Kahveci: Milletin dövizi tekrar millete nasıl satılabiliyor?

Muhalefetin peşini bırakmadığı Merkez Bankası’nın 128 milyar dolar rezerv konusu tartışması bitmek bilmiyor. 

AKP iktidarından farklı sesler çıkarken Erdoğan’ın konuyla ilgili suskunluğu devam ediyor. 

Konuyu bugünkü köşesine taşıyan Karar yazarı İbrahim Kahveci, tartışmalara swap hatırlatmasında bulunarak değiniyor. 

Kahveci’nin yazısının özeti şöyle: 

"Siz yabancı para mevduatınızı bankanıza emanet ediyorsunuz. O bankadan ise Merkez Bankası TL vererek karşılığında dövizi kendi uhdesine alıyor. İşte buna swap, yani takas deniliyor.

Merkez Bankası belirli bir -kısa- vade için yaptığı bu takas ile kasasına sizin bankadaki dövizinizi almış oluyor.

Banka hesabında mevduat olarak görülen döviziniz aynı zamanda Merkez Bankasına geçtiği için orada da rezerv olarak gözüküyor.

Ama bilindiği kadarı ile Merkez Bankası sizin bankadaki dövizinizi takas yolu ile aldıktan sonra kendi kasasında da tutmamış. İşte o dövizi kamu bankaları vasıtası ile tekrar size satmış.

128 milyar doların bir kısmı bu tür işlemden kaynaklanıyor. Kısaca sizin dövizinizin tekrar size satılmasından geliyor.

Burada gerçekten bir ‘cin’ fikir var.

Milletin dövizi tekrar millete nasıl satılabiliyor? Bu fikir kimin ve nasıl aklına gelebiliyor?

Bu önemli bir nokta olsa gerek.

Bugüne kadar ne Demirel ne Özal ne de Ecevit dönemlerinde bu tür uygulamaların konuşulduğunu ve uygulandığını hatırlamıyorum.

94 krizinde ve 2001 krizinde sadece Merkez Bankasının net döviz rezervinin eksiye geçtiğini duymuştuk. Ama o eksi Merkez Bankasının yükümlülüklerinden dolayı yaşanmıştı. Mesela Bankalar döviz mevduatlarının belirli bir karşılığını (şimdilerde yüzde 22) Merkez Bankasına veririler.

İşte o krizlerde bu dövizlerin de altına düşüldüğünü duymuştuk ama Milletin dövizlerinin tekrar Millete satıldığını hiç duymamıştık.

Oysa bugün çok şeyler duyuyoruz.

Döviz satışında nasıl ki Hazine’nin ve perde arkasında Kamu Bankalarının kullanılması gibi...

Satışın saklanması ve bir türlü açıklanmaması gibi...

Burada temel meseleyi açıklayalım: Acaba bu cin fikirler kimin veya kimlerin aklına geliyor? Bu fikir sahipleri nasıl bir eğitim sürecinden geçiyorlar da bu cin fikirlere kavuşabiliyorlar? Bu eğitim sistemi TC Milli Eğitim Bakanlığına ait olmadığına göre, hangi eğitim sisteminden geliyor?"

Yazını tamamına buradan ulaşabilirsiniz