Katar’ın 15 milyar doları ne kadar değerli?

Türkiye’nin bölgesel müttefiki Katar, Washington ile sürmekte olan kriz sırasında, Türkiye ekonomisini istikrara kavuşturmaya yardımcı olmak amacıyla 3 milyar doları para birimi takası olmak üzere, 15 milyar dolarlık yatırım sözü verdi. 

Ne var ki analistler bu paranın tamamının zamanında gelemeyebiliceğini ve Türk lirasının düştüğü ve krizin göz kırptığı bir dönemde, tek başına çok fazla etkisinin olamayacağını söylüyorlar. 

Körfez Emirliğinin yardım vaadi, üst düzey Türkiyeli yetkililerin bölgede yollara düşmesi sonucu, bu ay Türkiye’nin döviz krizinin derinleşmesinin ardından geldi. Geçerliliği kuşku götürür ekonomik politikaları, 1 Ağustos’tan itibaren, Amerikan yaptırımları takip etti. Bu yaptırımlar, Amerikalı bir misyoner rahiple birlikte 10’dan fazla Amerikan vatandaşının Türkiye’deki tutukluluklarının sürmesine gösterilen bir tepkiydi. 

Yatırımcılar Katar’ın vaadini başlangıçta olumlu bir işaret olarak değerlendirip, Lira’nın değerini, kısa vadeli bir yükseliş trendinde, temkinli bir şekilde yukarı çekmiş olsalar da, bir çok analist Türkiyenin gereksinim duyduğu finansman miktarı ve ekonomisinin kırılganlığı göz önüne alındığında, bu paranın pek de bir fark yaratmayacağı görüşünde. Lira bu sene %40 civarında değer kaybetti, enflasyon ise %16’ya dayandı. 

Türkiye’nin diğer körfez ülkelerinden ve gergin diplomatik ilişkileri nedeniyle Avrupa’dan para bulamamış olması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değerli müttefikler olabilecek ülkelerle köprüleri nasıl atmış olduğunun bir göstergesi. Örneğin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Ürdün’ün Merkez bankalarına, son dönemde ekonomik problemler yaşadıklarında, milyarlarca dolarlık yardım sağlayarak, bu ülkelerin finansal durumlarını güçlendirmişlerdi. 

ANAP’ın eski genel başkanı, Akademisyen Nesrin Nas, “Suudi Arabistan ve BAE ile siyasi ilişkiler iyi değil” dedi ve ekledi: “Erdoğan her şeye yeniden başlamaya, Amerika, Avrupa ve Ortadoğu ile barışmaya, ve Türkiye’nin günlük ekonomik işleyişine karışmaktan vazgeçmeye karar vermezse, Türkiye taze para bulamaz.”

 Türkiye ile Katar arasındaki ilişkiler eskiden beri iyiydi. İki ülke arasındaki bağlar her ikisi de Müslüman Kardeşlerin desteklediği bir politikacı olarak 2012 yılında Mısır’da Başkan seçilen ve 2013 yılında ordu tarafından devrilen Muhammed Mursi’ye güçlü bir şekilde arka çıktıklarında daha da güçlendi. Ayrıca, Suriye’de, 2011 yılında başlayan silahlı ayaklanmadan sonra, Başkan Başar Esad’ı devirmek için savaşan militan grupları birlikte desteklemeye de başladılar. 

Ancak aradan geçen yıllarda her iki ülke de uluslararası alanda giderek daha çok marjinalize oldular. Türkiye Erdoğan’ın giderek artan otoriteryenizmi ve hak ihlalleri ile neredeyse aforoz edilmiş bir devlete dönüştü, Katar ise, terörist gruplara destek verdiği iddiasıyla, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Mısır gibi komşuları tarafından boykot edildi. 

Türkiye’deki Katar yatırımları son yıllarda 20 Milyar Dolara kadar çıkarken, Türkiye de bu ada emirliğine en çok ihracat yapan ülkelerden oldu. Türkiyeli inşaat firmaları bu ülkeden karlı altyapı ihaleleri aldılar. 

Ancak Katar’ın vaadi uygulamada ne anlama geliyor? Örneğin 15 Milyar Dolar, Türkiye’nin nihayetinde Türk Lirası ile ödeyeceği 3 Milyarlik para birimi takasını da içeriyor mu? Para tam olarak ne zaman ve ne şekilde gelecek?

Demokrasileri Savunma Vakfından Varsha Koduvavar ve Aykan Aydemir, American Interest’de iki ülke arasındaki sıkı bağlara rağmen, Doha’nın yardım vaadi kararında, jeopolitik kaygılar kadar, Katar’ın bankacılık sektörüne sirayet korkusunun da rol oynamış olabileceğini yazdılar. Yazarlar, finans paketinin çok az ayrıntısının açıklandığını, paketin bu belirsizliğinin, Katar’ın hem zamanlama hem de miktar ile ilgili seçeneklerini açık tutmasına yardımcı olduğunu söylediler. 

Katar Ulusal Bankası’nın varlıklarının %15’i Türkiye’de bağlı. Körfezin bu en büyük bankası, Türkiye’deki Finansbank’ı, 2016 yılında, Yunanistan Ulusal Bankasın’dan 3 Milyar Dolar’a satın aldı. 

Katar parasının ne kadarının, şu an için daha kritik olan kısa vadeli mali yardım olarak değil de, uzun vadeli doğrudan yatırım olarak geleceği belli değil. Doha fonları kullandırırken acele etmemeyi ve hatta Türk Firmaları ve varlıkları dibe vurduğunda iyice ucuzlayacak fiyatlardan faydalanmayı düşünebilir. 

Sonuçta Katar bir taşla iki kuş vurmuş oldu, zira bir yandan Türkiye’nin kırılgan piyasalarını kurtarırmış gibi bir görüntü verirken, bir yandan da, fırsatçılık yaparmış gibi görünmeden, önümüzdeki aylarda gelecek ödülleri toplayacak şekilde pozisyon almış oldu. 

Gerçekten de Katar’dan gelecek para Katarlı seçkinlerin Boğaz kıyısındaki gayrimenkul portföylerini artırmaları veya varlıkları erimiş Türk şirketlerini dibe vurmuş ucuz fiyatlardan, Lirayla satın almaları için bir fırsat sunabilir. Eğer böyle olursa, gelecek fonlar, Erdoğan hükümetinin mali canlandırma politikaları ve suni olarak düşük tutulan faizlerle dengesini bozduğu Türkiye ekonomisinin istikrara kavuşmasına yardımcı olmaz. Dahası bu çabalar sonuç vermez ve kriz derinleşirse, bu fonlar Cumhurbaşkanına ekonomik olarak da zarar verirler. 

Ekonomist Emre Deliveli Katar Parasına, yaygın olarak kabul görmüş ekonomik görüşlere güvenilir bir bağlılığın da eşlik etmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan faizlerin artırılmasına karşı çıkarken, geçtiğimiz Haziran ayından beri Hazine ve Maliye bakanı olan damadı Berat Albayrak ise, yatırımcıları hükümetin gereken acı verici adımları atmaya niyetli olduğu konusunda ikna etmeyi başaramadı. 

Daha önce HSBC’de çalışmış olan Deliveli “Türkiye için bir çıkış yolu var — döviz krizlerinden çıkmanın en bildik yolu: bir yandan faizleri artıracaksınız, bir yandan da IMF’ye giderek yatırımcıları sakinleştireceksiniz,” dedi ve devam etti:

“Katar’dan gelen para 15 Milyar da olsa, 50 Milyar da olsa, IMF’in yerini tutmaz, zira bir çapa olarak işlemez ve yatırımcılara güven vermez. Kendinizi herhangi bir taahhüt altına sokmuş olmuyorsunuz.”

Deliveli yine de, komşularının Katar’a boykot uygulamasına rağmen, bu körfez ülkesinin yeterli fon sağlayacak büyüklükte bir GSYİH’nın bulunduğunu söyledi. Ayrıca Türkiye’ye destek vaadini tutması da muhtemel, zira analistlere göre, Amerika ile kendi kırılgan ilişkilerinin olumsuz etkileri sınırlı kalacaktır ve Türkiye de kendi halkı tarafından güçlü bir şekilde destekleniyor.

Başkan Donald Trump geçtiğimiz yıl Katar’ı “terörü finanse etmekle” suçlamış ve Suudi Arabistanı ve Katar’ın bölgesel kan davasındaki diğer rakiplerini desteklemiş olsa da, bu ülkenin Emirini geçtiğimiz Nisan ayında Oval Ofis’te kabul ederek onu aşırılıkçılara karşı verilen mücadelede önemli bir ortak olarak resmetti. 

Ankara’lı siyasi analist ve araştırmacı Ali Bakeer Katar liderliğinin ve iş dünyasının, özellikle de Türkiye’nin 2017 körfez krizi sırasında bu ülkenin yanında durmuş olması sebebiyle, Türkiye’ye verilen destek konusunda muhtemelen birleşmiş olduklarını söyledi. 

Bakeer, “iş siyasete ve bölgesel meselelerde pozisyon almaya gelince, her iki ülke de aynı değerleri, vizyonu ve çıkarları paylaşıyorlar” dedi ve devam etti:

“Artan bölgesel tehditler ve diğer devlet ve devlet dışı gruplardan kaynaklanan tehlikeler karşısında, her iki ülkeyi de birbirine yaklaştıran en önemli faktör bu.”

Bakeer paranın Türkiye’ye takas anlaşmaları şeklinde sağlanacağını, buna ilaveten belli sektörlere orta vadeli yatırımlar yapılabileceğini söyledi. 

Ancak yine de Amerika’dan kaynaklanan diplomatik baskıların ciddi bir ölçüde artması durumunda, Katar’ın finansman sağlamayı kesmesi de ihtimali dahilinde. 

Amerikan ordusu, 10.000 Amerikan askerine ev sahipliği yapan el Udeid Hava Üssü ile, söz konusu Körfez ülkesinin güvenliğini sağlıyor. Doha geçtiğimiz yıl Amerika ile teröristlerle ilgili bilgi paylaşmak için anlaşmalar imzalamış olsa da, Trump’un bir anda istikamet değiştirmesi ve Doha’nın Türkiye’ye sunduğu mali desteğin, Amerika’nın Brunson ve diğer Amerikalıların serbest bırakılması için Türkiye’yi sıkıştırma çabalarını baltaladığına karar vermesi mümkün. 

Koduvayur ve Erdemir, “Katar geçtiğimiz yıl çok çalışarak Trump yönetimini daha tarafsız bir pozisyona çekmeyi başardılar,” diyorlar ve ekliyorlar: “Katar’ın Amerika karşısında bu kadar açıktan Erdoğan’ı desteklemesi, üstelik de bunu Amerikan vatandaşlarının esenliğini ilgilendiren bir konuda yapması bu ilerlemeyi riske atabilir.”

Ancak Trump’un ulusal güvenlik danışmanı John Bolton geçtiğimiz hafta medyaya söz konusu yardımın Türkiye’nin finansal kaderine etki edemeyecek kadar küçük olduğunu söyledi.

Bolton “Vaat ettikleri miktar Türkiye ekonomisine etki edemeyecek kadar yetersiz,” dedi ve ekledi: “Yardımcı olmadığı kesin ama vaatlerinden ne çıkacağını göreceğiz.”

Lira bu hafta da dolar karşısında değer kaybetmeye devam etti. Sadece Ağustos ayında Lira’nın değer kaybı %20’yi buldu.

Erdoğan hükümetinin küçük koalisyon ortağı, Milliyetçi Hareket Partisi başkanı Devlet Bahçeli de Katar yardımının sınırlı kalacağı konusunda aynı fikirde olmakla birlikte, bu jesti takdirle karşıladı. 

Ancak ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu, hükümeti Katar’dan gelecek paranın Türkiye’yi Doha’nın jeopolitik arzularına tabi kılıp kılmayacağını açıklamaya davet etti.

Londra’daki Blue Bay Varlık Yönetimi firmasında gelişmekte olan piyasal üst düzey stratejisti olan Tim Ash, Türkiye’nin başka kaynaklardan esaslı bir mali yardım bulmak konusunda başarısız olmasının, ona Amerika ile arasındaki krizi çözüme kavuşturmak ve muhtemelen yardım için IMF’ye başvurmak dışında bir seçenek bırakmadığını, bunun da Amerika’nın desteğini gerektiren bir adım olduğunu söylüyor.

Ash “15 Milyarlık Katar desteği dışında, Türkiye için, ihtiyaç duyduğu büyüklükte bir mali yardım paketi yok, velev ki Erdoğan IMF’ye gitmeyi kabul etsin ki bu da Amerika ile jeopolitik cephede uzlaşma gerektirir” dedi.  

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.