Konkordato furyası ya da ölüm döngüleri: Bunalımdan çıkamayız

Cumartesi günü TÜYAP Kitap Fuarı’nda takipçilerimle buluştuk. İlgi umduğum ölçüde değildi, sadece 2 bin kişi filan geldi. Coğrafi dağılım dengesizdi, Van ve  Kastamonu’dan katılım eksikliği  beni kaygılandırdı. Hedefe kitlenen sosyal medya kampanyaları ile bu illeri de aktive edeceğim. Bu arada bir Instagram hesabım olduğunu da öğrendim. Hayatımda uğramadığım ve nasıl kullanılacağını da bilmediğim bir platformda aktif olmamı, hayalle gerçek arasındaki insansız bölgede yaşadığım acılı ve fırtınalı hayatımın dimağımın bazı lokallerinde yarattığı derin ve kalıcı hasara  bağladım.

Bana dolar kuru sormayan bütün dostlarıma teşekkürü borç bilirim. İşin ticari boyutu da muhteşemdi tabii ki, 97 ayak boyundaki uçak yakıtıyla çalışıp, deniz mili başına 100 galon yakan yatımın adını TÜYAP koyacağım. Bu işin mali boyutu o kadar cazip ki, niye Türkiye’de herkes inşaatçı olmak ister de, yeterli sayıda yazar çıkmaz hep merak ederim doğrusu.

Biz ekonomistler insanoğluna modellerimizde büyük bir estetikle tarif ettiğimiz homo economicus’un tırnağı kadar olamadığı için hep içerleriz zaten.

Tek yanılgımız bu olsa öpüp de başımıza koyacağız. Biz Türkiye’de bir konkordato girdabı başladığını, şirketlerin nakit darlığından çöldeki Kutup Ayısı gibi perişan düştüğünü sanırdık. Meğer şu ana kadar sadece 356 şirket  konkordato ilan etmiş, diyor Sevgili Ticaret Bakanımız Ruhsar Pekcan.

Değerli meslektaşım SABAH yazarı Hazal Ateş de müjdeyi şöyle veriyor:

“Ekonomide dengelenme sürecini başlatırken, üç yıl aradan sonra cari fazla veren Türkiye’yi kur sopası üzerinden hizaya sokamayanların bu kez son dönemde gündeme gelen konkordato talepleri ile kriz algısı yaratma çabalarına son nokta konuldu.

Hükümet, iflas ertelemenin yerine getirilen konkordatoda suistimalin önüne geçmek için inceleme başlatırken, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, konkordato sayısındaki spekülasyonları sona erdirdi. Bakan Pekcan, hem alacaklıyı hem de borçluyu koruyan bir taslak üzerinde çalışmaların sürdüğünü ifade etti."

Amigdalamın arkasında yatan o home economicus gavatı soruyor: Konkordato furyası yoksa, NİYE “suiistimalin önüne geçmek için inceleme başlatılırken” bir yanda da “hem alacaklıyı hem de borçluyu koruyan bir taslak üzerinde çalışmalar sürüyor”?

Bu sorulara cevap alıncaya kadar yüksek müsaadenizle, linkteki listeyi referans vererek, değerli SÖZCÜ yazarı Türkmen Bağımsız Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.’nin kurucusu, Dr. Nedim Türkmen’in “Konkordato ilan eden şirket 3 bini geçti” tespitine göre analiz yapacağım.

“Şu anda mahkemelere yapmış oldukları konkordato talepleriyle ilgili kararları bekleyen ve konkordato talebi için hazırlık yapan borçlu sayısı dikkate alındığında, yıl bitmeden bu sayının 5 bin ila 7 bin arasında olacağını söyleyebiliriz” diyor değerli yazar.

Konkordatolar biz ekonomistlerin sık kullandığı “bedava öğle yemeği yok” ya da “yediğin hurmalar bir gün elbette seni alttan tırmalar” teoreminin ispatı olduğu için yakından takip edilmesi gereken bir mesele.

Konkordato furyasının ardında FETÖ’cü şirketlerin mal kaçırmak için yaptığı hileli iflas başvuruları yatıyor. Ama Ticaret Hukuku ve iş dünyasının nasıl işlediğini bilmeyen ebleh bir kafa bu suistimale engel olmak için OHAL kararnamesi çıkartınca, suistimalin yerini açıkça iğfal etme ve kötüye kullanma alıyor.

Hurmaların geri dönüşü de diyebiliriz. Canı sıkılan konkordato ilan ediyor. Bakınız yine her sabah kaçırmadan okuduğum SABAH yazarı Dilek Güngör ne teşhiste bulunuyor:

“Anlayacağınız, patronlar zengin, şirketleri borçlu. Devlet babadan destek bekliyorlar! Bu basiretsiz ve hoyrat tüccarlık kafasından bir an önce kurtulmamız gerekiyor."

Ekonomiyi kasıp kavuran üç ölüm döngüsünden biri bu konkordato furyası. Çünkü suyun başında oturan firma borçlarını ödemeyince, ona mal satan onlarca küçük tedarikçi de geberingen oluyor. Ödeme zinciri kırılıyor, buhran yukarıdan aşağı yayılıyor.

İkinci ölüm döngüsü bankaların geri dönmeyen kredileri. Elimdeki bir araştırmaya göre, bol bulamaç yeniden yapılandırma borçluları öyle cesaretlendirmiş ki, 2018 sonunda ödenen/tahakkuk eden kredi faizi oranı yüzde 70’in altına düşmüş. Yani bankaya nakit girmiyor. Bakın, altta grafiği var, nakit girmeyince banka da kredi veremiyor. Tarihi bir kredi daralması yaşıyoruz.

Manzaraya bir daha bakalım. Mal sattığınız firma konkordato ilan etti, sizin çek  karşılıksız çıktı, ayrıca mamulünüzü satacağınız başka firma bulmakta da zorlanıyorsunuz. Bankaya gidip bir süre idare etmek için kredi istediniz, size babayı hediye ettiler. Bu da ekonomiyi boğan ikinci ölüm girdabı.

Gelelim üçüncü ölüm döngüsüne, bunun vaka analizini süt ürünleri endüstrisinde yapıyoruz.  “Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği’ne üye olan beş farklı üretici birliği yetkilisinin verdiği bilgiye göre, dört-beş aydır ülke genelindeki süt üreticileri, sanayi firmalarından ödeme alamadığı için personel maaşlarını, vergi borçlarını ve üretim için gerekli olan hammaddeyi almakta güçlük çekiyor.Ödemenin her ayın 10’u ile 15’i arası yapılması gerekirken ay sonuna ertelendiğini dile getiren Konya Akören Süt Üretici Birliği’ndeki bir yetkili, 'Ödeme yapılsa bile ancak taksit taksit yapılıyor. Zorlanıyoruz” diye konuştu. İzmir Ödemiş Süt Üreticileri Birliği Başkanı İbrahim Sakınlı, 450-500 bin liralık alacağın biriktiğini söylerken, Balıkesir Süt Üreticileri Birliği’nin alacağı ise 3 milyon lirayı aştı."

Diyeceksiniz, n’olacak yani, topu topu dört-beş milyon kayme, ekonomiyi kasmaz. Kasar, hem de öyle bir kasar ki!  Süt üreticileri de yem üreticilerine (köylüye) ödeme yapamıyor, bu kez onların geliri düşüyor ve   tüketimi kısıyorlar. Bu döngü de inşaat, tarım, ayakkabı, lojistik gibi bir çok işkolunda var. İşsiz kalan emekçi ya da parasını alamayan aile şirketi sahibi tabii AVM’de alışveriş de yapamıyor. Onlar alışveriş yapmayınca, perakendeci de tedarikçisine ödemeyi geciktiriyor.

İşte bu nedenle bunalımdan çıkamayız. Kısır döngüyü bozmak için ekonomiye mebzul  miktarda nakit enjeksiyonu lazım, ama nakit yok.

Çırpındıkça batıyoruz, battıkça daha fazla çırpınıyoruz.


Bu yazı Para Analiz'den alınmıştır.