalışmak zorunda olan eğitimli gençler, iş kapma yarışı nedeniyle düşük ücrete razı oluyor. Bu durum domino etkisiyle ücretleri hızla aşağı çekiyor. Asgari ücret, temel ücrete dönüşürken eğitimli nüfus, niteliklerine uymayan işlerde karın tokluğuna çalışmak zorunda kalıyor. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.